"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Tamam, ‘aileleri karıştırmayalım’ ama nasıl?

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, parti liderlerine çağrı yapmış. Dün gazetelerde bu haber “Başbakan’ın 4 çağrısı” başlığı ile yer aldı.
Bu çağrılardan biri seçim kampanyası sırasında siyasetçilerin ailelerinin işe karıştırılmaması.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bu çağrıya olumlu yanıt vermiş.
Gerçi biraz serzenişte bulunmayı da ihmal etmemiş, eşinin adının AKP yandaşı kanallarda iğrenç yalanlarda geçirildiğini hatırlatıp, “Davutoğlu o vakit ağzını açıp buna bir şey söylememişti” demiş.
Normal bir durum. Bu İslamcı siyaset anlayışının bir gereği.
Kendine yapılana avazın çıktığı kadar bağır, ama aynısını rakibe yapabilirsin!
Kılıçdaroğlu’nun yerinde ben olsam Davutoğlu’nun bu çağrısına “tebessüm” ile yanıt verirdim.
Çocuklarını hırsızlıklarına alet eden siyaset adamlarını koruyan bu siyasi parti değil miydi?
Aldığı rüşveti örtbas etmek için, hiçbir iş geçmişi olmayan çocuğuna “Danışmanlık yaptım de” talimatını veren yoksa HDP’li miydi?
Evlere nereden ve nasıl depolandığı bilinmeyen paraları boşaltmakla çocuklarını görevlendirenler CHP’li ya da MHP’li miydi?
Gelinini Türk siyasi tarihinin en büyük yalanlarından birine alet eden hangi parti mensubuydu?
Hatırlatayım mı?
Hani bir belediye başkanı vardı, gelinine Kabataş’ta üzerleri çıplak, deri pantolonlu, başları bandanalı, elleri eldivenli 60–70 erkek saldırmış, taciz etmiş hatta üzerine işemişti?
Çocukları hakkında “suikast” yalanları uydurulanları saymıyorum bile!
Aileyi siyasete elbette karıştırmamak gerekir.
Ama ailecek siyaset ve hırsızlık yapılan bir ülkede “Aileleri işin içine karıştırmayalım” demeden önce iki kere, bunu kabul etmeden önce de dört kez düşünmek gerekir.


Bunu Cumhurbaşkanı’na söyleyin

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu’nun parti liderlerine bir önerisi de Cumhurbaşkanlığı makamını “siyasetin dışında” tutma çağrısı!
Çünkü Cumhurbaşkanlığı makamı “milletin temsili makamı” imiş!
Hep söylüyorum ya Davutoğlu, bazen sanki bu dünyada yaşamıyormuş gibi davranıp konuşuyor.
Sanki bir paralel evrende, kendi yarattığı bir zahiri gerçeklik içinde yaşıyor gibi.
Başbakan olmasa, mesela televizyonda ‘talk show’ yapsa, bu tarzı ilginç de olabilir ama ne yazık ki kendisi Başbakan.
Belki farkında değil, belki hatırlamıyor ama daha iki gün önce Cumhurbaşkanı ile aynı kürsüde konuşuyordu.
Hadi eski mitinglerini filan unuttu da bu çağrıyı yapıyor diyelim, iki gün önce Cumhurbaşkanı mitingde konuşurken hemen arkasında duran kendisi değil miydi?
Aslına bakarsanız, ne kadar belli etmiyor olsa da Davutoğlu, üniversitede profesör olmuş, kitaplar yazmış, entelektüel birikimi olan bir şahsiyet.
Ama Cumhurbaşkanlığı makamının milletin birliğini temsil ettiğini, siyaset dışı kalması gerektiğini dili varıp da önce Cumhurbaşkanı’nın kendisine söyleyemiyor.
Daha da kötüsü onunla kahvaltıda oturup milletvekili listesi yapıyor.
Parti yönetimini Saray’dan belirlemesini seyrediyor.
Her gün siyasi nutuk atmasına da bir itirazı yok.
Bir elde bayrak, diğer elde Kuran, AKP için oy istemesine de!
Ama siyasi parti liderlerine rica etmekten de geri kalmıyor: “Aman Cumhurbaşkanımızı siyaset dışı tutalım, çünkü milletin birliğini temsil ediyor!”
İyi de bu düşüncesini ilk söyleyeceği insan Cumhurbaşkanı’nın kendisi değil mi?

Rize’de ‘bardak’ heykeli!

RİZE’nin AKP’li belediye başkanı Prof. Dr. Reşat Kasap, herkesi aptal, kendisini çok akıllı zannediyor.
Geçenlerde Rize’de Cumhuriyet Meydanı’nın düzenlenmesi için bir proje açıklandı.
Projede eskiden Atatürk anıtının bulunduğu yerde bir dev “çay bardağı” yer alıyordu.
Doğal olarak Atatürkçüler, Cumhuriyet Meydanı’ndan Atatürk’ün adının silinmesine, heykelinin kaldırılmasına isyan ettiler.
Bunun üzerine Prof. Dr. Kasap “Ne yapılacağına henüz karar verilmedi” demişti.
Sonra da bu fikrinden de vazgeçti, meydana Atatürk heykeli konup konmayacağını referandumla halka soracağını açıkladı.
Soruya bak: Meydana Atatürk heykeli mi koyalım, çay bardağı heykeli mi?
Rizeliler nasıl bir yanıt verecekler bilmiyorum tabii ama bu arkadaşların Atatürk düşmanlığı da enteresan bir hal alıyor.
Osmanlı özlemi içinde, Cumhuriyet’in kurucusuna karşı adeta nefret duyuyorlar.
Kendi bilecekleri iş tabii, beni ilgilendirmez, ilgilendirse de yapabileceğim bir şey yok.
Ama referandumda oy kullanacak Rizelilere hatırlatmak istediğim bir şey var:
Rize, sevimli, güzel bir kentimiz ve kentinize gelecek Azeri, Rus turistler filan kentin merkezindeki bir meydanda dev bir “bardak” heykeli görürlerse ne düşünürler?

X