"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

‘Allah çirkin şansı versin’ demeden önce...

Nurgül Yeşilçay geçen hafta Hürriyet Pazar’a verdiği söyleşide önce eskiden güzelliğini sakladığını anlatıyor, sonra da erkekler hakkında birkaç tespit yapıyor. Kendilerine ‘zor’ sıfatını uygun gören bu ‘arıza’ ya da ‘zehirli’ erkek tipinin özelliklerini iyi biliyorum. Ve maalesef kadınların onlardan neden bir türlü kurtulamadığını da...

‘Allah çirkin şansı versin’ demeden önce...
Fotoğraf:MUHSİN AKGÜN/MA STÜDYO

Nurgül Yeşilçay, arkadaşımız Hakan Gence’ye konuştu; “Sizi güzel olduğunuz için aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Siz de güzelliğinizi saklıyorsunuz. Ben de eskiden saklardım. Şimdi güzel olmanın tadını çıkarıyorum” dedi.

Güzellik nasıl saklanabilir, bir fikrim yok doğrusu. Herkesin gözünün önünde olan şeyi saklamak o kadar da kolay olmamalı.

Hele Nurgül gibi mesleği gereği herkesin gözünün önünde ve özenli olması gereken güzel bir genç kadın için, daha da zor olmalı.

Tabii eğer insan kendisini çirkinleştirmek için özel bir çaba gösteriyorsa orası başka.

* * *

Ama unutmamak gerekiyor ki benim çirkin bulduğum birisini, siz pekâlâ dayanılmaz güzellikte bulabilirsiniz.

Ya da gördüğümde nefesimi kestiğini düşündüğüm bir kadın için siz pekâlâ “Ne buluyor bunda” diye ileri geri konuşabilirsiniz.

Çünkü estetik endüstrisinin medyayla el ele vererek kadınlara dayattığı zırvaları bir kenara bırakırsanız, seven kalp için, sevdiği güzeldir; nokta!

Dolayısıyla Nurgül, Allah vergisi olarak kabul edeceğimiz güzelliğinin dışında da kendisini seven bir insana çirkin görünemezdi.

Peki ne oldu, nasıl oldu da Nurgül, bir dönem için başına gelenlerin sorumlusu olarak güzelliğini buldu?

Söyleşinin devamında örtülü yanıtları var aslında.

Kadın kendisini yetersiz hissetsin!

Bir soru üzerine önce “Âşık olacağım erkek çok kıskanç olmasın” diyor, sonra “Bize erkeklik diye yutturdukları mafyalık. Özgüvenleri yok bu tip adamların. Kim ne kadar maçoysa o kadar korkak bence” diye ekliyor.

Yine bir başka güzel kadının, Charlize Theron’un anlattığı yere geldik sanki: “Dürüst olmak gerekirse bütün erkek arkadaşlarım çok emek isteyen, zor insanlardı. Belki erkekler konusundaki beğenilerimi değiştirip yeniden denemeliyim.”

Bazı erkekler, kadınlara neden böyle zorluklar yaşatıp onları güzel, çekici, akıllı, başarılı vs. olduklarına pişman ediyorlar?

Bulmuşlar da bunuyorlar mı?

Hayır, bunamış değiller. Tam tersine bilinçli olarak hareket ediyorlar, çıkardıkları ‘arıza’ bir tek amaca yönelik: Kadın kendisini yetersiz hissetsin ve gözü benden başkasını görmesin!

* * *

Sadece güzellikten söz etmiyoruz burada. Genel kabule göre güzel olmasa da, mesela iş hayatında süper başarılara imza atmış olabilir. Ya da bunlardan hiçbiri olmayabilir.

Belki güzel de bulunmuyordur, iş hayatında da sıradandır, ‘vasat’ kelimesinin açıklayabileceği bir düzlemdedir. Emin olun fark etmez.

Günümüz erkek egemen toplumlarında, kadınlara sahip olmanın ve onun kaçıp gitmemesini sağlamanın bir yolu da budur.

Bir de kendilerine hava verirler tabii: ‘Zor erkek’!

Düşük özgüvenli mitolojik tanrılar

Böyle birisine yakalanan kadın için hayat zordur.

Narsisist olduklarından kendilerini adeta mitolojik tanrılar katına yerleştirirler.

Özgüvenleri düşük olduğu için de Nurgül Yeşilçay’ın tanımladığı tiplere benzerler.

Kadını ellerinde tutma yolları, onun kendisini yetersiz hissetmesini sağlamaktır.

“Sen anlamazsın, sen yapamazsın, sakarsın, yine kilo aldın” gibi bir dizi gerekçe üretirler.

Kadın fizik profesörüdür ama beyimiz akışkanlar dinamiğini ondan daha iyi bilir. O derece yani!

Bu ‘zehirli tipler’ çok eğlenceli, çok çekici, çok akıllı, çok yakışıklı, çok entelektüel olabilirler. Hatta gözlerine kestirdiklerini tavlamak için hangi kılığa girmeleri gerekiyorsa hemen anlayıp o kılığa giriverirler.

Zavallı kadın kendisini beğendirmek için elinden geleni yapar, daha fazlasını da yapmaya çalışır ama yaranamaz.

Giderek kendisini daha da yetersiz hissetmeye başlar ve lütfedip onunla birlikte olan o ulaşılmaz erkeği elinde tutmak için adeta köleye dönüşür.

Eşitsizler arası ilişki başlamıştır artık; erkek kadını ezdikçe ezer ve kadın o çemberden çıkıp kendi değerinin farkına bile varamaz.

Bir şekilde kendini kurtarmayı başardığında da Charlize Theron gibi konuşur: “Erkek arkadaşım zor bir insandı, artık beğenilerimi değiştirmeliyim.”

Eşitsizler arası ilişki

Ama o beğeni de o kadar kolay değişmez.

Çünkü bu ‘zehirli tipler’ çok eğlenceli, çok çekici, çok akıllı, çok yakışıklı, çok entelektüel olabilirler.

Hatta gözlerine kestirdiklerini tavlamak için hangi kılığa girmeleri gerekiyorsa onu da hemen anlayıp o kılığa giriverirler.

* * *

Yıllarca böyle ‘arıza’ tiplerden çok çekmiş genç bir kadın arkadaşım bakın bunu nasıl açıkladı bana:

“Yıllarca bu tip adamlarla birlikte olunca -ki kendileri son derece renkli, eğlenceli, dikkat çekici, karizmatik kişilerdir- sonrasında iyi, doğru adam diye tanımlananlar kadına garip geliyor. Hem seçimlerimizi değiştirmek istiyoruz hem de iyi, düzgün, gerçekten seven, değer veren, kıymet bilen adamlarla ne yapacağımızı bilemiyoruz. Yorucu adamların izleri öyle kolay kolay gitmediği için normal ve düzgün olanla aramızda uçurum oluyor. Hep bir arıza aramaya başlıyorsun. Charlize Theron bakış açısını değiştirirse uzun bir ilişkisi olacaktır ama sanırım o kişiye âşık olamayacaktır. Zaten olmasın da; yeterince yorulmuş!”

* * *

Yazıya anlam katacak bir şarkıyla veda edeyim, YouTube’da var; Haddaway’den geliyor: “What is love? Baby don’t hurt me, no more!”

 

 

 

 

 

 

X