"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

AKP’de neler oluyor?

CUMHURBAŞKANI seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisinden sonra AKP’nin başına geçecek ve Başbakanlığa atanacak ismi belirlemek için “nabız yokluyor”muş.

Gazetelere yansıyan haberlere göre milletvekillerinden kapalı zarf içinde birer isim de topluyormuş.
Ve yine gazetelerde yayımlanan haberlere bakılırsa, milletvekillerinin büyük çoğunluğu zarflardaki kâğıtların içine Ahmet Davutoğlu ismini yazmışlar. Bir bölümü de “En iyisini siz bilirsiniz” gibisinden bir yanıt yazmış.
Zarflar kapalı olarak sadece Erdoğan’a verildiğine göre içinde ne yazıldığı nasıl öğrenilebiliyor, ilginç bir durum.
Öte yandan gazetelerin haberlerinde ve köşelerinde Ahmet Davutoğlu isminin kesinleştiğini de okuyoruz.
Bununla da kalmıyor, kimlerin yeni hükümette hangi bakanlığa atanacağını hatta kabineye girecek yeni isimleri de aşağı yukarı biliyoruz. Bunları yazanların önemli kısmı da AKP medyasının önde gelen isimleri.
İki seçenek var bu durumda: Ya Ahmet Davutoğlu, genel başkanlık ve Başbakanlık için muazzam bir halkla ilişkiler operasyonu yürütüyor ya da Başbakan’ın yaptığı “nabız yoklaması” bir gösteriden ibaret, kararı çoktan vermiş çünkü.
YSK, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin resmi sonucu açıkladı ve bununla ilgili belgeyi de TBMM Başkanı’na teslim etti.
Ama Recep Tayyip Erdoğan, son güne kadar görevlerini sürdürüyor, Başbakanlığı ve Genel Başkanlık görevini bırakmıyor.
Çünkü istiyor ki partinin olağanüstü genel kurulunda genel başkan sıfatıyla bulunabilsin.
Bu tutum, Anayasa ve ilgili seçim kanununun açıkça çiğnenmesi anlamına geliyor ama Erdoğan buna aldırmıyor bile.
Neden acaba?
Madem partisine bu kadar hâkim, bir işaretiyle her türlü kararı aldırabilecekken bu ısrarın nedenini siz de merak etmiyor musunuz?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında şöyle söyleme gereğini duymuştu:
“Biz kulislerin istikamet çizdiği bir parti değiliz. Bu tür hareketleri hazmedemeyenler durmaz. Şeytan devreye girer. Bizler şu veya bu şekilde nefsimizi dinlersek partimizin bütünlüğüne zarar veririz. Sinsilik, tuzaklar, tehditler bu partiye sirayet edemedi. AK Parti’nin yalpalamasını isteyenleri Allah için sevindirmeyelim.”
Bu sözler, birilerinin AKP içinde liderlik yarışına gireceğine duyulan kuşkuya işaret etmiyor mu?
Hele de hemen arkasından şunu söylüyorsa: “Bu sözlerimle kimseyi itham etmiyorum. Bu parti kimseye koltuk vermek için kurulmadı. Makam hırsı mazlumun umudunu köreltir.”
Madem itham edilecek kimse yok, partinin içinde kulisler yok, o vakit insanları “Şeytan devreye girer” diye korkutmak niye?
Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan da neredeyse her gün partinin yeni dönemi ile ilgili bir demeç veriyor.
Önce Bülent Arınç gibi bir siyasetçinin, deyim yerindeyse “ağzının payını” verdi, sonra da olağanüstü kongrede seçilecek genel başkanın “geçici olmayacağını” söyledi.
Öyle görünüyor ki AKP içinde dışarıya çok da yansımayan bir tartışma sürüp gidiyor.
Bunun sadece genel başkanlık ile değil partinin diğer kademeleri için de süren bir tartışma olduğunu düşündürtecek çok işaret var.


Yolsuzluk konuşmalarını da dinlediler mi?

ALMANYA’nın, 2009 yılından beri Türkiye’yi “dinlediğine” ilişkin haberler artık kesinlik kazandı.
Adı açıklanmayan bir Alman hükümeti yetkilisi, FAZ’a Türkiye’nin dinlenmesinin “makul sebepleri bulunduğunu” açıkladı.
Öte yandan, İran’da milletvekili Emir Abbas Sultani, Şark gazetesine verdiği demeçte, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu bulunan milyarder Zencani ile 17 Aralık yolsuzluk soruşturması sırasında gözaltına alınan Reza Zarrab arasındaki işbirliği ile ilgili yeni belgelere ulaşıldığını açıkladı.
Birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu iki haberin bir ortak noktası var aslında:
Zarrab’ın ve hükümetin bazı bakanlarının karıştığı yolsuzluklarla ilgili bilgiler ve belgeler sadece TBMM komisyonunun AKP’li başkanı tarafından savcılığa iletilen fezlekelerde yer almıyor!
Hem Zencani’nin ele geçirilen kayıtlarında hem de Alman gizli servisinin dinleme kayıtlarında bu ilişkiler de yer alıyor olmalı.
Günün birinde bunların da ortaya çıkacağına şimdiden emin olabiliriz.
Başbakan, Köşk’e çıkarak kendisine ömür boyu dokunulmazlık kazandı ama ne yaparsa yapsın, bakanlarının ve adamlarının karıştığı yolsuzlukları örtemeyecek.


Hey gidi dünya hey!

ALİ Kocatepe’nin başlığa ismini aldığım şarkısı Türk pop müziğinin altın yıllarından bugüne kadar kalmayı başardı.
Aradan geçen onca yıla rağmen canlı, insana neşe vermeye devam ediyor.
Ali ile Gelişim Yayınları’nda Erkekçe’de birlikte çalıştık, bir süre de aynı bekâr evinde oturduk.
Bestelerinin birçoğunun ilk notalarının yazılmasına tanıklık ettim, o piyanonun başında bestesini yaparken bir kenarda oturup sessizce dinledim.
Unutulmaz şarkılar yaptı ama benim favorim her zaman “Ben yine sana vurgunum” ve “Melankoli” oldu. Nükhet Duru’nun inanılmaz yorumuyla ne zaman dinlesem, ilk dinlediğim günkü kadar heyecanlandırıyorlar beni.
Ali Kocatepe yarın akşam İstanbul Açıkhava Tiyatrosu’nda 50. sanat yılını sanatçı dostlarıyla birlikte vereceği bir konser ile kutlayacak.
Nükhet Duru, Nilüfer, Modern Folk Üçlüsü, Bülent Ortaçgil, Özdemir Erdoğan, Ayşegül Aldinç, Yüksek Sadakat, Pamela ve elbette Aysun Kocatepe bu konserde sahne alacaklar ve Tarık Sezer Orkestrası eşliğinde Ali’nin 50 yıllık meslek birikimini seslendirecekler.
Masis Aram Gözbek yönetimindeki Boğaziçi Korosu da sahnede olacak.
Heyecan verecek bir konser gecesi yaşayacağız, sizlere de duyurmak istedim.

X