"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Gelecekte şehri hatırlamak için...

Bir zaman makinemiz olsaydı ve 50’lere, hatta yüzyıl başına gidebilseydik, İstanbul’da oturanlar bambaşka bir şehirle karşılaşırdı.

Henüz betonlaşma süreci yeni başlamış, daha yeşil, plansız ve geleceğe hazırlıksız bir şehir...
Şehirlerin eski halleri neye benzer, meraklıların elinden düşürmediği bazı kitaplar vardır.
Benimkiler, yaşadığım şehir olduğu için İstanbul, büyüdüğüm yer olduğu için Kadıköy...
Başta Dr. Müfid Ekdal’ın “Bizans Metropolünde İlk Türk Köyü: Kadıköy ve Kadıköy Konakları” kitapları...
Tamer Kütükçü / Kadıköy’ün Kitabı, Ayşegül Kaya / İstanbul Bitmeden, Prof. Dr. Semavi Eyice / Tarih Boyunca İstanbul, Osman Öndeş / Modalı Vitol Ailesi, Samuel Cox / Bir Amerikan Diplomatının İstanbul Anıları, Hicran Göze / Kadıköylü Yıllarım, Edmondo de Amicis / İstanbul, Vefa Zat / Eski İstanbul Otelleri, Refik Ahmet Sevengil / İstanbul Nasıl Eğleniyordu, Gökhan Akçura / Ivır Zıvır Tarihi, Dionysios Byzantios / Boğaziçi’nde bir Gezinti, Julia Pardoe / 18. Yüzyıl’da İstanbul...
Heyamola Yayınları’nın tüm İstanbul semtlerini, orada yaşayanların kaleminden aktardığı İstanbul’um dizisi...
Tüm bu kitaplar bize artık izleri silinmeye yüz tutmuş bir şehri anlatır.
Zamanın İstanbul evlerinin çoğu tarih oldu, yerlerinde çirkin ötesi apartmanlar var.
Fakat bazı değerli apartmanlar var ki, birkaç yıl içinde kaybolacak, “Kentsel dönüşüm” denen, tamamen ranta bağlı sistemde yıkılacaklar, yerlerine yenileri dikilecek.
Abdülhak Şinasi Hisar, Geçmiş Zaman Köşkleri’nde bir zamanların, çocukluğunun İstanbul’unu anlatır... Şimdi ancak kulağımıza masal gibi gelen bir hayatı...
Şimdiki İstanbul onun anlattığına pek benzemiyor ancak, bizim de güzel, hatıralarımız var bu şehirde.
Büyüklerimizin 50’lerden, 60’lardan, 70’lerden; bizim ise 80’lerden itibaren gayet berrak anıları var...
Şehrin görünümüne dair bir fikrimiz, değişen çehreyle ilgili hissimiz; kısacası bir görsel hafızamız var.
20-30 sene sonra kırıntıları kalacak bir hafıza.
İşte, bu yüzden, “rantsal dönüşüm” ile tüm eski ve güzel apartmanlar yıkılmadan bu değerli yapıları şehrin hafızası olarak bir kenara bırakmamız, fotoğraflamamız, yazmamız gerekiyor.
Ben her gördüğüm eski ve güzel apartmanın fotoğrafını çekiyorum artık.
Nasılsa bir süre sonra artık burada olmayacaklar. Instagram’da ise @chriak, apartmanların itina ile yazılmış, kimi zaman hat sanatını andıran isim tabelalarını veya cam üzerine yazılmış isimlerini fotoğraflıyor.
Bunları bir kenarda tutmamız lazım.
Biriktirmemiz lazım.
Şehrin eskiden neye benzediğini hatırlamak için...

Duvar çiçeğine 32 milyon

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, elektrik direklerine ve otoyol duvarlarını çiçeklendirmek için tam 32 milyon lira harcamış. Bu işi neresinden tutayım, bilemiyorum. Bir defa, korkunç, hayati boyutta bir öncelik sorunumuz var.
Büyük dertleri bir kenara bırakmışız, insanın aklına hayaline bile sığdıramadığı bir miktarı çiçek ekmek için harcamışız.
Plansız şehirleşmenin söz konusu olduğu, eskiden gelen altyapı problemleri büyük olan, neredeyse komple betonla kaplanmış ve deprem riski ile her an yıkılma korkusuyla yaşayan bir şehir burası.
Yüz sene uğraşsanız bile zor düzelecek bir şehirde çiçek ekmeye o kadar sıra gelmiyor ki... Nasıl bir akıl bunu üretebilir, insanın havsalası almıyor.
Yarın yokmuşçasına hırpalanmış, insan eliyle talan edilmiş, dünyanın en güzel yerinden bir hilkat garibesi yaratana kadar uğraşılmış bir şehre makyaj yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur. Üstelik bu kadar tali bir işe 32 milyon harcamak.... Tam manasıyla delilik.
Herhalde bu devirde böyle saçmalıklara şaşırmamak lazım ancak üzülüyoruz ve sinirleniyoruz.
Önceliklerin bu kadar açık ve hayati olduğu bir şehirde, 32 milyona çiçek eken bir belediyeye, hakikaten ne diyeceğimizi şaşırıyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI