"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bu, sizin eseriniz Ahmet Bey

CANLI bombaların kim oldukları anlaşıldı. IŞİD’e nasıl katıldıklarını, hangi yollardan geçtiklerini ve nasıl birer canavara dönüştüklerini biliyorduk zaten.

Polisin gözünün önünde yetiştiler, ailelerinin feryatları polise, MİT’e kadar ulaşamadı ve sonunda hem kendi canlarından oldular hem de Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da yaptıkları eylemlerde 150’den fazla insanın hayatını aldılar.
Ama devletimizin yetkilileri bir türlü bunu kabul edemiyorlar.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bakılırsa bu bombacılar PKK ve IŞİD’in ortak operasyonunun elemanları.
Nasıl oluyor da oluyor, sınırın öbür tarafında birbirlerinin gırtlağına sarılmış iki örgüt, sınırın bu tarafında ortaklaşa bombalama eylemi yapabiliyor?
Böyle bir şey yok aslında, Başbakan halkı uyutmaya çalışıyor, hepsi bu.
Hem bunları söyler, hem de bombalama eylemi üzerine yorum yapmayı bile yasaklarsa zannediyor ki bu canavarların yetişmesine neden olan ortamdaki rolünü unutturabilir.
Hayır bayım, amacınıza ulaşamayacaksınız. Herkes bilecek ki bu sizin eseriniz.
Türkiye’de son üç canlı bomba eylemini yapanların nerede ve nasıl yetiştirildiklerini biliyoruz.
Sizin Emniyetinizin de, MİT’inizin de bunlara göz yumduğunu biliyoruz.
Ailelerinin şikâyetlerine rağmen takip edilmediler, serbestçe faaliyet göstermelerine göz yumuldu.
Neden olduğunu siz de bizim kadar biliyorsunuz, şimdi şaşırmış gibi davranmayın.
Siz Esad’ı devirecek diye dünyanın her yerinden gelmiş cihatçıların gelip geçişine göz yumdunuz. Suriye sınırımızın delik deşik olmasının sebebi sizsiniz.
Gündüz Suriye’ye gidip savaşan, akşam olunca Türkiye’de kiraladığı eve geri dönenlere siz müsamaha ettiniz.
Yaralanan cihatçı eylemcilerin tedavilerini Türkiye’de siz yaptınız. Siviller için yapılan göçmen kampının bir askeri üsse dönüşmesine siz göz yumdunuz.
ÖSO’ya yardım ediyoruz diye gönderdiklerinizin ne kadarı El Nusra’nın, IŞİD’in eline geçti onu da siz biliyorsunuz.
Bu ortamın yaratılmasından birinci derecede sorumlusunuz ve şimdi yayın yasaklarıyla bunun konuşulmasını engellemek istiyorsunuz.
Kusura bakmayın ama yok öyle üç köfte beş kuruşa!

Daha önce neredeydiniz?

ANKARA’daki canlı bomba eyleminin ardından IŞİD’in para kaynaklarına yönelik olarak operasyon başlatılmış. Örgüte para aktaranlar yardım ve yataklıktan yargılanacaklarmış.
Sınırda kurulacak özel ekipler de IŞİD’in en önemli gelir kaynağı olan petrol sevkıyatına karşı tedbir alacakmış.
Örgütün Türkiye’deki terör ağına yönelik operasyonlar da öncelikli hale gelmiş. Finansal kaynaklarının çökertilmesi için çalışmalar da başlatılmış.
Örgüt üyelerini Suriye ve Irak’a geçiren irtibat elemanları, ilişki kuran isimler de hedef olarak alınacakmış!
Cümleleri mişli geçmiş zamanda yazdığımı fark etmişsinizdir.
Çünkü bu bilgileri ben elde etmedim, havuz gazetesinin haberinden öğrendim.
Bu haberden öğrendiğim şey sadece yukarıya aktardığım bilgiler değil tabii.
Öğrendiğim bir konu daha var: Demek ki Ankara’daki bombalı eylem olmasaymış, örgüt Türkiye’de cirit atmaya da devam edecekmiş!
Bütün bunları yapılması için, yani örgütün Türkiye’deki finansal kaynaklarının tespit edilip çökertilmesi, adam trafiğinin engellenmesi, petrol satışına mani olunması için örgütün Ankara’da 100 kişiyi öldürmesi mi gerekiyordu?
Suruç, Diyarbakır bombalamaları, sınırda asker öldürmesi yetmemiş miydi?
Bütün dünyanın terörist dediği bir örgüte karşı harekete geçmek için neden bu kadar beklendiğini açıklayacak bir yetkili var mı?
Yoksa onlara daha önce “aşırılıkları da olan Müslüman gençler” diye baktığınız için mi hareketlerine göz yumdunuz?

Fren patlayınca ‘Beylik’ dönemine götürdü


BAŞBAKAN’ın katıldığı AKP toplantılarında gençlerin atmayı sevdikleri bir slogan var: Ahmet Hoca, bizi Osmanlı’ya götür!
Ahmet Hoca da biliyorsunuz zaten beşuş çehreli, bu sloganı duyunca daha bir heyecana geliyor, daha da mutlu oluyor. Televizyon haberlerindeki görüntülerde, bu slogan atıldığındaki mutluluğunu kolayca görebilirsiniz.
Daha önce de sormuştum, Hoca’nın götürmesini istedikleri Osmanlı, hangi dönemin Osmanlısı diye ama bir yanıt alamamıştım.
Her halde Fatih’in ya da Kanuni’nin dönemini filan kastediyor olmalılar diye düşündüğümü yazmıştım.
Son gelişmeler gösteriyor ki Ahmet Hoca, Türkiye’yi, Osmanlı’ya götürürken frenleri patlattı, Kanuni ya da Fatih döneminde değil, Osmanlı’nın küçük bir uç beyliği olduğu günlere kadar geldik.
Tarih derslerinden hatırlarsınız, Osmanoğulları’nın serüveni Bizans ile Selçuklu arasında bir “tampon beylik” ile başlamıştı.
Şimdi de Türkiye, AB ile Suriye arasında bir tampon devlete dönüştürülmek isteniyor.
Türkiye mültecilere tampon olacak, bunun karşılığında 2-3 milyar Euro ücret alacak filan!
Ahmet Hoca’nın Suriye politikasının bizi getirdiği yer tam olarak bu işte:
Avrupa sınırlarının paralı bekçiliği ve Ortadoğu ile Avrupa arasında tampon olmak!

X