"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Göz göre göre eylem yapmış

DİYARBAKIR, Suruç, Ankara Garı ve İstanbul Taksim’de bombalı eylem talimatlarını veren IŞİD’çi teröristin bu talimatlarını 2013 yılından beri dinlenen telefonlardan verdiği belirlendi.

Hürriyet’te yayımlanan Fevzi Kızılkoyun’un haberi, inanılmaz bir istihbarat yetersizliğine ve beceriksizliğe işaret ediyor.

 

Kim bilir belki de kasıtlı bir ihmal bile söz konusu olabilir.

 

Terörist İlhami Balı, 2002 yılından beri terör ve istihbarat ekiplerinin takibine alınmış.

 

Hatta bir ara yakalanıp, yargılanmış, 3 yıl da cezaevinde kalmış.

 

2013’ten itibaren de IŞİD’e katıldığı biliniyor.

 

Terörist, 2012 yılında 5 kez, 2013 yılında da iki kez olmak üzere tam 7 kez sınır kapılarını kullanarak, Suriye’ye giriş–çıkış yapmış!

 

Terör şüphelisi şahıs, telefonları bile dinleniyor ve sınır kapısından elini kolunu sallaya sallaya girip çıkabiliyor!

 

Kimse, onu durdurup “Suriye’de içsavaş var, herkes buraya kaçmaya çalışırken sen niye oraya gidiyorsun” diye sormuyor.

 

Kimse, “Suriye’ye bu kadar sık neden gidiyorsun? Senin işin nedir? Orada nerede çalışıyorsun, kimlerle görüşüyorsun” da demiyor.

 

Esasen bunları sormalarına bile gerek yok. Şahsın geçmişi, oralarda ne haltlar karıştırabileceğini yeterince anlatıyor zaten.

 

Ama hiçbir şey olmuyor.

 

Terörist, kendisi gibi tipleri buluyor, bombaları temin ediyor ve insanları gözünü kırpmadan öldürebiliyor.

 

Devlet adeta kendi vatandaşlarının canlı bombalarla öldürülmesini seyrediyor.

 

Bu teröristin Suriye’ye böyle kolayca gidip gelebilmesi, sahadaki ajanların gözünden kaçmış olabilir mi?

 

Hayır, hiç sanmıyorum.

 

Bu şahıs Türkiye’ye döndüğünde neler yaptığını polis hiç mi merak etmemiş?

 

Belli ki takip etmiş, telefonlarını bile dinlemiş.

 

Peki nasıl oluyor da bu şahıs, Türkiye’nin meydanlarını kana bulayabiliyor?

 

MİT Müsteşarı, İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, Jandarma Genel Komutanı’nın açıklayacağı bir şeyler yok mu?

 

İstifa etmeyeceğinizi biliyorum, o koltuklarda rahat rahat oturmaya devam edeceksiniz.

 

Peki bunca başarısızlığınız nedeniyle ölüp giden vatandaşlarımızla ilgili hiçbir vicdani sorumluluk duymuyor musunuz?

 

Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?

 

BECERİKSİZLİK Mİ? BİLİNÇLİ İHMAL Mİ? 

 

ANKARA Garı’ndaki canlı bomba saldırısının ardından İçişleri Bakanlığı müfettişleri bir soruşturma başlatmıştı.

 

Müfettişlerin raporunun ayrıntıları gazetelerde yayımlandı. Saldırının “ben geliyorum” diye bağırdığı ortaya çıktı.

 

Müfettişler, bu nedenle ihmali olan personelin soruşturulması için Ankara Valiliği’nden soruşturma izni istemiş.

 

Ve Vali Bey, soruşturma izni talebini uygun görmemiş.

 

Herkesin gözünün önünde cereyan eden bu terör saldırısının neden önlenemediği ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasından çekindiler sanıyorum.

 

Belli ki kamu yönetiminin temel hastalıklarından biri depreşmiş, amirler, memurlarını koruma altına almışlar.

 

Bu koruma halinin neden kaynaklandığını merak ediyorum.

 

Çünkü olaydan sonra yapılan açıklamalarda olayın en ince detayına kadar soruşturulacağı vaat edilmişti.

 

Başbakan ve İçişleri Bakanı’nın bu konudaki sözleri ortada duruyor.

 

Ama yine de sorumlular soruşturulamıyor, korunuyor!

 

Neden? Neyin ortaya çıkmasından çekiniyorsunuz?

 

SAVCI NEDEN ENDİŞELİ?

 

ANKARA’da 10 Ekim 2015 tarihinde meydana gelen terör saldırısında güvenlik görevlilerinin ihmalinin araştırılması engellendi ama bu soruşturma ile ilgili haberleri yazan gazeteciler hakkında soruşturma başlatıldı.

 

Sebep de “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hedef gösterilmesi”!

 

Bir demokraside, basının görevi halkın olup bitenlerden haberdar olmasını sağlamaktır.

 

Halktan gizlenenleri basın ortaya çıkarır ki halk, yöneticilerini doğru seçip seçmediğini öğrenebilsin, takip edebilsin.

 

Bu haberler de işte tam olarak da bu anlatılanı hedefliyor.

 

Beceriksiz mi, kasıtlı mı olduklarını bilmediğimiz kamu görevlilerinin ihmali nedeniyle 100’den fazla vatandaşımız öldü.

 

Bunun sebebini öğrenmek halkın hakkıdır ve basın da burada bu görevi yerine getirmiş.

 

Ama savcılık, ihmali değil, bunu haber yapan gazetecileri soruşturuyor.

 

Tam AKP Türkiye’sine göre bir durum bu.

 

Bir de uyduruk suç icat etmişler, Terörle Mücadele Kanunu’nun gölgesine sığınıp: Gazeteciler terörle mücadele eden görevlileri hedef gösteriyormuş!

 

Birincisi, bunlar terörle mücadele etmiş olsalardı, o kadar insanımızı kaybetmezdik.

 

İkincisi kimi, kime hedef gösteriyorlar anlayamadım.

 

Bu olayın beceriksizlikten mi, yoksa bilinçli bir ihmalden mi kaynaklandığının ortaya çıkması, savcı beyi neden üzüyor?

 

X