"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Kimse Başbakan’a haber vermiyor mu?

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu önceki gece Kanal 7’deki bir programa katıldı ve şöyle dedi:

“Hukuk devleti kuralları içinde de mutlaka sorumlular yakalanıp adalete teslim edilecektir. Nitekim Ahmet Hakan olayında teslim edildi, Murat Sancak olayında da yakalandı.”
Programı yöneten tabii uslu bir gazeteci, Başbakan’a Murat Sancak’a güpegündüz 18 kurşun sıkanların henüz yakalanamadığını söyleyemedi.
Çünkü biliyorsunuz yandaş medyada öyle kontra soru sormak yok, hangi soruları sormalarına izin veriliyorsa, ancak o soruları sorabiliyorlar.
Acı gerçeği Başbakan’a ben söyleyeyim: Murat Sancak’a saldıranlar henüz yakalanamadı.
Çünkü İstanbul Emniyeti, bunca MOBESE kamera kaydını inceledi ama bir türlü Sancak’a saldıranların kullandığı otomobilin ve saldırganların izine rastlayamadı.
Doğrusunu isterseniz bu bana çok garip geliyor.
Mesela Amerikalı kadın fotoğrafçı Sarai Sierra’yı kamera kayıtlarından yüzbinlerce kişinin içinde bulup, katilini yakalamayı başaran bir polis teşkilatı bu.
Ama yine de bu polemiğe girmek istemiyorum, çünkü bu konuda İstanbul Emniyeti’nin becerisine güveniyorum, mutlaka failleri yakalayacaklarına da inanıyorum.
Zaten konumuz da bu değil.
Konumuz, Başbakan’ın bu faillerin yakalanamadığından haberdar dahi olmaması.
Sanki başka bir dünyada yaşıyormuş gibi ama biliyoruz ki bizim dünyamızda yaşıyor kendisi de.
Ya kimse onu Başbakan olarak ciddiye alıp, gelişmelerden haberdar etmiyor ya da ediliyorsa bile kafası başka bir âlemde olduğu için hatırlamıyor!
Onu bilmem ama bu iki ihtimal de beni bir hayli düşündürtüyor.


Fısıltı değil, güçlü bir ses beklerdik

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ahmet Hakan’a yapılan saldırı karşısında çıkıp tek söz söylememiş olmasını eleştirmiştim.
Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Lütfullah Göktaş bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı ve saldırı konusunda Cumhurbaşkanı’nın sessiz kalmadığını söyledi.
“Cumhurbaşkanı Basın Başdanışmanı olarak telefonla bizzat Ahmet Hakan’ı aradım. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi ilettik, üzüldüğümüzü ilettik” dedi.
Başdanışman Bey’in mesleki müktesebatını bilmiyorum ama kendisine şunu söylemeliyim ki bu yetmez!
Türkiye, bu saldırıdan sonra Cumhurbaşkanı’ndan güçlü bir çıkış beklerdi.
O güçlü çıkış yapılmalıydı ki bundan sonra benzeri hareketleri yapmayı aklından geçirenler, bu tür eylemlere Cumhurbaşkanı’nın da bizzat şiddetle karşı çıktığından haberdar olabilsinler.
Ahmet Hakan’ın kulağına telefonda “Geçmiş olsun” diye fısıldamaktan bir hayli farklı bir durum bu.
Cumhurbaşkanı’na dün bir gazeteci bu konuyu sordu. Erdoğan, her zaman şiddetin karşısında olduklarını söyledikten sonra şunu söyledi:
“Olayı tasvip etmek mümkün değil ancak köşelerinde zaman içerisinde başka köşe yazarlarını lanetleyen, onları hedef gösteren yazılardan da bu arkadaşlarımızın kaçınması lazım.”
Merak ettim, Cumhurbaşkanı acaba kimi kastetti?
Bu tür yazılar Şems’in gazetelerinde ve yandaş basında yayınlandı. “Sinek gibi ezmekten”, “yaşayan ölülerden” onlar söz etti. Her gün bir arkadaşımız sanki teröristmiş gibi hedef gösterildi.
Yandaş medyayı uyarıyorum, bakın Cumhurbaşkanı bu tür yazılara çok kızıyor, haberiniz olsun!
Cumhurbaşkanı, Murat Sancak’a silahlı saldırı ile ilgili olarak da “Bu insanlar acaba o zaman kendileri ne durumdaydı” dedi.
Şu durumdaydık: Bu saldırıyı lanetledik, saldırganların bir an önce yakalanmasını da yüksek sesle haykırdık.
Ben de şimdi aynı soruyu yandaş medyanın tümüne soruyorum: Neden Murat Sancak’a ateş edenlerin yakalanması için kılınızı kıpırdatmıyorsunuz? Neden ortalığı ayağa kaldırmıyorsunuz? Neden İstanbul Emniyeti’ni bu saldırganları yakalayamadığı için sorgulamıyorsunuz?


Allah bunlara acil akıl versin amin!

AHMET Hakan’a saldıranlardan üçü AKP üyesi çıktı ve AKP de haklı olarak bu üç saldırganı tedbirli olarak partiden ihraç etti.
Doğru bir iş yaptılar, keşke aynı tavrı kamyona doldurduğu belediye işçilerini Hürriyet’in önüne getirerek camı çerçeveyi indirten, sonra da pişkin pişkin “bunları zamanında dövmedik” diye konuşan maganda için de yapsalardı.
Ama demek ki bu partide bütün üyeler eşit ama bazıları daha da eşit!
Neyse, şiddetle aralarına mesafe koymak kendi bilecekleri iş ve dilerim ki bu mesafeyi adamına göre koymaya devam etmesinler.
Bu haberin gazetelerde yayınlanmasından sonra AKP trolleri yeni bir kampanya yaptı.
Saldırganların AKP’li olduğu haberinin verilmesine kızmışlar, saldırı AKP’ye mal edilemezmiş filan.
Demek ki memlekette olup biten her kötü şey bize mal edilebiliyor ama bir partinin üç üyesinin birden saldırının faili olması kimseye mal edilemiyor!
Aklımdan bu geçerken AKP’li bir milletvekili, Aydın Ünal bir tweet attı.
Şöyle diyor: “Bu iğrenç başlıklara bakınca malum şahsı Cem Uzan’dan ziyade Aydın Doğan’ın dövdürdüğü kanısı ağır basıyor.”
Güler misin, ağlar mısın?
Ben gülmeyi tercih ediyorum ama işin ağlanacak boyutu da şu ki bu adam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından biriydi.
Senelerce konuşma metinlerini yazan ekibin bir üyesiydi, hatta en son Cumhurbaşkanı’nın AKP’ye veda kongresindeki konuşmasını da bu şahıs yazmıştı.
Kafası komplo teorileri üretmeye çalışan, fikirleri bu teorilerle malul bir şahıs, Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını yazdı.
Ne diyeyim bilmiyorum, Allah acil şifalar versin!

X