"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bu çamur bize sıçramaz bayım

ŞEMS Ethem’in paçavralarından biri geçen gün uydurma bir haberi manşet yaparak yayınlandı.
Masa başında uydurulmuş habere göre Doğan Medya Grubu terör örgütünü destekliyordu.
Akıllarınca bu iddialarına kanıtlar da bulmuşlar, bunları “belge” diye yayınlamışlardı.
Neler mi? Mısır’da yüzde 52 oyla seçilen Mursi’nin idama mahkum edilmesi haberi, bazı gazeteci arkadaşlarımızın Twitter mesajları, bazı röportajlar ve DHA’nın hack’lenen Twitter hesabından atılan bir korsan tweet!
Satamayan, satmadığı için de okunmayan bu paçavranın iddialarını ciddiye almadık tabii.
Ama meğerse okuyan bir kişi varmış, okumakla yetinmediği gibi ciddiye de almış!
Bakırköy Cumhuriyet Savcıvekili, bu masa başında uydurulan haberi ciddiye alıp Doğan Medya Grubu hakkında “terör örgütü propagandası yapmaktan” soruşturma başlattı.
Soruşturmanın sonunda dava açmaya karar verecek mi, şimdiden bilemeyiz tabii.
Ama böyle uyduruk bir haberi ihbar kabul edip, soruşturma başlatabilen bir adliyeden her şeyi beklemek gerektiğini de artık öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu uyduruk suçlamayla gazetelerimizi, televizyonlarımızı, işyerlerimizi, evlerimizi basabilirler, hepimizi toplayıp götürebilirler!
Bugüne kadar Türkiye’de yaşadığımız hukuksuzlukları hatırlarsak, bunların mümkün olabileceğini de düşünebiliriz.
Ama şunu söylemeliyim ki bu çamur bize sıçramaz!
Ceza tehdidi ile özgür basın faaliyetlerini engellemek için bulduğunuz yöntem bu ise, işe yaramaz.
Ortada teröre karşı olduğumuzu haykıran 67 yıllık arşivimizdeki on binlerce sayfa gazete, şu kadar saat radyo ve televizyon yayını dururken, kimse sizin bu palavralarınıza pabuç bırakmaz.
Ne yapmak istediğinizi biliyoruz.
Totaliter bir rejime doğru Türkiye’yi götürmek için herkesi korkutmaya çalışıyorsunuz.
Çünkü amacınız özgürlükleri, demokrasiyi ve muhalefeti ortadan kaldırmak.
Bunu yapmak için basına gözdağı vermeye çalışıyorsunuz.
Açılan bu soruşturma, AİHM açısından da ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geliyor.
Açın, Akçam–Türkiye davası ile ilgili olarak verilen kararı okuyun önce.
AİHM, dava açılmamış bile olsa, sadece soruşturma başlatılmasının yarattığı “caydırıcı etkinin”, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olduğuna karar verdi.
Türkiye, siz ne kadar tersini isteseniz de demokratik dünyanın bir parçası olmaya devam edecek!


Soru hırsızlarının suç ortaklarını unutmayalım


2010 yılındaki KPSS’de kopya çekilmesi ile ilgili soruşturmanın iddianamesi, sınavda kopyanın nasıl çekildiğini ortaya koyan bir delil içeriyor.
Dün Hürriyet’te Mesut Hasan Benli’nin haberi, sınav sırasında bazı adaylara özel cevap kâğıdı verildiğini anlatıyordu.
Bu özel cevap kâğıdında doğru yanıtlar diğerlerine göre bir miktar daha koyu basılmış, kopyacılar da kolayca doğru yanıtları işaretlemişler.
Yani çalınan soruların doğru yanıtlarını ezberlemek zorunda bile kalmamışlar.
Bu kopya iddiası ortaya atıldığında zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı’nı ve Emniyet Genel Müdürü’nü makamına çağırtmış ve “Kopyacıları bulun ve dosyayı da önce bana getirin” diye emir vermişti.
Kopyacıların ortaya çıkması için AKP iktidarı ile o vakitler yol arkadaşlığı yapan paralelcilerin kavga etmesi gerekti.
Belli ki eğer bu kavga olmasaydı, KPSS kopyacıları keyiflerine bakmaya devam edeceklerdi.
Sözü edilen delile ulaşmak atla deve değil.
O iddialar ortaya çıktığı gün de zaten muhtemelen o cevap kâğıtları fark edildi ama işlem yapılmadı.
Dosyayı Erdoğan’a ilettiler o da “arkadaşlar üzülmesin” diye kaldırıp sümen altına ittiriverdi.
Buradan savcılığa suç duyurusunda bulunuyorum: Bu soruşturmada görevlendirilenler neden işlerini yapmadılar? Neden bir günde bulabilecekleri delili ortaya çıkarmak için hükümetle paralelcilerin kavgasını beklediler? Bu işte emri veren siyasi kimdi?
Bunlar ortaya çıkarılmadan bu soruşturma kapatılamaz.

Ekonomik istikrara bak!


TÜRKİYE İstatistik Kurumu, işsizlik rakamlarını açıkladı ve durum felaket!
2015 yılı haziran ayı itibariyle işsizlere 226 bin kişi daha eklendi, toplam işsiz sayısı 2 milyon 880 bine yükseldi.
15–24 yaş grubunun yüzde 17.7’si işsiz!
Milli gelir rakamları da iş açıcı değil. Son 21 ayda milli gelirimiz 822 milyar dolardan 772 milyar dolara geriledi.
Güngör Uras’ın Milliyet’teki köşesinden öğreniyoruz ki Türkiye’de 7.5 milyon kişi Bangladeş düzeyinde yaşıyor.
Nüfusumuzun yüzde 15’i yoksulluk riski altında.
Bunun bir tek sebebi var, 13 yıllık AKP iktidarı yapısal reformları gerçekleştirmedi, durumu idare etti.
“Koltuk kaybına bağlı zihin açıklığı” yaşadığı anlaşılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Reformlar uzun vadede sonuç veriyor diye kaçınılıyor” diyor.
Ve bu iktidar dönemini bize “Ekonomik istikrar vardı” diye yutturmaya çalışıyorlar.
İşsizlik arttı, fakirler daha fakir oldu, kamu olanakları peşkeş çekildi ki yandaş zenginler yaratılabilsin.
Bir istikrardan söz edilecekse, o da sadece budur!

X