"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Utanma duygusu

Tercihlerinizin getirdiği sonuçlardan ötürü veya yaptığınız bir hatayı fark ettiğiniz anda içinizi kavuran o his...

Veya hayatınızı ilgilendiren yanlış bir seçimin sonucunda, hiç arzu etmediğiniz bir pozisyonda kaldığınızda, karnınızı rahatsız eden o tarifsiz sızı...
Aşağılanma duygusu... Hele ki tercih, yanlış anlaşılmanıza sebep olduysa...
Utanma duygusundan bahsediyorum.
Geçmişinizi düşündüğünüzde utandığınız anlar geliyorsa aklınıza, üzülmeyin.
Bu esasında iyi bir yere işaret ediyor.
Demek ki “Yeni Türkiye”de hayatta kalabilmek için, gerekli olan bir takım yeni hislere uyum sağlamamışsınız.
Utanma duygunuz, insanlığınız, tartma beceriniz körelmemiş.
Hala yaptığınız seçimlerin sonucundan ötürü acı çekebiliyor, “Hata yapsan da dik dur eğilme” çağında adeta bir uzaylı gibi kalıyorsunuz.
Peki utanma duygusundan yoksun olmak neyi getiriyor?
Pek çok şeyi...
Birincisi insanlığımızın sarsılmasına sebep oluyor.
Geçmişte “çok çekmiş” insanların rahata vardıklarında, başkalarına çektirenlere dönüştüğünü görmüşsünüzdür.
Halbuki filmi geri sardığımızda, “çok çektikleri” zamanlarda, buna sebep olan insanların yaptıklarını izlerken onların adına utanmışlardır.
Fakat kendileri rahata erdiklerinde, yokluğun kazandırdığı o empati buhar olur.
Onlar da utanmazlar “klan”ına dahil olurlar...
Utanma duygusundan yoksun olmanın bir sonucu daha var: Eğer kendi çıkarların söz konusuysa, bu yolda her şey mubah diyorsan, etrafına verdiğin zararı fark etmezsin. Sen zayiat almadığın, aksine yükseldiğin için, etrafı darmadağın ettiğin, insanlara zarar verdiğin o dönem “iyi” kalmıştır aklında.
Duygusal iz bırakmamıştır.
Belki “zor bir dönemdi” dersin bugünden geçmişe baktığında ama o zamanları aklına kötü hislerle kodlamamışsındır.
Yaptıklarını, söylediklerini hatırlamamanın tek açıklaması budur.
Fakat zarar verdiklerinin hayatında öyle büyük yıkıntı yaratmışsındır ki, yaptıkların ve sözlerin onların akıllarına kazınmıştır, bin yıl geçse onlar unutmayacaklardır.
Dün kuyu kazan insan bugün insanlığı övüyorsa mesela, bilin ki unuttuğundandır.
Yaptıklarının sorumluluğunu almadığı, “kötülük inkarı” içinde yaşadığı, vaktiyle ettiği fenalık onda bir iz bırakmadığı için olanları hatırlamamaktadır...


Başlangıç noktası: Sorumluluk

İnsan belirli bir çevreye hapsolduğu zaman, büyük resmi görme becerisini kaybettiği zaman da mümkün oluyor “utanma duygusu kaybı”.
Başkalarının çocuklarını, başkalarının hakkını düşünmeyen ebeveynlere dönüşen kadın ve erkeklerde görmek mümkün bunu.
“Kendi çocuğu” dışındaki herkes ve her şey “dış dünya”ya dönüşür...
Yaptıkları ve davranışları başkalarına, başkalarının çocuklarına kötülük olarak dönecek olsa da; eğer kendi çocuğu için iyi bir şey yaptığını düşünüyorsa, “sorun yok.”
Bu da kötülük inkarı demek, sorumluluk almama ısrarı demek..
Dolayısıyla davranışlarının, tercihlerinin sonucunda utanacak bir durum da yok demek...
Bundan sonra iyileşeceksek adım adım, hikaye pek çok kişi için “sorumluluk alabilme” çizgisinden başlayacak.
Özel hayattan tutun, işinize... Sosyal medyadaki sözlerinizden tutun, sokaktaki davranışlarınıza...
Geçmişte aldığınız kararlardan, bile bile dahlinizin olduğu yanlışlıklara...
Sorumluluk almak, kişinin dolaylı veya dolaysız tercihlerinin sebep olduğu sonuçların olumsuzluğunu da kabullenmesi demek.
Sorumluluk alınca, güneş de doğuyor.
Nasıl mı?
Hayatta ölümden başka her şeyin bir çözümü, tamiri olduğunu görmek mümkün oluyor.
Büyük hataları, yanlış seçimleri tespit edip yeniden hayat kurmak, kendi tercihlerimizden ötürü eksik kalmış yerleri tamir etmek, merhem sürmek, bunların hepsi mümkün oluyor.
Fakat tüm bunların gerçekleşebilmesi için bizi insan yapan duyguları tekrar geri çağırmak gerekli.
İçinizde yaptığınız seçimlerden dolayı utanç kırıntıları taşıyorsanız, sorun yok.
Henüz “ölmediniz” demektir.
Fakat bazılarının hakikaten utanmayı yeniden öğrenmesi, hatırlaması gerekli.

X