"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Çocuğun beyanı neden yetmiyor?

BİR adam düşünün ki, 16 yaşındaki öz kızı onu cinsel tacizle suçluyor. Öyle bir kere, iki kere de değil, tam 6 yıldır süren bir cinsel istismar.

Hangi çocuk babasını yok yere böyle bir şeyle suçlar? Eksiktir, fazladır ama bir çocuk böyle bir şey söylüyorsa bu gerçektir.

Bu adam da tutuklandı, ‘zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 18 yıla kadar hapsi istendi.

Ama hepi topu 25 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

*

DHA’dan Felat Bozarslan’ın haberinden öğrendik ki, cumhuriyet savcısı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile mağdur avukatının Diyarbakır’da 16 yaşındaki kızını istismar eden babanın tutuklanması yönünde talepleri mahkemece reddedildi.

Baba, kızının kız kardeşi ve annesiyle birlikte yaşadığı eve yaklaşamıyor, uzaklaştırma kararı var. Ama bu çocuklar dışarı çıkıyor, okula gidiyor.

Nitekim, baba da tahliye olur olmaz soluğu küçük kızının okulunda aldı ve hem kızı hem de arkadaşlarını darp etti.

Böyle bir adamı serbest bırakıyor mahkeme.

Hem de duruşmada, tanık olarak dinlenen mağdur çocuğun 15 yaşındaki kız kardeşinin de aynen ablası gibi babasının cinsel istismarına uğradığını itiraf etmesine rağmen.

Mahkeme babayı serbest bıraktığı gibi, küçük kız kardeşin itirafıyla ilgili de suç duyurusunda bulunmadı, işlem yapmadı.

Bu bir istismar suçudur. Mahkeme belli ki bu suçun işlenip işlenmediği konusunda bir kanaate varmış. Ya da belli ki bunu ‘basit bir taciz’ diye geçiştiriyor. Oysa bu, taciz diye değerlendirilebilecek bir suç değil. Sürekli devam eden bir suç, bir istismar.

Her halükârda, mahkeme çocuğa inanmayıp aslında böyle bir olayın olmadığını düşünüyor.

Çocuklar istismara uğradıklarını beyan ettiklerinde neye göre karar vereceğiz o zaman? “Sadece çocuğun beyanı var, yeterli delil yok” mu diyecek mahkemeler bundan sonra? Peki o zaman biz bu çocukları nasıl koruyacağız?

Temel dayanak, çocuğun beyanı olmalı.

Klasik ceza mantığıyla bakıp “Sadece beyana dayanarak ceza verilmez” diyen mahkemeler çocuğun üstün yararını nasıl gözetebilirler?

İki çocuk birden babasının cinsel istismarına uğradığını açıklıyorsa, mahkeme daha ne delil arıyor ki? Çocuklar yetişkinler gibi iftira atamaz bu konularda; bu kadar çocuklara uzak yargı.

Küçük kız kardeşin itirafı üzerine avukatlar mahkemeye işlem yapıp yapmayacağını sorduğunda ne cevap aldılar beğenirsiniz: “Savcılık orada, gidin ne yaparsanız yapın.”

Oysa mahkeme huzurunda bir itiraf yapılıyor, mahkemenin bunu bildirme zorunluluğu var. Ama bu duyarlılık mahkemede yok.

*

Şurada kaçtır çocuklarla ilgili davaları yazıyorum. Görmek zor değil, çocuklarla ilgili yargılamalarda hâkimlerle ilgili ciddi sorun var. Hâkimlerin çocuğu anlama, algılama gibi bir çabaları yok. Yaptıkları, klasik ceza yargılaması, “Ben bir tanığın veya müştekinin beyanına göre bu adama ceza veremem” kafası.

Oysa işin içine çocuk girdiğinde meseleye böyle bakamazsınız. Cinsel tacize uğradığını söyleyen 15 ve 16 yaşlarında iki kız çocuğu!

Hadi çocuğa uzaklar...

İyi de, hiç mi çocuk olmadılar?

X