"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Amaçları tramvayı son durağa götürmek

AKP milletvekili Galip Ensarioğlu, havuz televizyonunda başkanlık sistemini savunurken, “Parlamenter sistem en fazla AK Parti’nin işine gelir. Yasama, yargı, yürütme bizde. Bizim AK Parti hükümetini denetleme gibi şeyimiz olabilir mi?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı’nın sayılarını artık kimsenin tam olarak bilemediği başdanışmanlarından eski AKP milletvekili Burhan Kuzu da onun bu sözlerini destekledi:

“Oğlan bizim, kız bizim, niye denetleyelim” dedi.

Mevcut Anayasa’ya göre, TBMM’nin halk adına kullandığı yetkilerden bir tanesi kanun yapmaksa diğeri de yürütmeyi halk adına denetlemektir.

Yargının ise zaten bağımsız olması gerekiyor, bu da Anayasa’nın bir emri.Ve bu arkadaşlar televizyona çıkmış, milletin gözünün içine bakarak Anayasa’yı çiğnediklerini dalga geçer gibi açıklıyorlar.

Başbakan’a bakarsanız, AKP’nin yapacağı yeni anayasa, başkanlık sistemini getirecek ama güçler ayrılığını güçlendirecek.

Zaten Ensarioğlu’nun bu sözleri söylemesinin nedeni de bu. “Yeni Anayasa’da başkanlık sistemi gelirse, Meclis yürütmeyi denetler, yargı bağımsız olur” gibi bir akıl yürütme ile milleti, “tek adam rejimine” ikna etmek istiyorlar.

Diyelim ki yeni anayasada da güçler ayrılığını kuvvetlendirecek mekanizmalar olsun.

Peki arkadaşlar, AKP’nin yeni yapılacak anayasaya uyacağının garantisi nedir?

Bakın Başbakan, yürütme yetkisini götürüp yetkisiz ve sorumsuz bir kişinin ellerine teslim etmiş bulunuyor.

Meclis, Anayasa’da millet adına egemenlik kullanma yetkisinden vazgeçmiş. Kendileri söylüyor, hükümeti denetlemiyor, hükümetin yetkisini devrettiği Saray ne isterse o kanun oluyor.

Yargının durumu ise daha da zor. “Tak” diye söyleneni, “şak” diye yerine getiren bir yargımız var artık, bağımsızlık sizlere ömür.

Mevcut Anayasa’ya uymayanın, yapılacak yeni anayasaya uyacağının garantisi nedir?Böyle bir dertlerinin olmadığını biliyoruz zaten.

Yapmak istedikleri şey, tek adamın iradesine dayanan otokratik bir rejime zemin hazırlamaktır.

Bir kere o tek adam rejimine geçmeyi başarabilirlerse, bundan sonra zaten ne anayasal haklar bekleyin, ne de verdikleri sözleri tutmalarını.

“Demokrasi tramvayı” o gün itibariyle son durağa yanaşmış olacak ve onlar da o tramvaydan inip, Türkiye, bambaşka bir yöne doğru götürülecek.


HESAP VERMEKTEN KORKUYORLAR
AİLE ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında verilen gensoru önergesi AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Ve sonra da CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği bir söz nedeniyle kıyamet koptu.

Aynı kişiler, Kılıçdaroğlu’nun söylediği sözlerin aynısını daha önce Reza Zarrab’a söyleyen eski bakan Muammer Güler’e de sahip çıkmış, hiç ayıplamamışlardı.

Bu ideolojiye hâkim olan cinsiyetçi anlayışın bir tezahürü deyip geçiyorum. Bakan için verilen gensoru önergesi, Ensar Vakfı’na ait yurtlardan birinde yaşanan istismar olaylarının araştırılmasının engellenmesi ile ilgili.

Bu ilk kez olmuyor.

Bu iktidara hâkim olan anlayış bu çünkü.

Bir konu derinlemesine araştırılırsa “kutsal iktidarlarının” zarar göreceğinden endişeliler.

TBMM denetim görevini onun için yerine getirmekten kaçınıyor.

Sadece bakanlarla ilgili değil, yürütmenin diğer eksikliklerinin araştırılmasına da karşılar.

Bir yandan milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak için çabalıyorlar, diğer yandan da bazı kamu görevlilerinin dokunulmazlık zırhı içinde görev yapmaya devam etmesinden yanalar.

Ankara’da patlayan canlı bombalar ile ilgili araştırma iznini vermeyen bu kez Ankara Valisi.

Hiçbir şekilde hesap vermeye yanaşmayan bir iktidar var ve bu yüzden de birçok önemli konu TBMM’de tartışılamadan yıllar geçip gidiyor.


HABERİ VERİLMEZSE CENAZELER KALKMAYACAK MI?
RTÜK uzmanlarına göre, şehit cenazelerinde yaşananların, ağlayan annelerin, babaların, yetim kalan çocukların, öfkeli kalabalıkların, şehit yakınlarının tabuta sarılarak feryat etmelerinin televizyonlarda gösterilmesi, teröre hizmet ediyormuş.

Bu nedenle de uzmanlar Fox TV’nin, bu konudaki haberleri yayınlayan programına ceza verilmesini istemişler.

Talep, AKP’li üyeler artık RTÜK’te azınlıkta kaldıkları için reddedilmiş. Şehit cenazelerinin televizyon haberlerinde gösterilmesinin yasaklanmak istenmesi yeni bir durum değil. Bu tür görüntüler haber olarak verilmezse sanki şehit cenazeleri kalkmayacakmış gibi! Şehit cenazelerinin her gün ülkenin değişik yerlerine gitmesini önleyemeyen iktidarın bulduğu çözüm bu herhalde.

Cenaze görüntüsü yayınlanmazsa, kimse şehitler verildiğinden haberdar olmayacak, bir sanal gerçeklik içinde güle oynaya hayata devam edeceğiz, bunu istiyorlar sanırım.

Bu tür sansür girişimlerinin daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceğinin, fısıltı gazetesinin tirajının katlanacağının farkında değiller belli ki.

Sansür ile hiçbir yere varılamayacağını hâlâ öğrenememişler.

Ancak şunu da söylemeliyim, aynı görüntülerin defalarca tekrarlanmasının da habere kattığı bir şey yoktur.

Aynı haber bülteni içinde bir görüntünün defalarca tekrarlanmasının, kimseye bir faydası da yoktur.

Burada önemli olan habercilik sınırları içinde kalmaktır.

Televizyoncu arkadaşların buna dikkat etmelerinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Aynı acı tabloların defalarca tekrarı, terör eyleminin yaratmak istediği etkiyi de büyütüyor, bunu unutmayalım.

X