Yalan rüzgârı

İnançlar üzerinden sözde ezber bozmayı gelenekselleştirenler, kötü alışkanlıklarından vazgeçmiyor...

Haberin Devamı

Bilmedikleri konular hakkında çıkardıkları polemiklerle geçinen, meşhur olan, yazan, çizen, konuşan aydın kesimi, her geçen gün bir çam devirmeyi sürdürüyor.

Sonu tükenmeyen bu kervana şair Ataol Behramoğlu da katılmış.

*

Kurban Bayramı’nda kuzuları kesmenin nasıl bir bayram olduğunu sorgulamış.

Sabahtan akşama kadar market veya kasaptan et ve tavuk ürünlerini alanlar, akşamları farklı restoranlarda balık ve et keyfi yapanlar, bu tarz söylemleriyle kendilerini ne kadar komik duruma düşürdüklerini düşünemiyor.

*

Allah’ın işine karışmak, dini ve kitabı değiştirmek isteyenlerin ezan, cami, din veya ibadetlerle ilgili bunalımları bir türlü bitmedi...

Kaç asırdan beri bunlarla uğraşılıyor.

*

Bu tarz aykırı çıkışlarıyla aklı sıra ezber bozduklarını düşünenlerden biri de Prof. Celal Şengör...

Haberin Devamı

Bilimsel olmayan tezleriyle, belgesiz ve yetkisizce her alanda sadece konuşan Prof. Şengör her gün yeni bir şey uyduruyor.

Demiş ki:

- Hazreti Musa diye biri yok.

- Hazreti İsa ve Hazreti İbrahim de yok...

*

Diyanet, ilahiyatçı ve bilimadamları da çıkıp şu soruyu soramıyor:

- Hazreti Musa yoksa o piramitleri yapan Firavunlar da yok... O zaman kim yaptı bu piramitleri?

*

Din ve tarih konusunda önüne gelenin konuştuğu, fetva ya da hüküm verdiği bir ülke haline nasıl geldiğimizi biliyoruz da bu koroya karşı ülkenin bilen kesiminin suskun kalmasını hiç bilmiyoruz...

- Hayatımızın, inançlarımızın her alanına sızmayı başaranların en büyük ilgisi, ne hikmetse din ve tarih konusunda düşüncesiz düşüncelerini piyasalara sürmek oluyor...

*

Bu tarz kimlikler toplumu terörize etmeyi başarıyor ve herkes nedense bunların söylediklerini tekrar ediyor ama yalanlayan ve tepki gösteren bir mekanizma yok.

Bu ülkede saçma sapan şeyleri gündeme taşıyanlar daha çok konuşuluyor.

- İnançlar, kültürler, ırklar üzerinden sürekli yeni bir tartışma konusu üretenlerin tek derdi bu ülkeyi değiştirebilmek ve kamplara bölebilmek...

Ve milletin tüm ayarlarını bozabilmek.

*

Bunların ne yapmak istediğini anlıyoruz da bu kadar yalana bir toplumun nasıl inandığını ve suskun kaldığını anlayamıyoruz...

Haberin Devamı

Ne hikmetse büyük kalabalıklar ‘Yalan Rüzgârı’ dizisi gibi entrikadan ibaret hikâyelere çabuk inanıyor.

Asırlardan beri yalanlanamayan doğrulara inanmakta şüphe edenlerin tek derdi diziyi uzatabilmek...

Yazarın Tüm Yazıları