"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Büyüyoruz da, nasıl büyüyoruz ona bakalım

TÜRKİYE’de 2003-2011 arasındaki ekonomik büyümenin yüzde 66’sını 12 sektör gerçekleştirdi.

İlk 6’ya bakın, inşaat ve inşaatla ilgili fosil enerjiye bağımlı sektörler olduğunu görürsünüz.
Sorun şu ki, bu sektörler dışarıya bağımlı. Termik santrallardan gelen elektriğin yüzde 55.8’i ithal edilen doğalgaz ve kömürle yapılıyor, demir çeliğin hemen hepsi yurtdışından ithal edilen hurda eritilerek üretiliyor.
Yani, bu sektörlerin büyümesi, ithalatın artması ve cari açığın büyümesi demek.
2013’te 100 milyar civarındaki dış ticaret açığının yüzde 56’sı enerji, yüzde 9’u hurda demir çelik ithalatından kaynaklandı.

*

Vizyon 2023 strateji belgesinde 2023 itibariyle dünyanın en büyük 10’uncu ekonomisi olarak Türkiye’de 500 milyar dolarlık ihracat ve kişi başına 25 bin dolar gelir hedeflenmiş.
Bu hedeflere ulaşmak için stratejik sektörler belirlenmiş. Stratejik vizyon olarak ortaya konan tek unsur ekonomik büyümenin dış bağımlılığını azaltmak.
“2023 hedefine Türkiye hangi sektörler eliyle ulaşmayı düşünüyor?” sorusuna verilen cevaplarda tek belirleyen cari açığın düşürülmesi.

*

2014-2018 dönemini kapsayan 10. Kalkınma Planı’nda kömür madenciliği, yerli kömürle elektrik üretimi, yerli payının arttığı otomotiv, demir çelik sektörleri kamu kaynaklarıyla dolaylı ve dolaysız yoldan cömertçe teşvik edilen sektörler olarak karşımıza çıkıyor. Yerli kömüre ilişkin 2023 hedefi konuluyor.

*

Vizyon denilince insanın aklına yüksek teknolojili, katmadeğeri yüksek, çevre ve istihdam dostu ürünlerde liderlik geliyor ama ne yazık ki bizde durum bu değil.
Sormamız gereken soru şu: Demir çelikte dünya liderleri arasına girme hevesi, inşaata dayalı büyüme politikaları ne kadar gerçekçi ve akılcı?
Yani, enerjide dışa bağımlı, demir cevheri bakımından fakir bir Türkiye demir çelik üretiminde lider olabilir mi ya da olmalı mı?

*

Demir çelik üretmek için hurda demir çeliğe ihtiyacımız var. Türkiye dünyanın açık ara en büyük hurda ithalatçısı. 2009’da tüm hurdanın yüzde 15.7’sini ithal etmişiz. Buna 2013’te 10 milyar dolar ödemişiz.
Hurda demir çelik elektrikli ark ocaklarında eritiliyor. Tüketilen toplam elektriğin yüzde 20’si gibi büyük bir oranı sadece demir çelik sektörü kullanıyor.
Peki bu elektriği nasıl üretiyoruz?
Çoğunlukla dışa bağımlı olduğumuz fosil enerjilerden.
Toplam elektrik üretiminin yüzde 72’sinde kömür ve doğalgaz kullanıyoruz. Üretiminde kullanılan yerli kömürün yüzde 16.2 olan payını düştüğümüzde elektrik üretiminde dışa bağımlılık oranı yüzde 78.

*

Yakıt olarak ithal ettiklerimizin yanında bir de doğrudan elektrik ithalatı söz konusu.
Elektrik enerjisi üretimi için ithal ettiğimiz yakıtlar ve doğrudan elektrik ithalatı toplamda cari açığın en önemli bileşeni.
Buna bir de enerjiyi en yoğun kullanan çimento sektörünü eklediğimizde, inşaata dayalı büyüme politikalarının ülkeyi cari açık kapanına nasıl sürüklemiş olduğunu görebiliyoruz.
Özetle, 2002 sonrası dönemde öne çıkarılmış sektörlerin Türkiye’ye maliyeti çok ağır olmuş. 2002’de enerji ithalatının toplam ithalat içindeki payı yüzde 12’den 2013’te yüzde 22’ye yükselmiş.
Bu sürdürülebilir bir büyüme midir sizce?
(Bu yazıdaki bilgileri Yeşiller ve Sol Partisi’nin Soma Raporu’ndan aldım. Çözümün ne olduğu bir sonraki yazıya...)

X