"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

İnsanları konuşamayan bir ülke gelişebilir mi?

YARGITAY Başkanı Rüştü Cirit, ilk derece mahkemelerinde 13 milyon dava dosyası olduğunu söyledi. Yani, bu ülkede her 3 kişiden biri devletle veya bir diğeriyle davalık.
Geçimsiziz, uzlaşmayı beceremiyoruz.
Belki yüzyıllarca anlaşmazlıklar kadıların ‘höt zöt’ demesiyle çözüldüğü için uzlaşma kültürünü geliştirememişiz...
Belki de uzun yıllar tek parti ile yönetildiğimiz, devamında darbelere maruz kaldığımızdan ve baskıcı yönetimlerden demokrasiye bir türlü sıra gelemediğinden.


*


Öyle ya da böyle, demokrasi içselleştirilmediğinde farklı görüşlere de tahammül olmuyor. Bu olmayınca uzlaşmayı öğrenmek zorlaşıyor.
Siyasal olgunluğun olmadığı bir yerde sosyal olgunluktan söz edilemeyeceği gibi, sosyal olgunluğun olmadığı bir yerde de siyasal olgunluk beklemek zor.
Böyle bir kısır döngü.
Bu kısır döngünün kırılmasının tek yolu ise sandığa kilitli olmayan, hayatın her alanına uzanan bir demokrasi kültürü.


*


Batı toplumlarının büyük ölçüde sorgulayan, eleştirel düşünceye sahip, farklılıklara saygılı, kendine güvenen bireylerden oluştuğunu görmeyenler ya kör... Ya da uzlaşmadan değil, çatışmadan besleniyorlar.
“Başkaldıranların kafalarını ezeceğiz” diye konuşan bir siyasetçi uzlaşma kültürüne mi hizmet eder, yoksa çatışma kültürüne mi?
Devlet insanların ortak hedefini gerçekleştirmek için yok mudur? Bu ülke insanlarının hedefi kafa ezmek midir?
Devlet bireyin mutluluğu için varsa eğer, biz kafa ezerek mutlu olan insanlar mıyız?
Bu dili kullanan bir yöneticinin barışçıl ve uyumlu bir toplumsal yapı kurulmasına katkıda bulunması beklenebilir mi?


*


Bize gelişmişliğin tanımını ‘yol, baraj, köprü, havalimanı, HES, termik, nükleer santral’ diye yaptıklarına bakmayın.
Gelişmişlik bunlarla ölçülmez.
Gelişmek için konuşabilmek, dinlemek, diyalog kurmak, saygı duymak, tahammül etmek, birlikte huzurla yaşayabilmek gerekir.
İletişim çağındayız ve sokaktan tutun da Meclis’e kadar hiçbir yerde ortak noktada buluşamaz olduk.
Biz konuşup anlaşamadıktan, asgari müşterekler bulamadıktan sonra bırakın 4.5 G’yi, 10 G gelse neye yarar?


*


Zaten uzlaşamayan bir toplum iken...
Bir de üstüne, yıllardır mezhepçi, ayrımcı ve toplumu tek tipleştirme gayretinde söylemlerle çatışmayı körükleyen siyasetçiler tepemizde.
Buna şimdi bir de hepimizden ispiyoncu yaratma hevesi eklendi.
Daha boyumuz bir karışken edindiğimiz değerleri çöpe atıp muhbir olmamızı istiyorlar.
Toplum halihazırda ciddi bir güven sorunu yaşarken, bizi güven duygusundan tamamen soymaya yelteniyorlar.
Bu kadar basit mi yani?
Ya onlardanız...
Ya da terör yanlısı bireyler miyiz?

X