"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Telomerin tellerine kuşlar mı konar?

Ayşe Arman’ın röportajından öğreniyorum ki Sertab Erener 100 yaşına kadar yaşamaya karar vermiş. Sıkı bir rejim uyguluyor. Sıkıcılıktan size çok uzun gelen, dünya nimetlerinden uzak bir hayat mı? Her saniyesinin tadına varılarak yaşanmış, neşeyle geçmiş ama daha kısa bir hayat mı? Benim tercihim belli...

Geçen hafta Hürriyet’i okurken ben de heyecanlandım tabii. Bir ‘hap’ çıkmış, içiyorsun, vücudundaki hücrelerin telomer denilen ‘kuyruğu’ uzuyor, cildin gençleşiyor, hücrelerin yaşlanması duruyor, sabrın varsa
100 yaşına bile gelebiliyorsun.
Bu arada tabii bazı şeylere de uyacaksın. Kebap yemeyeceksin, alkolden uzak duracaksın. Sigara? Sakın ha!

Telomerin tellerine kuşlar mı konar

‘Hızlı yaşa, genç öl’ demiyorum ama...
Flavonoid’lere yükleneceksin, kateşini ihmal etmeyeceksin, iyi DHA’ları vücuduna kazandıracaksın. Likopeni de unutmayın lütfen.
Muazzam bir hayal yani!
Ayşe Arman’ın röportajından öğreniyorum ki Sertab Erener bu işin gönüllü liderlerinden biri. 100 yaşına kadar yaşamaya karar vermiş.

Gazetedeki fotoğrafına bakıyorum, eski Sertab Erener’i gözümün önüne getiriyorum, bir şeyler değişmiş ama bu sadece bir tek ‘hap’la olabilir mi?
Neyse, konumuz bu değil.
Sertab Erener’in 100 yıl yaşamak isteğine saygı duyuyorum. Allah uzun, sağlıklı ömür versin.
Söyleşiden anladığıma göre Sertab Hanım sıkı bir rejim de uyguluyor. Onu yemiyor, bunu yemiyor, sadece sağlıklı olduğu kendisine söylenen şeyleri yiyor.
Bu diyet ve bu hap kendisine
100 yıllık bir ömür sağlar mı bilemeyeceğim ama daha ne kadar yaşayacak ise bu sürenin ona çok uzun geleceğini şimdiden söyleyebilirim.
Fıkradaki gibi yani: Doktor, hastasına talimatları yağdırmış: “Alkol yok. Sigara yasak. Kebaptan uzak dur. Yeşil salata ye. Pilavı unut. Bla, bla, bla!”
Hasta, doktora heyecanla sormuş: “Bunları yaparsam ömrüm uzar mı doktor?”
Doktor yanıtlamış: “Çok uzun yaşar mısın bilemem ama çok uzunmuş gibi hissedeceğin kesin!”

Evet dostlar, burada kritik soruya geliyoruz: Nasıl bir hayat yaşamak istersiniz?
Sıkıcılıktan size çok uzun gelen, dünya nimetlerinden uzak bir hayat mı? Her saniyesinin tadına varılarak yaşanmış, neşeyle geçmiş ama daha kısa bir hayat mı?
“Hızlı yaşa, genç öl, cesedin yakışıklı olsun” da demiyorum ama şunu söylemeliyim ki benim tercihim ikincisi.
‘Eldeki bir kuş’u
her zaman yeğlerim
Ne kadar süreceği belli olmayan bir ömrü uzatmak için can sıkıntısından patlayacağıma, elimdeki hayatın tadını çıkarmayı tercih ederim!
Atasözü bile var: Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir!
Onun için pazar günleri bu sayfadaki buluşmalarımızda ‘eldeki kuş’un tadını çıkarmaya yoğunlaşacağız.
Hayatın tadını sevdiklerimizle birlikte nasıl daha iyi çıkarırız konusunu konuşurken yiyip içeceğiz, gezip dolaşacağız.

Araştırdım, kafam iyice karıştı...

Hücrelerimizdeki ‘telomer’ denilen ‘şeyleri’ uzatan ilaç konusunda internette bir araştırma yaptım.
İnternette yapacağınız bütün araştırmaların vereceği sonucu verdi, kafam iyice karıştı.

Telomerin tellerine kuşlar mı konar

Bunun kansere davetiye olduğunu söyleyen de var, insanlığın ölümsüzlüğe kavuşmak yolunda dev bir adım attığını iddia eden de var.
Yani rivayet muhtelif.
Ancak şunu da söyleyeyim: Bir arkadaşımın hekim bir arkadaşı var ve o bunu icat edildiğinden beri kullanıyormuş. Ama her ay özel kan testlerini vs. yaptırmayı ihmal etmeden.
Ben bilime inanırım. Laboratuvar çalışmalarına, deneylere, uzun süreli gözlemlere, deneylerin aynı şartlar altında hep aynı sonuçları vermesine, ilaç şirketlerinden bağımsız bilim adamlarının bu konudaki hakemliklerine filan.
Tıp bilimi, bu hapı onaylayana kadar sizi bilmem ama ben uzak duracağım.
Hem bu ‘hap’ gerçek bir ilaç olsaydı, Tarım Bakanlığı’nın izniyle mi satılırdı? Onu da aklınızın bir kenarında tutun.

İçinde olmayan telomeri bulamazsın

Arthur Rimbaud, çok küçük yaşta yazdığı şiirleri bir yayıncıya veriyor ve kitap olarak yayımlanmasını istiyor.
Yayıncı şiirleri okuduktan sonra Rimbaud’ya şöyle söylüyor: “Bu okuduklarımın içinde tek bir satır bile şiir göremedim.”
Rimbaud’nun yanıtı, öfkesini de yansıtıyor:
“İçinizde olmayan şiiri, hiçbir yerde bulamazsınız mösyö.”
Uzun yaşamak için çaba göstermenin elbette eleştirilecek bir tarafı yok.
Ama Rimbaud’nun bu sözünü her şeye uygulayabiliriz gibi geliyor bana.
İçinde olmayan aşkı da başkasında bulamazsın mesela.
Aynı şekilde içinde olmayan yaşam sevincini de iki kilo ‘flavonoid’ yedin diye kazanamazsın.
Her şey insanın kafasının içinde olup biter ve ne yaparsanız yapın, nereye giderseniz gidin, kafanız da sizinle gelir.
Uzun yaşamanın sırrı da bence o kafanın içinde.
Kayak yaparken olduğu gibi: Düşeceğinizi düşündüğünüz anda düşersiniz.
Uzun yaşamanın sırrı önemli ölçüde mutluluktadır, ona da ilaçla ulaşamazsınız.
Mutlu olmak ve mutlu etmek için yaşayın, kısa da olsa şahane bir hayat yaşamış olursunuz.

Telomerin tellerine kuşlar mı konar

X