"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Smith&Wesson da polise rüşvet vermiş!

AMERİKALI hafif silah üreticisi Smith&Wesson, uluslararası işlerinde rüşvet verdiği gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı.

Bizdeki SPK benzeri bir kurum olan ve ABD sermaye piyasalarını düzenleyen SEC (Security and Exchange Comission) tarafından yapılan soruşturma sonucunda, Smith&Wesson’un (SW), 2 milyon dolar ceza ödemesine karar verildi.
Şirket, rüşvet olayına adı karışan çalışanları ile ilişkisini kestiğini açıklamış olmasına rağmen bu cezayı ödeyecek.
Smith&Wesson’un söz konusu cezaya çarptırılmasına neden olan olay, Pakistan Emniyeti’ne satılan 548 tabanca ile ilgili ihalede rüşvet vermiş olması.
Şirket bu satıştan 107 bin dolar kâr elde etmiş ve bunun 11 bin dolarını rüşvet olarak dağıtmış!
Bu şirketin ilk vukuatı değil, daha önce de Afrikalı hükümet yetkilisi kılığına girmiş FBI ajanlarına rüşvet vermeye çalışırlarken suçüstü yakalanmışlardı.
Şirketin, Pakistan‘dan başka Endonezya, Nepal, Bangladeş ve evet Türkiye’de de rüşvet verdiği iddia ediliyor.
Türkiye’de bu rüşveti alanlar “paralel Müslümanlar” mıydı, yoksa “yandaş Müslümanlar” mıydı, bilemiyoruz.
Bildiğimiz tek şey, uzun süredir Emniyet teşkilatımızda ilerlemenin, önemli görevlerde bulunmanın tek kıstası bu ve ülkemizin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı adayı da zaten “devletin parasını çalmıyorsan, aldığın paranın rüşvet olmadığını” bile açıkladı!
Neyse, işimiz teolojik tartışma değil.
Ortada ciddi bir iddia var ve soruşturulması gerekiyor.
Savcılarımız haberdar olmayabilirler, bununla ilgili haber Financial Times’ta 28 Temmuz tarihinde yayımlandı.
Aynı haber başka ciddi kaynaklarda da var, değerli savcılarımız, internet arama motoruna “Smith&Wesson hit by bribery penalty” yazarlarsa, bütün haberler önlerindeki ekranda başlıklar halinde çıkacak, belirteyim.
Bilmiyorum hatırlayan var mı?
Bundan sekiz yıl önce Türkiye’de, Emniyet Genel Müdürlüğü, “yarı otomatik tabanca” alımı için ihaleye çıkmıştı.
Yerli silah üreticileri, ihale şartnamesinin yabancı bir silah üreticisini korumak için özel olarak hazırlandığını ileri sürerek, ihalenin iptali için dava da açmışlardı.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün tabanca alımı ihalesinin şartnamesinde yazılı “üretim yöntemi şartı” bir yabancı firmayı işaret ediyordu.
Oysa aynı dönemde Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı, yerli üreticilerin tabancalarını, uzun testler sonucunda seçmiş bulunuyordu.
Acaba o gün şartnamenin böyle hazırlanmasında “çarkları yağlayan” bir müşevvik ne kadar rol oynamıştı?
Bakalım savcılarımız bunun nedenini, “üretim yöntemi şartının” neden ihale şartnamesine konduğunu merak edecekler mi?
Yine hatırlayalım, geçtiğimiz yılın nisan ayında da Emniyet Genel Müdürlüğü, silah alım şartnamesini değiştirmişti.
Bu değişikliğin amacının “çelik gövdeli olmayan silah alımına olanak sağlamak” olduğu belirtilmişti.
Acaba neden?
Hükümetin hoşuna gitmediği için Milliyet’ten kovulan gazeteci Metin Münir, Financial Times’ın, Smith&Wesson rüşveti haberini “bayram hediyesi” diyerekten yollayınca, olayla ilgili başka bilgiler de var mıdır diye biraz araştırdım.
Boston Business Journal’de (BBJ) şöyle bir haber yayınlanmış: Smith&Wesson’un, Endonezya’da polise rüşvet verdiğinin tespit edildiği yıl (2009) ”Türk yetkililere de kelepçe ve ateşli silahlar için yasal olarak kabul edilmeyecek ödemeler” yaptığı bilgisi var.
BBJ, Türk anlaşmasının gerçekleşemediğini ama “yetkililere kabul edilmeyecek ödemelerin yapıldığını” belirtiyor.
Sanırım bu iş öncelikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ilgisini çekmeli.
Bakalım, bunu da Siemens soruşturmasına çevirip, örtbas edecekler mi?
Genel tabloya bakarsak böyle olacak.
Memleketin iffetli savcıları, memleketin iffetli hırsızlarını kanatları altına alıp, koruyacak.
Yeter ki uluorta kahkaha atma, saçını ört, oruç tut, namaz kıl, zekâtı boş ver - fitreyle idare et, hacca git.
Müslümana gavurun parası helal değil mi zaten?

Ankara’da çürüyen adalet sistemi var!

SMİTH&Wesson rüşvetinin de adam gibi soruşturulmayacağını geçmiş örneklere bakarak tahmin edebiliriz.
Çünkü artık biliyoruz ki Ankara’da çürümekte olan bir şeyler var ve bu adalet sistemimiz içinde bir virüs gibi yayılıyor.
1- Siemens şirketi, uluslararası ihalelerde rüşvet verdiği tespit edildiği için Amerika ve Almanya’da 1 milyar Euro’ya yakın ceza ödedi.
Şirketin üst düzey yöneticilerinden biri Almanya’daki savcılık ifadesinde, Türkiye’de de rüşvet verildiğini, bir şirket yöneticisinin bir Türk bakan ile özel bir yemekte buluştuğunu da anlatmıştı.
Tarih 2008 yılının Eylül ayıydı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hâlâ bunu “soruşturuyor”!
Altı yılda bir arpa boyu yol alınmadı, savcılık rüşvet yiyen bakan ve memurları korur gibi bir tutum içinde.
2- Aynı şekilde 3M şirketinin bazı belediye ve kamu ihalelerinde rüşvet dağıttığı, ABD’deki soruşturmada ortaya çıkmıştı. Ülkemizin savcılarında beş yıldır “tık” yok!
3- ABD Adalet Bakanlığı, Mercedes üreticisi Daimler aleyhine 22 ülkeye 1997-2008 yılları arasında milyonlarca dolar rüşvet dağıttığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Rüşvet dağıtılan ülkeler arasında kolayca tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye de vardı.
Amerikan gazeteleri “Bay X ve Bayan X”in rüşvet aldıklarını yazdılar ama savcılarımız bunların kim olduğunu merak etmedikleri için kimliklerini öğrenmemiz mümkün olamadı.
Bunun da üzerinden beş yıl geçti! Savcılık soruşturması kim bilir hangi sumenin altında uyutuluyor!
4- Deniz Feneri’ni zaten biliyorsunuz. Suçluların yakasına yapışan eski savcılar hapisten zor kurtuldu, yeni savcı “suç niteliğini” değiştirip, davayı Ankara’dan, İstanbul’a attı. İstanbul’daki mahkeme ne yapıyor, kimsenin haberi yok.
Saf Müslümanların parası dolandırıldı, Alman mahkemesi “asrın dolandırıcılığı” dedi ama Türk hâkim ve savcıları bu suçu örtbas etmek için yarış halindeler.
Çünkü artık Ankara’da çürüyen devlet organizması içinde, siyasallaşarak hükümete bağlanan adalet sistemimiz de var!

X