"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Hayatınız değişsin mi istiyorsunuz?

Bilhassa son bir haftada (son 10 yıl desek şuna, daha doğru olacak aslında) toplum olarak derin bir depresyonun içine doğru çekiliyoruz, biliyorsunuz.

Terör tehdidi altında sürekli tehlike ve riskle yaşamak, sürekli endişe duymak, sürekli kötü haber almak, sürekli ölümden bahsetmek...
İftira atanlarla uğraşmak, gerçek dışı meselelerle uğraşan ve önündekini görmekten aciz, önceliklerini fena halde şaşırmış politikacıları kahrolarak izlemek...
Tüm bunlar insanda büyük bir psikolojik yorgunluk yaratıyor.
Bu psikolojik yorgunluk, fiziksel olarak vücuda da sirayet ediyor.
“Yerinden kımıldayamayacak kadar yorgun” insanlara dönüşüyoruz.
Bundan kurtulmak şart.
Bir yerlerde umut arayacaksak eğer, biraz güçlü hissetmeden, psikolojimiz üzerindeki kara bulutları az da olsa dağıtmadan başaramayacağız. Sizden rica ediyorum, lütfen spor yapın.
Öyle bir kereliğine açık havada “Eh, iyi geldi be!” yürüyüşü değil ama.
Onu da yapın tabii ama bahsettiğim her gün yapılan ve ciddi efor harcanan spor.
Yağmur da olsa, çamur da olsa, gün karanlık da olsa, canınız sıkkın da olsa, “şuradan şuraya kımıldayacak halim yok” da deseniz aksatmayacağınız...
Vücudunuzdaki kasların bir işe yaradığını hatırlayacağınız sertlikte spor. Bunun için önce seveceğiniz ve yapması kolay bir dal bulmanız lazım.
Bir buçuk senedir ara ara yazıyorum, vaziyet güncellemesi yapayım, belki ilham olur.
Daha evvel okumamışlar için özet geçmek gerekirse: Bir buçuk senedir koşuyorum.
Sıfırdan başladım.
Azar azar mesafe artırdım. İlk zamanlar nispeten az olan 1-2 kilometrelik mesafeyi yavaş yavaş yükselttim, şimdi haftada 6 gün en az 8, en fazla 10 kilometre koşuyorum.
Haftada ortalama 48-50 kilometre yol demek.
Bu bir buçuk senelik süreçte dizim sakatlandı, bir uzman “koşmasan iyi olur” dedi, diğeri “koşmaman için bir sebep yok” dedi, inat ettim, çok istedim, ikincisini dinledim, yavaş yavaş, ısrarla dizime söz geçirdim, iyileştim.
Sonuç? Turbo hızla çalışan bir metabolizma, 20 kilo hafiflemek, spor sayesinde kötü zamanlarda bile ayağa kalkacak gücü bulabilmek...
Hem psikolojik, hem de fiziksel olarak. Sevdiğiniz sporu bulduğunuzda “Şimdi kim spor yapacak” demiyorsunuz.
Zul gelmiyor. Seve seve çıkıyor, yağmur çamur soğuk demeden iştahla spor yapıyorsunuz.
İyi geleceğini biliyorsunuz çünkü.
Sadece en kötü günde psikolojik olarak ayağa kalkacak gücü bulmakla kalmıyorsunuz, metabolizma iyi çalıştığı için hasta da olmuyorsunuz.
Daha ne istiyorsunuz?
Çözüm yanı başınızda duruyor.
Lütfen sevdiğiniz bir spor bulun.
Siz hele bir başlayın...
Bakın hayatınızda neler değişecek.

“Biliyorum” diyor bildiğini okuyor

Okul taşıtları ters yöne girmeye kalkıyor. “Giriş yok” diyorsunuz, kafasını sallayarak “Biliyorum” diyor, yine bildiğini okuyor.
İçinde taşıdığı çocuklar umru değil.
Motorlu, “Kaldırımda gitmek yasak” diyorsunuz, “Biliyorum” diyor, yine bildiğini okuyor.
Çünkü kaldırımda yürüyenlerin canı can değil.
Taksici, ters yöne giriyor, burun buruna geliyorsunuz, “Giriş yok” diyorsunuz, “Biliyorum” diyor, sizin çıkmanızı bekliyor, yine bildiğini okuyor.
Çünkü taksiler için çiğnenmeyecek herhangi bir trafik kuralı henüz koyulmuş değil.
Bazen trafikte sinyalini gördüğü taşıtlara yol verenlerle, kurallara riayet edenlerle, sakin sürücülerle karşılaştığımda ümide kapılıyorum ama...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI