"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bu gezi kişisel bütçeden karşılanmalı

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Muhammed Ali’nin cenaze törenine katılmak için Amerika’ya gidecek.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan, hem cenaze namazına katılacak hem de ertesi gün düzenlenecek törene.

 

Muhammed Ali’nin ailesinin verdiği bilgiye göre törende konuşma da yapmak istemiş ama konuşma yapacakların sayısının çok olması nedeniyle yabancılara söz verilmeyeceği için konuşamayacakmış.

 

İnsanın sevdiği, değer verdiği birisinin cenaze törenine katılması doğru bir tutumdur ve bir son saygı-vefa gösterisidir.

 

Bu nedenle Cumhurbaşkanı’nın bunca işini gücünü bırakıp cenaze için Kentucky kentine kadar gitmesini elbette eleştiremem.

 

Madem saygı duyuyordu, değer veriyordu, cenazeye katılarak son görevini yerine getirmesinde bir mahzur yok.

 

Ancak bildiğiniz gibi bu tür “kişisel” işler, “kişisel bütçelerden” karşılanmalı.

 

Çünkü bu bir devlet görevi değil.

 

Ölen bir yabancı devlet adamı olsaydı ve Türkiye’nin de resmi törene katılması icap etseydi, elbette bu bir devlet görevi sayılırdı ve devlet bütçesinden finanse edilirdi.Ama ölen bir sporcu ve Muhammed Ali kadar önemli olan başka yabancı sporcuların cenazelerine Cumhurbaşkanı düzeyinde katılım bugüne kadar geleneklerimiz arasında yoktu.

 

Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı’nın emrine tahsis edilmiş bir kocaman uçak var. Geniş gövdeli bu uçak ABD’ye kadar direkt uçabiliyor.

 

İnternet sitesinden baktım bu uçak 100 kilometrede 863 litre benzin tüketiyor.

 

Yani ucuz bir ulaşım aracı sayılmaz.

 

Cumhurbaşkanı’nın korumalarını, danışmanlarını filan da katarsanız oteldi, yemekti, harcırahtı, makam aracı kiralamaktı derken ciddi bir bütçe gerekiyor.

 

Ve öyle görünüyor ki bu parayı biz vergi mükellefleri ödeyeceğiz.

 

Yani Cumhurbaşkanı, sevdiği birisine vefasını-saygısını göstermek için “bu fakir milletin” vergilerinden oluşan bir bütçeyi harcayacak.

 

Bunun doğru bir tutum olmadığını söylemeliyim.

 

Cumhurbaşkanı, tavırlarıyla, tutumlarıyla bütün devlet mekanizmasına da örnek olmalı ve bu tür “gösterileri” kişisel parasını harcayarak yapmalı.

 

HAYIR BAYIM HEPİMİZİ İLGİLENDİRİR

 

- CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanları ve danışmanlarının maaşlarını öğrenmek istedi.
Bunun için Bilgi Edinme Yasası kapsamında Genel Sekreterliğe başvuruda bulunmuş ve şu yanıtı almış: “Kamuoyunu ilgilendirmez.”

 

 

Önce Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’ne şunu söylemeliyim: Hayır bayım, yanılıyorsunuz. Bu bilgi kamuoyunu ilgilendirir, hem de çok ilgilendirir.

 

 

Bizim ülkemizde bu pek gündeme getirilmez ama bir demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından birisi de “bütçe yapma hakkıdır”!

 

 

Millet adına yasama yetkisini kullanan organ, ki bizim anayasal düzenimizdeki adı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir, bu hakkı elinde tutar.

 

 

Bütçe kanununu çıkarır, yürütmeyi gelirleri toplamak ve harcamaları yapmak için yetkilendirir.

 

Böyle bir yetki olmadan bunların hiçbiri yapılamaz. Yapılıyorsa orada temsili demokrasiden söz edilemez.

 

Yasama, bütçe yapma yetkisini elinde tutarak yürütmeyi dengeler, denetler.

 

Eğer Türkiye bir demokrasi değil de bir ortaçağ krallığı olsaydı, kral ya da padişah parayı keyfine göre harcardı, kimse de bunun hesabını soramazdı.

 

Ama şimdi harcayamaz, çünkü millet, vergileriyle oluşturduğu hazinenin nasıl kullanılacağına yasama organı eliyle karar veriyor ve o organ marifetiyle de bu harcamayı denetliyor.

 

Çağdaş demokrasilerde bütçeden finanse edilen kurumların şeffaflığı meselesi de önemlidir.

 

Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanları ordusunda her cinsten insan var.

 

Ve bunların kaç para aldıkları kamuoyunu ilgilendirir çünkü harcanan şey sonuç olarak bizim paramızdır, vergilerimizdir.

 

Cumhurbaşkanı, bu maaşları şahsi servetinden ödüyorsa mesele yok, bunu öğrenmemiz gerekmez. Böyle değil de maaşlar Cumhurbaşkanlığı bütçesinden karşılanıyorsa bu açıklanmalıdır.

 

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Bilgi Edinme Yasası’ndan daha üst bir makam değildir.

 

“Anayasa’yı aleni olarak her gün çiğneyen Cumhurbaşkanı’nın, genel sekreteri de bir kanunu çiğnemiş çok mu” diye soracak olursanız da size hak veririm tabii.

 

BU NEFRET SUÇU TAKİP EDİLİYOR MU?

 

EDİRNE’deki Büyük Sinagog’da, 41 yıl aradan sonra ilk kez bir nikâh töreni yapıldı.

 

Bu tören periskop üzerinden de yayınlandı.

 

Tabii memleketimizin ırkçıları da boş durmadı, sosyal medyada bir nefret rüzgârı estirildi.

 

Atılan tweet’lerden birinde şöyle deniliyor: “Bir şey soracağım, bunlar niye Türkiye’de evleniyor?”

 

Bir etnik ya da dini azınlıktan “bunlar” diye söz ediyorsanız bu sizin sadece kaba bir insan olduğunuza değil, aşağılık bir ırkçı olduğunuza işaret eder.
İlhanfatih adını taşıyan bir Twitter kullanıcısı şöyle yazmış: “Hayattaki en büyük hayellerimden biri Yahudi öldürmek a..koduklarım.”

 

Omerkay98812243 isimli kullanıcının tweet’i şöyle: “Hitler olmasa şimdi İsrail her yerdeydi.”

 

Ave212121 isimli kullanıcı “Adam boşuna yapmamış” diye tamamlıyor bunu.

 

Öbür kullanıcıların Yahudiler ve evlenen çift için yazdıklarını buraya aktarmama olanak yok, ama kolayca tahmin edebileceğiniz gibi yakası açılmadık küfürler bunlar.

 

Bizim üzerine siyasal İslam sosu dökülmüş ırkçılarımızın seviyesizliğini de gösteren bir yığın tweet.

 

Merak ediyorum, savcılık bir soruşturma başlattı mı, bu aşağılık ırkçı tiplerin işlediği nefret suçunu kovuşturmak için?

 

İçişleri ve Adalet bakanları ne diyorlar bu konuda?

 

Ne oldu o sizin “dillere destan” hoşgörünüze?

X