"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Savcıların suç işlediği ülke

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Partimizin çatısı altında FETÖ ile iltisaklı olanları barındırmayız” dedi. “İltisak”, “ilişkili” anlamına geliyor.

Şimdi bu FETÖ ile “iltisak” durumu biraz karışık aslında.

İddia ediyorum ki bu partinin aktif üyelerinden olan ya da ilçe, il yöneticisi konumunda olan herkes hayatının bir döneminde bu örgüt ile “iltisaklı” oldu.

Düşünün ki partinin en tepesindeki şahıs bile onlara “ne istedilerse veriyordu”.

Sonra günün birinde vermekten vazgeçti, onlar da istemekten vazgeçtiler ve bir iktidar mücadelesine girişip darbe yapmaya kalkıştılar ve kaybettiler.

Cumhurbaşkanı bunun tarihi olarak 17–25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarını belirlemiş.

Bu tarihten sonraki “iltisak” halini, FETÖ’cü ihanette, örgütün yanında olmak olarak kabul ediyor.

Bu tarihten önceki iltisakları saymıyor çünkü sayacak olsa dedim ya kendisi dahil iltisakı olmayan AKP’li neredeyse yok gibi.

Bu bir parti yönetimi için belirleyici bir durum olabilir.

Yanılmışlar, ki zaten bunu kabul ediyor, bu nedenle Allah ve milletten af da diledi. Yanılgıdan kurtuluş tarihi, bir milat olarak belirlenebilir.

Öte yandan ilginç olan şey, bu tarihi memleketin adalet sisteminin de “milat” kabul ediyor olması.

Oysa kanunlarımız açık. Suçlarla ilgili zamanaşımı süreleri var ve bu süreler bazı suçluların adaletten kurtulmalarına olanak da sağlar.

Ancak, bunun dışında keyfi olarak bir tarih belirleyip o tarihten öncesindeki tutumları meşru, o tarihten sonraki tutumları gayrimeşru ilan etmek, savcıların görevi de değil, haddi de değil.

Bu kanunla yapılması lazım gelen bir işlemdir, yasama faaliyeti içindeki bir yetkidir. Yürütmenin ya da yargının keyfi olarak böyle bir tarih belirlemek yetkisi yoktur.

Çünkü bu örgüt, yasalarımıza göre suç işlemeye 17–25 Aralık’tan sonra başlamadı. Tam tersine, 17–25 Aralık, işlenmeye başlamış suçların neticesinde ortaya çıkabildi.

Kumpaslar o tarihten önce kuruldu. Sahte belgeler o tarihten önce üretildi. Sınav soruları o tarihten önce çalındı. Sınavlara hile o tarihten önce karıştırıldı. Muvafık, muhalif herkesin telefonlarını dinlemeye, iletişimini izlemeye bu tarihten önce başlamışlardı.

Devletin ele geçirilmesi için yürütülen gizli faaliyet o tarihten önce başlamış, olgunlaşmıştı.

Onun için 17–25 Aralık’a kadar örgütün karar mekanizmaları içinde yer alan, yöneticisi konumunda olan, örgütün güç kazanmasında rol oynayan, örgüt ile hiyerarşik ilişki içinde olanların, o tarihten sonra “Ben vazgeçtim bu işten” demeleri, onları kurtarmaz.

Kurtaramaz.

Hukuk devletinde böyle keyfi af tarihleri belirlenemez. Bugün o suçları soruşturmaktan imtina eden her savcı suç işliyor.

AYBÜKE İSMİNİN ÇAĞRIŞTIRDIĞI KONU

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Hanım ile damadı Selçuk Bayraktar’ın bir kız çocukları dünyaya geldi.

Allah sağlıklı, uzun ömürler versin, analı babalı büyüsün, akıllı bir kız olsun.

Erdoğan ailesinin altıncı torununa Canan Aybüke ismi verildi.

Daha önceki beş torunun isimlerini hatırlıyorum: Eymen, Akif, Mahinur, Tayyip, Tahir. Onlar da isimleriyle uzun yaşasınlar.

Beşi de geleneksel Müslüman isimleri, Arapça kökenli kelimeler.

Son torunun ismi Aybüke ise bunlardan ayrışıyor, bu tipik Orta Asya Türk ismi.

“Ay gibi güzel, ay gibi parlak, ay gibi temiz” anlamlarında kullanılan bir kelime.

Kuşkusuz Müslüman ismi ama Türkçe ve kökeni Orta Asya’da aranmalı.

Alparslan Türkeş ile birlikte yükselen Türk milliyetçiliğinin izleyicileri arasında da tercih edilen bir kız ismi.

Bu acaba Erdoğan’ın yeni sahiplendiği İslamcı–Türkçü ideolojinin bir sonucu mu diye düşünmeden edemedim.

‘TEK TİP’ KARARI VERMEDEN ÖNCE DÜŞÜNÜN

HÜKÜMET Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bir darbeci askerin ‘Hero’ yazılı bir tişört giymesinden sonra gündeme gelen “tek tip kıyafet” konusundaki düzenlemenin kanun hükmündeki kararname ile yapılacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı da daha önce FETÖ’den yargılananların kurutulmuş iç badem rengi tulum, terör suçlarından yargılananların takım elbise giyeceğini açıklamıştı. Adi suçlar için bir düzenleme yapılmayacak gibi görünüyor.

Hükümet, 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen olağanüstü hal ile birlikte aldığı kanun hükmündeki kararnamelerle ülkeyi yönetme işinden vazgeçmeyecek gibi görünüyor.

Kanunla yapılması gereken her şey artık TBMM’ye ihtiyaç duyulmaksızın, iki–üç bürokratın oturup yazdığı ve altına bakanların sırayla imza attığı kararnameler ile yapılıyor.

Tutuklu olarak yargılananların tek tip giysi giymesini sağlamaya yönelik bu girişim her şeyden önce Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı.

Tutuklular arasında böyle bir ayrım yapılamaz.

İkincisi, bu peşin bir hüküm anlamına da geliyor. Hakkında mahkeme kararı verilmemiş insanları “FETÖ suçlusu, terör suçlusu, adi suçlu” diye ayırmak ve sonra onlara bu sıfatlarına uygun giysi giydirmek, evrensel bir hakkı çiğnemek demek. Evrensel hukuk kuralı bu: Mahkeme kararını verene kadar herkes masum kabul edilmelidir!

Üçüncüsü, FETÖ’nün yurtdışında sürdürdüğü kampanyaya da malzeme taşır. Türkiye’deki yargılamaların hukukiliği üzerine sürdürülen tartışmalarda kullanılır.

Sanıkların üzerine idam ipi atmak ve idam cezasını geri getirmeyi siyasi propaganda vesilesi yapmak gibi hareketlerin, suçluların iadesi yönündeki girişimleri nasıl baltaladığını unutmayalım.

X