"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Kirletirim, çünkü parasını ödedim!

İnen uçak, piknik alanı, indirim zamanı mağazalar, umumi tuvaletler, miting alanları... Tüm bu mekanların ortak özelliği nedir?


Geçici alanlar olması. Kimin ne yaptığının belli olamayacağı, dolayısıyla kimsenin kimseyi doğrudan ayıplamasına olanak bulunmadığı yerler.
Yani alabildiğine hor kullanılan, kirletilen ve kalabalığın dağılmasının ardından, sanki bir zombi kıyameti yaşanmışçasına talan edilen ve öyle bırakılan yerler...
Bu geçici alanların en önemli yönü, insanların yaşam standardını, dünyaya dair algılarını, çevreleriyle olan ilişkilerini gösteriyor olması...
Kendilerine dair, dolayısıyla oluşturdukları kalabalıklara dair, dolayısıyla bir topluma dair pek çok şey söylüyor olması...
İndirim zamanı giyim mağazaları içeride olan “dünyanın son günü” ortamına pek çok kez şahit olmuşsunuzdur.
Kabinler ağzına kadar kıyafetle doludur, çünkü kimse aldığını yerine asmaya zahmet etmez...
Elbiseler, bluzlar yerlerdedir, satın alınmayacak ürünler sağa sola fırlatılır...
Elinize aldığınız çoğu ürünün üzerinde ayak izi, fondöten izi, ruj izi bulunur, bir kıyafeti, satın almayacağı diğer kıyafetin üzerine basarak dener çünkü alışveriş yaratığı hanım kızımız...
Denenmiş ürünlerin kol altı bölgesinde bir baş soğanı ikiye kesip sürmüşçesine kesif ter kokusu vardır.
Denenen ürünün satın alınana kadar bir değeri yoktur, “Kişiye ait” olması gerekir, kalıcı olmalıdır değer biçebilmesi için.
Hele satın alınmayacaksa, onu yerlerden toplayacak eleman umurunda değildir, çünkü o elemanı tanımamaktadır, bir önemi yoktur onun ne yapacağının.
Toplasın kardeşim, değil mi!
Bir sonraki müşterinin ürünü deneyecek olmasının da bir önemi yoktur, neticede o müşteriyi de tanımamaktadır alışveriş yaratığı hanım kızımız.
Tanımadığımız insanların bizim yarattığımız pislikle boğuşacak olmasının pek önemi yoktur! Yeter ki o iyi olsun...
Bayram sonrası insanların vakit geçirdiği ortak açık alanlara şöyle bir göz gezdirdiniz mi bilmem...
Ben en son sahilde yürürken kakalı bebek bezi ile selamlaştım.
Bakın burada mangaldan artanları, plastik kap kacağı, çekirdek kabuğunu filan geçtim, kakalı bebek bezi diyorum.
Tastamam 20 metre ötede bir çöp bidonu var ama atmaya değmemiş, ne de olsa belediye çalışanları var, işleri bu değil mi?
Onlar kirletecek, belediye toplayacak.
Geleneksel çekirdek şenlikleri de bankların çevresindeki küçük çekirdek kabuğu adalarıyla sonlanmış.
Türkiye’deki çekirdek kabuğu adaları artık bir jeolojik yapı olarak
literatüre geçmeli.

“Geçici”liğin  dayanılmaz hafifliği

Uçaktaki davranışlarımız ayrı bir yazı konusu.
Uçağa binince sanki boyut değiştiriyoruz, başka bir canlıya dönüşüyoruz, niye?
“Ne yapsak hakkımızdır, çünkü havadayız ve bu koltuğun parasını ödedik.”
Bu mu sebep? O zaman mesela metroda, minibüste, otobüste de ne yiyorsak çöpünü oturduğumuz yerin zeminine atalım, cesaretimiz var mı buna?
Ne de olsa parasını ödedik, para ödediğimiz oranda kirletelim her yeri.
En çok da uçakta kirletelim, pahada en ağır o olduğu için.
Eğer vaziyet “geçici” ise, o mekandan hemen ayrılacak, oradaki insanları bir daha görmeyeceksek cüret artıyor.
Uçakta geçici olarak bulunuyoruz ve oradan ayrıldığımızda bir daha ne uçuş görevlilerini, ne de uçuş boyunca büyük bir samimiyetle karşılıklı horladığımız yolcuyu göreceğiz.
Hem bizim o koltukta oturduğumuzu kim bilecek?
Kirlet, geç, kim senin yaptığını anlayacak? Anlasa ne olacak?
Trafikte de birbirimize hor davranıyoruz ya, bundan işte!
“Geçici” bir mekan o yol, diğer sürücüyü bir daha görmeyeceğiz, onun başına ne gelmiş bize ne! Yeter ki biz iyi olalım, diğerlerinin önüne direksiyon kıralım, slalom yapalım, 120 ile giderken önümüzdekinin tamponuna yapışalım...
Yeter ki bizim yolumuz açık olsun.
Aslan yattığı yerden belli oluyorsa eğer, yattığımız yerde kakalı bebek bezi duruyor, yediklerimizin çöpleri duruyor...
Umursamazca dağıtılıp kirletilmiş yerler, bunları yapanlara dair pek çok şey söylüyor, başkalarının yaşam hakkını kendisininki gibi koruyan duyarlı Habitus okuru...
Ne konuda eksiğiz, medeniyet kelimesinin nerelerinde boşluklar var, hepsini söylüyor bu mekanlar...
Seslerine kulak vermek lazım.

X