"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Ali İsmail’in annesine...

CANINDAN can, etinden et kopardılar.

Belki her sabah uyandığında uyku mahmurluğuyla unutuyorsun yokluğunu.
Öyledir uyku, unutturur, iyileştirir.
Ama yüzüne bir avuç suyu çaldığın anda hatırlıyorsun, kalp ağrın başlıyor.

*

Belki onun o yeşil tişörtünü hiç yıkamıyorsun, gidip gelip kokluyorsun. Haklısın, sevdiğin geçip gidince bu dünyadan onu göremezsin, duyamazsın, ona dokunamazsın. Ama o koku yok mu... Teselli ödülü diye kalır geride.
Onun da miadı var be annem.

*

Belki her günbatımında sesini getiriyorsun aklına. Olur ya, sesini unutmaktan korkuyorsun. İnsanın en sevdiğini yitirince sesini unutursa diye nasıl dehşete düştüğünü bilirim annem.

*

Yüzü hiç gitmiyor gözünün önünden. Nasıl gitsin? Biz bile silemiyoruz düşüncelerimizden.
İrili ufaklı fotoğrafları hep elinde, koynunda. Ama buz gibi o çerçeve; dokunsan elin üşüyor.
Sıcacık gülümsemesi bile ısıtamıyor yüreğini; geçmişten bir an sonuçta.

*

Biliyorsun elbette, o gitti, dönen de yok o yoldan geri. Ona isyanın bitti. Epeydir isyanın kanı yerde kalmasın diyeydi.
“Oğlum suçsuzdu ve çok iyi bir insandı. Hayvanları bile severdi” dedin bir sefer.
Bilir misin ki annem, her sokak köpeği gördüğümüzde Ali İsmail için de okşuyoruz...
Her masum suçlandığında “Ali İsmail de suçsuzdu” diyoruz...
Onun kadar iyi insanlar mıyız bilmem ama olmaya gayret ediyoruz.

*

Şu dünyada ortada bir bedel varsa, onu da iyiler ödüyor, biliyorsun annem. Gayesini sorma, onu biz de hâlâ çözemedik.
Çok mahcubuz annem.
Mahcubuz çünkü o öldü, biz hayattayız.
Mahcubuz çünkü kanı yerde kaldı, gücümüz uykudaki vicdanları uyandırmaya yetmedi.
Utanmayanlar adına da biz utanıyoruz annem. Ve bu utançla yaşamak bir kere değil, her gün yeniden ölmeye benziyor.

*

Ama annem, ne talihsizlik ki, Ali İsmail’in ömrü suçluların istisnasız aklandığı bu uğursuz günlere denk geldi.
Sen bil ki suçlular milyonların vicdanında suçlu. Kendi vicdanlarında bile. Bununla yaşamaktan âlâ ceza var mı?
Adil bir yerde var elbet ama biz o ülkede yaşamıyoruz be annem.
Hiç yaşayacak mıyız... Onu bile bilmiyoruz.

*

“Lanet olsun böyle adalete” diye feryat ettin ve ne kadar haklısın. Dünyayı yaksan yine haklısın. Sen duymasan da feryadına milyonlar eşlik ediyor. Sen her ağladığında seninle ağlayanların gözyaşlarını biriktirsek barajlar dolar be annem.
“Böyle adalet” diye isyan ettiğin, iyileri kollamayıp kötüleri her gün ‘iyi hal’ diyerek koruyan bir sistem. Katilleri önünü ilikledi, hâkime ‘Efendim’ dedi, saygıda kusur etmedi diye ‘Aferim’leyen bir sistem.

*

Bu memleket en iyimserimizi bile karamsar yapıyor. Umut etmeye kalksak umutlarımızı halatla boğuyor be annem. O yüzden bıraktık epeydir umutları bir kenara; hayal kırıklıklarımızın yorgunuyuz.

*

Biliyoruz annem, senin tüm hayallerin çalındı, tek bir beklentin vardı. Madem oğlun gitmişti, bari hak yerini bulsaydı.
Bulmadı annem. Çok üzgünüz, bulmadı.
Ne derler... Hayat devam ediyor. Kahrolsun ki senin için böyle devam ediyor.
Ama bil ki biz de tam değiliz, hep eksiğiz.
Kötülerin dünyasında çoktandır onlarca kişi eksiğiz. Çoktandır Ali İsmail’siziz.
Biz de biliyoruz geri gelmeyecek; biz de isyanlardayız.
Biz de biliyoruz hak yerini bulmadı; biz de feryatlardayız.
Senin gibi, bizim de boğazımızda bir düğüm, yüreğimize saplı bir bıçak var. Düğümü çözüp bıçağı çıkaracak adaleti ara ki bulasın be annem.

X