"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Ergen-yetişkin kadınlar

Koca koca pahalı çantalar, dolgularla şekillendirilmiş elmacık kemikleri, şiş dudaklar, pürüzsüz bir cilt...

“Param fazlasıyla yetiyor” mesajı veren, markasını gözün en göreceği yerde taşıyan kıyafetler...
Toplum içindeki yeri ancak gençse, güzelse, mal mülk sahibiyse ve vitrini hoş (dükkanın içinde ne oluyor bilinmez) bir koca ve soyunu devam ettireceği çocuklar varsa sağlam...
Sosyal açıdan kabul görmenin tek anahtarı böyle kimi kadınlar için.
Kadınlar, özellikle 30’ları geçtikten sonra sürekli kendileriyle uğraşır hale geliyor.
Yaşlanmayla baş etme hali gibi görünüyor belki yüzeyde ama biraz eşelediğimizde bundan fazlası var.
Neredeyse saçları ağarana kadar anne-babasına bağımlı yaşayan kadınların kimlik edinmesi, bizimki gibi kadına kendi kanatlarıyla uçmasından korkan kültürlerde zordur. Normalde 20’li yaşlarda büyük ölçüde tamamlanması gereken bu süreç, kadınlar için bir ömre yayılır.
Sadece belirli ailelerde değil, her kesimde görülür bu yapı.
Aileler biricik kızları hep onlara yapışık olsun isterler.
Fiziksel anlamda olmasa da uzun vadede psikolojik açıdan yapışıktır kız çocukları ailelerine.
Genellikle sevgi ile karıştırılır bu durum fakat sağlıksız bir bağımlılıktır aslında.
Bu sağlıksız ilişki, kadının bir yetişkine dönüşerek bağımsız kimlik oluşturmasını engeller.
20’lerinin sonlarında dahi kendini bağımsız olarak tarif etmekte zorlanır genç kadınlar.
Bitmeyen bir ergenlik gibidir hayat, hissedilenler ve yaşanan ilişkilerin niteliği de ergenlikteki gibidir.
Küçükken duvarlarına posterlerini astığı yıldızları idolleştirdiği gibi, koca figürlerinden arkadaşlarına, dönem dönem hayatına giren insanları idolleştirir.
Anne babasından göbek bağını duygusal anlamda hiçbir zaman koparamadığı için onlarla kurduğu ilişkiyi hayatına giren insanlarda arar.
Annesine, babasına bağlandığı gibi kocasına bağlanır. Arkadaşlarına bağlanır.
Çocuk doğurur, çocuk ona yeni bir kimlik verir, o kimliğe yapışır. Yine sağlıksızdır, yapışarak bağlanmıştır yine, anne-baba-çocuk ilişkisine dair bunu bilmektedir çünkü.
Hayatına giren ve anne baba bağımlılığıyla bağlandığı herkes illa bir yerde hayal kırıklığına uğratır.
Büyük kavgalarla yaşanan ayrılıklar, küslükler, ancak bir ergenin içinde bulunabileceği hallere düşürür onu.
Anne babasından kopamayıp ergenliğini hiçbir zaman bitiremeyen “ergen yetişkin” kadının sağlıklı inşa edemediği kimliği, sık sık kendini sorgulamasına neden olur.
Bir kimliği olmadığı için kendine güveni de yoktur.
Yoktur ama hislerinin üzerini örter, var gibi gösterir.
Kimlik boşluğunu eşyalarla doldurur. “Ciciler” alıp ödüllendirir kendini, alışveriş hep iyi hissettirir.
En iyi bildiği şey, eşyalar üzerinden kendini tanımlamak olduğu için, en büyük ödül alışveriştir.

Eşyalarla kimlik inşası

Evlendikten sonra veya hamileyken alışveriş deliliğine daha büyük ölçekte düşer.
Baba evinden çıkarak evlenmiştir, ilk defa “kendine ait” bir yeri olacaktır.
İlk defa bir kimlik yaratma fırsatı görür.
Başka türlüsünü bilmediği için, eşyalarla başlar ve devam eder kimliğini oluşturmaya.
Materyal dünya üzerinde eşyalardan oluşan bir yığın var eder ve ona kimlik der...
Hani bir ara pek gülünen “yeni gelinlerin tatlı telaşı” tipi gruplar pek konuşulurdu, o gülünç paylaşımlar çok ileri yaşlara kadar kimlik edinememiş kadınların çırpınışlarını gösteriyordu aslında.
Eşyalar, sunumlar üzerinden kendilerine birer kimlik edinmeye çalışan kadınların halini gösteriyordu...
Genç kadınları ileri yaşlara kadar kimliksiz bırakan bir toplum ve aile kültürü içinde, eşyalar en büyük ifade şekli iken, bir genç kadının 26 bin TL’lik çantasıyla aşk yaşaması da benzer bir yere işaret ediyor.
Her zaman böyle
uç bir örnek olması gerekmez. Burada hepimize bir mesaj var.
Eğer bir eşyanızla “aşk yaşıyorsanız”, bir durun düşünün.
Alışveriş yapınca tarifsiz bir rahatlama hissediyorsanız, düşünün.
Genç kalmaya ve hissetmeye değil, genç görünmeye kafayı taktıysanız, düşünün.
Kadınların bitmeyen ergenliği ve kimlik bunalımı ticari anlamda da iyi para kazandırıyor.
İçinde yaşadığımız sistem o ergenlik zaten hiç bitmesin istiyor. Tüm çabası, kadınlara, “Almazsam ölürüm, bu benim olmalı” dedirtmek üzerine.
Aynı ergenlerde olduğu gibi, uzun vadeli planlar yapamamak, anlık hazları bastırmak için dürtüsel davranmak para ediyor bu sistemde.
Kadının ergenliğinin bitmesine izin vermeyen kültürlerde, kendi davranışlarımızın gözlemini yaparak ileri gidebiliriz ancak.
Alışverişe, güzel görünmeye, “like” almaya, “vitrininize” fazla kafa yoruyorsanız, belki de bu durumun size kimliğiniz konusunda söyleyecekleri vardır.
Kulak vermeye ne dersiniz?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI