"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bu danışmana danışmayın

CUMHURBAŞKANI’nın başdanışmanlar ordusundan Mehmet Uçum, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşünü gayrimeşru ilan etti.

Sosyal medyada yaptığı paylaşım şöyle:

“Hukuk yoluyla demokrasi mücadelesi meşrudur. Hukuk düzeninin ilkelerine karşı yürüyüş gayrimeşrudur: Bkz: Kılıçdaroğlu.”

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı iş AİHS ve Anayasa tarafından teminat altına alınmış gösteri yürüyüşü.

Vatandaşlar, herhangi bir konuda gösteri yürüyüşü yapabilirler, bu aynı zamanda düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanımıdır.

Kılıçdaroğlu, bu ülkede yaşayan ve sayıları hiç de az olmayan birçok kişi gibi Türkiye’de adalet düzeninin bozulduğunu, mahkemelerin bağımsızlığını yitirdiğini, siyasi mülahazalar ile delillere bakmadan mahkûmiyet hükümleri verdiklerini düşünüyor.

Bu düşüncesini ortaya koyma yollarından biri olarak da yürüyüş yapmayı seçmiş.

Bundan daha meşru nasıl olunabilir, gerçekten merak ettim.

Üstelik barışçı bir gösteri yürüyüşü bu aynı zamanda.

Şiddete başvurmadığı gibi tam tersine bağımsızlığını yitirmiş bir adalet düzeninin uyguladığı şiddete karşı gerçekleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı bu arkadaşa hangi konularda danışıyor bilemiyorum ama şunu söyleyebilirim: Hukuk konusundaki fikirlerine pek itimat etmesin!

İLK DÜĞME YANLIŞ OLUNCA

SURİYE’de IŞİD’i temizlemek ve Esad rejimini devirmek için bel bağladığımız Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) öyle görünüyor ki dağılmanın eşiğinde.

Arkadaşımız Uğur Ergan’ın, “üst düzey güvenlik kaynaklarına” dayanarak verdiği habere göre ÖSO’yu oluşturan gruplardan Sultan Murad Tümeni’nin üst düzey yetkililer de dahil 60–70 kişilik bir ekip, Suriye rejim güçlerinin safına geçmiş.

Az sayıda ÖSO mensubunun da YPG’ye iltihak ettikleri belirtiliyor.

ÖSO içinde çıkan son çatışmalarda 33 kişinin öldüğü, 55 kişinin yaralandığı da bir başka bilgi.

Ergan’ın kaynağı “Bölgede üç gün önce sert tartışmalar ve çatışmalar oldu. Bir kısım ufak gruplar ayrıldı. Şu anda sorunu çözmek için uğraş veriliyor” diye anlatıyor.

ÖSO’nun homojen bir güç olmadığını zaten biliyorduk.

Anlaşılan o ki Katar’ın para desteğinin kesilmesi olasılığı bu yapıyı sarsıyor, herkes kendi çıkarını kurtarma peşinde.

Ve hükümet, eğer ABD onay vermiş olsaydı, böyle güvenilmez bir güce dayanarak askerlerimizi Suriye’de Rakka’ya kadar göndermeyi planlıyordu.

Bir bölümünü eğittiğimiz, donattığımız silahlı bir güç var ve bunlar zora düştüklerinde birbirlerini yemeye başlıyorlarsa, bu güce nasıl güvendik?

Belli oluyor ki istihbaratımızın Suriye konusundaki tek yanılgısı Esad rejiminin hemen devrilip gideceği değilmiş.

ÖSO’nun kendi içinde çatışabileceği, bölünebileceği hatta bazılarının rejim saflarına geçebileceği de öngörülememiş olmalı ki sorunu çözmek için “şimdi uğraş veriliyor”.

Başından beri hatalı Suriye politikasının parasal bedeli 25 milyar doları geçti.

3 milyondan fazla göçmene de ev sahipliği yapıyoruz, çoğunun artık geri dönebilecekleri bir yer de yok.

“Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, geri kalan bütün düğmeler yanlış iliğe girer” sözü tam olarak Suriye politikamız için söylenmiş sanki.

ADAMINA GÖRE ADALET

ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, darbe girişimi sırasında jetlerin bombardımanıyla şehit olan özel harekâtçılar için “52 özel harekâtçı kömür oldu” demiş.

Beyaz TV de Gökçek’in bu sözlerini altyazı olarak ekrana taşımış.

Şikâyetler üzerine RTÜK inceleme yapmış ve uzmanın hazırladığı raporda Gökçek’in adından hiç söz edilmiyor.

Beyaz TV’ye de bu altyazı nedeniyle 23 bin 581 lira para cezası verilmiş.

Gazeteci Oğuz Güven, Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in trafik kazasında ölümüne ilişkin Cumhuriyet gazetesinin Twitter hesabında yapılan paylaşım nedeniyle “Terör örgütünün propagandasını yapmak ve terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlamasıyla 2.5 yıldan 10.5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.

Güven’in bu suçları işlemiş olmasının tek kanıtı ise savcının trafik kazasında ölümü ile ilgili haberde “kamyon biçti” ifadesini kullanmış olması.

Hangisi daha ağır ve ölenleri rencide edici?

Adalet terazisi, bir kez daha görüyoruz ki adamına göre tartıyor.

A.H.P. KİM?

HAVUZ gazetesi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eski danışmanlarından ve FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan ve önceki gün tahliye edilen Doç. Dr. Fatih Gürsul’un ByLock yazışmalarını ele geçirmiş.

Habere göre Gürsul, “A.H.P.” isimli bir “abi” ile yazışıyor, akıl danışıyor, onun söylediklerini yapıyormuş.

Buraya kadar mesele yok. Söz konusu görüşme kayıtları artık mahkemedeki dosyada yer alıyor.

Peki neden “abinin” adı yok?

A.H.P. diye kısaltması var. Demek ki bu işle görevli Emniyet ya da istihbarat mensupları, adamın adını biliyorlar, yoksa kısaltmasının A.H.P. olduğunu nereden bilsinler.

“Abinin” açık adı niye yazılamıyor, ucu bir yerlere dokunur endişesiyle mi?

X