"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Neden erteliyoruz?

Elinizde bir iş var. Bugün bitirmeniz gerekiyor, ancak geri geri gidiyor elleriniz, ayaklarınız.

 Başka bir şey çıksa, büyük bir olay olsa da ertelense diye kendi kendinize hayal kuruyorsunuz...
Ertelense rahat edeceksiniz çünkü, üzerinizden bir yük kalkacak, biraz daha vaktiniz olursa harika bir iş çıkarabileceğinizi düşünüyorsunuz...
Erteleniyor o iş veya kendiniz bir biçimde ertelemeyi başarıyorsunuz...
Sanki kar yağmış ve zor bir sınavın olduğu gün okulu tatil olmuş lise öğrencisi gibi şensiniz... Hava güzel, bahar gelmiş, sırtınızda kambura dönüşmüş olan iş ertelenmiş... Daha ne isteyesiniz?
Sonra o işin ileri ertelendiği tarih geliyor. Bir bakmışsınız ki, o erteleme haberini aldığınız günden bu yana bir adım ilerlememişsiniz...
İşi daha iyi yapmak bir kenara, o işin bulunduğu dokümanlara göz dahi atmamışsınız... Yine geldi mi o ağır his? Yine çöktü mü omuzlar, yine çıktı mı kambur?
Çıktı tabii... Hem de o ilk ertelendiği günden daha fazla, daha ağır bir hisle döndü teslim tarihi baskısı...
İşi yaptınız, bir biçimde üstesinden geldiniz, yumurta kapıya geldiğinde bünyeyi basan o yoğun adrenalin sayesinde hızlıca işi bitirdiniz, rahatladınız.
“Neden kendimi günlerce strese sokmuşum” diye hayıflandınız.
Ardından bir sonraki iş projesi geldi önünüze.
Önce “Ohoo, daha çok var” dediniz, yine yumurta kapıya dayanana kadar beklediniz...
Yine aynı strese girdiniz, yine ertelensin veya “kar yağsın” diye beklediniz, yine ertelediniz, rahatladınız, “oh bahar, güneş, zaten daha iyi hazırlanırım şimdi” dediniz...
Yine hazırlanamadınız, yine çok strese girdiniz ve son dakika adrenaliniyle işi bitirdiniz...
Tabii işi mükemmel yapma potansiyeliniz varken son dakika işi çıkararak bu potansiyelinizin çok azını kullanabildiniz.
Her seferinde işi bitirdiğinizde “Keşke çok önceden başlasaydım, meğer ne kadar da rahat ve iyi yapabiliyormuşum” dediniz.
Tüm bunları demenize rağmen elinize her iş gelişinde ertelediniz, strese girdiniz, yine ertelediniz, yine strese girdiniz...
Bu sizde bir alışkanlık, bir iş yapış şekli haline dönüşene kadar bu döngüyü tekrarladınız.
Gandhi’nin sözünü hatırlayın... Ne diyordu?
“Sözlerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür...”

Sizce burada bir problem yok mu?

 

Peki nasıl ertelemeyeceğiz? Günlük, ajanda tutarak mı? Sürekli telefona hatırlatma yazarak mı? Parmağa ip bağlayarak mı?
Hayır. Erteleme sorunu olanlar, genelde işin kökünü atlarlar.
Eğer köküne bakmazsanız, elinizde bir sürü ertelenmiş liste, yarım yamalak doldurulmuş ajanda ve telefonun hafızasında boşu boşuna yer kaplayan hatırlatmalar olacaktır. İlk soru: İşi ertelemenizi sağlayan duygu nedir?
O işi yapmanızı engelleyen temel duyguyu çözümlemek ilk adım. Haksızlık mı? Korku mu? Endişe mi? Neden korkuyorsunuz? Bu korku gerçek mi?
Diğer adım ise ‘parçalara bölme yöntemi...’
“Savvy Psychologist”
adı altında pek çok pod-
cast’ini bulabileceğiniz, günlük yaşamda karşılaşılan problemlere pratik çözümler üreten psikolog Dr. Ellen Hendriksen, “Eğer erteliyorsanız ve elinizde iş biriktiriyorsanız, bunu saçma denecek kadar ufak yapıtaşlarına parçalayın” diyor.
Bu yöntemle haftada üç kez spor salonuna gitmeyi başaran bir danışanından örnek vererek anlatıyor Dr. Hendriksen:
“Bu planı anlamsız, kulağa saçma gelecek derecede küçük eylem parçalarına ayırın: Önce bir muz yiyin. Sadece muz yemeyi düşünün. Ardından giyinin. Sadece giyinmeyi düşünün, gideceğiniz spor salonunu değil.
Benzer biçimde, o küçük eylemlere odaklanarak devam edin: Arabanızın anahtarlarını bulun... Arabaya binin... Radyoyu açın...
Bu plan da çalışmıyorsa daha da küçük ve saçma parçalara ayırın eylemlerinizi. Mesela muzu soymak ile yemek de ayrı birer basamak olsun. Küçük küçük, adım adım, “Bu adımdan sonra ne yapacağım” demeden sabırla, o sırada yaptığınız küçük işe odaklanın. Bu şekilde kendinize ertelememe alışkanlığı kazandırabilirsiniz.”
Denemeye değmez mi?

 

X