Özledim...

Twitter’da sıradan, günlük konuşmalar yapabildiğimiz, gülebildiğimiz, eğlenceli notlar paylaşabildiğimiz zamanları...

Haberin Devamı

* Sokağa endişe duymadan çıktığım, bir meydanda, otobüste, metroda, vapurda, günün herhangi bir anı “Ya patlama olursa” diye hayatımdan endişe duymadığım zamanları... * Güzel bir mevsimin tadını sokaklarda çıkardığım, boş günümde eve kapanmanın, kalabalık bir günde dışarıda gezmekten “Daha huzurlu bir tercih” değil, bana kalmış bir seçenek olduğu zamanları...* İnsanların hayatına doğrudan kastedip veya dolaylı olarak kast edecek kararlar verip, sonra hiçbir şey yapmamış gibi onlarla beraber ağlamak yerine, ülkesini ve insanını hayattaki bir numaralı önceliği yapan politikacıları... * Sosyal medyadan iki saat uzak kalınca “Kötü bir şey mi oldu acaba” paranoyasıyla telefona/ bilgisayara saldırmadığım, bugüne nazaran biraz daha huzurlu olduğum dönemleri...* Dünyaya mesajını altın varakla, şaşaayla, devlet katındaki lüks ve rahat yaşantıyla vermeyen, ülkede yaşayan vatandaşların rahatı ve mutluluğuyla ilgilenen, aynı zamanda “içi zengin” tevazu sahibi insanlar görmeyi... * Bir ülke için zenginliğin vatandaşın huzuru, mutluluğu ve yaşam kalitesi demek olduğu, uzun süredir lafta bile pek karşılaşmadığımız bir anlayışı...* Birilerinin sürekli altımızdaki zemini sarsmadığı, anılarımızı çalmadığı, hayatın her alanını kendine göre tasarlamadığı zamanları...* Çocukluğumu özledim. O zaman he şey bu kadar geçici değildi, geçici olsa bile hayatın bizim için sonsuza kadar aynı kalacağını düşünürdük. Tanıdık olan, hayatımıza değer katan, kendimizi bulduğumuz her şeyin elimizden alınacağını, birileri almasa bile depremin alacağını bilmiyorduk... “Geçicilik” duygusu baskın değildi. Şimdi deprem almasa birileri alıyor. Taksim’in beton çölüne dönmesi, Arap turistlere yönelik çirkin bir açık hava AVM’si haline getirilmesi, AKM’nin atıl hali... * Tarihi binalarıyla, tramvayıyla, ağaçlarıyla, İstanbul’un her köşesinden binbir insanıyla rengarenk bir panayırı andıran eski Beyoğlu’nu özledim...* Hepsinden önemlisi... “Ölüm” kelimesinin her an, her saniye karşımıza çıkmadığı, huzurlu, mutlu bir ülkede yaşamayı çok özledim. 

Haberin Devamı


Oy vermek yetmez...

Haberin Devamı

Yılmak, küsmek, “Artık benim hiçbir şeye inancım kalmadı” demek yok. Özlediğimiz barış, huzur, iyilik bizi bulmayacak, biz onu getireceğiz. Dolayısıyla 1 Kasım’da oy verecek ve hatta bununla kalmayacak, oylarımızın başında bekleyeceğiz.Seçimlerde bağımsız platformlar aracılığıyla gözlemci olabilir, sabah 8’den akşam 5’e kadar seçimlerin güvenle yapılmasını sağlayabilirsiniz. Bu, anayasa ile korunan bir vatandaşlık hakkıdır, bunu lütfen unutmayın. Türkiye’de yaşayan herkes için oyveotesi.com, yurt dışında yaşayanlar için gurbetinoyları.com, doğru adresler. Ben geçen seçimde müşahitlik yaptım, yine yapacağım. Çoktan kaydımı yaptırdım, şimdi sıra sizde.Unutmayın, eğer müşahitlik yapamıyorsanız, saat 17’de oy verdiğiniz okula veya oy sayımı yapılan herhangi bir giderek sayımı uzaktan izleme hakkınız bulunuyor. Ben bir gününüzü müşahit olarak ayırın derim ancak, tüm gününüzü ayırma imkanınız olmazsa, en azından saat 17’den sonra sayımı izleyebilir, video veya ses kaydı ile sayımı belgeleyebilirsiniz.

 

Yazarın Tüm Yazıları