"Mehmet Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Soysal

Pazartesi günkü yazımızda siyasetçi bir dostumuzun...      

“Sistemin olduğu yerde kahramanlara ihtiyaç yoktur, olmadığı yerlerde ya kahramanlar ya da kahramanlaştırılan portreler çıkar ya da çıkarılır” sözünden yola çıkarak asıl meselenin demokratik sisteme alışamayan yanlarımız olduğunu anlatmaya çalışmıştık...

Ve sistemleri ayakta tutan kilit taşlarını...

*

İslam coğrafyasındaki tüm ülkelerin ve bizlerin tarihinde hep kahramanlara endeksli sistemlerin varlığını görürüz.

Kahramanlarından yoksun kaldıklarında ise çöktüklerini...

Ve sistemlerini kahramanların sırtına yükleyenlerin sonlarının felaketle bittiğini de...

Demokrasi ile yönetilen toplumlarda ise kahramanlara ya da kahramanlaştırılan portrelere yer yoktur.

Bir kişinin sırtına vatanı, milleti, davayı, savaşı, barışı, ekonomiyi, sporu, turizmi, kültürü, güvenliği, dış ve iç politikayı yükleyip sonra kenardan seyretmeyi gelenekselleştirmişiz.

Oysa Batılılarda bu gelenek çoktan tarihin çöplüğüne atılmıştır.

*

İngiltere bunun en belirgin örneğidir.

Kraliçe II. Elizabeth tahta çıktığında 25 yaşındadır.

Bir gün annesine Başbakan Churchill’den dertlenerek diyor ki:

Kraliçeyim ama hiçbir şeyi yaptıramıyorum. Haliyle hiçbir şey yapmıyorum...

Anne gülümseyerek şu cevabı verir:

Hiçbir şey yapmamak kadar dünyada daha zor başka bir şey yoktur!

Bu sözdeki derinliği, ne demek istediğini her geçen biraz daha anlar, anladıkça da rahatlar...

*

53 üyeli İngiliz Milletler Topluluğu’nda Kraliçe semboliktir...

Yani, Birleşik Krallığı temsil eder...

Kilit taşıdır yani...

Tüm farklılıkları birleştirip bir arada tutar.

Savaş ilan etme yetkisi dahi vardır.

Başbakan ve bakanların atamasını yapar.

Üzerinde bir ağırlık ve yasal sorumluluğu yoktur.

Bir şey yapmaz gibi gözükse de aslında en zor şeyleri yapar ama bir şey yapmıyormuş gibi anlaşılır...

Herkes bu duruma tahammül edemez.

Çünkü yönetmek daha büyük bir hastalıktır.

Sahip olmakla yetinilmez.

*

Ve yönetenler, yöneten pozisyonuna zamanla alışır...

Alışamayanlar, yönetenlerin de işlerine talip olmaya kalktığı zaman kubbe de başına çöküyor...

Halk ise kilit taşı görevini gören Kraliçe’ye muhalif olmaz ve kraliyet ailesini de hedef almaz...

Olağanüstü yetkileri vardır sembolik gibi gözükse de...

Sembolik olmak hafife alınır bizim gibi ülkelerde, oysa bir ülkenin sembolü olmak da aslında büyük bir ayrıcalıktır ve küçümsenmemelidir...

Küçümsemek de bizlere mahsus bir hastalıktır...

*

Büyükannesi Kraliçe Victoria 63 yıl kraliçe unvanını taşıyor...

Kraliçe Elizabeth ise 67 yıldan beri tahtta...

Ve İngiliz Milletler Topluluğu 2 milyar 400 milyon kişilik bir nüfusa sahip.

Ve bir kilit taşı görevini ifa eden Kraliçe, sistemin yürütülmesini kontrol ediyor...

Kraliçe, yönetenlerin sorumluluklarını üstlenseydi ve yönetmeye kalkışsaydı, tüm yükü üstlenseydi kraliyet belki de bin defa yıkılırdı...

*

İslam ülkelerinde ve bizde ise her şeyi yönetmek ve yapmak istendiği için sistem oturmuyor...

Ve sürekli eksik yanlarını tamir etmekle yıllar geçiyor...

Her şeyi yapmak ve yönetmekten vazgeçip hiçbir şey yapmayan gibi gözüken bir kilit taşı olunursa aslında her şeyi yapar...

Tüm müzisyenlerin enstrümanlarını orkestra şefi çalmaz, çalamaz...

Besteci ve ünlü şef Richard Wagner şöyle diyor:

Orkestra şefinin görevi her an doğru tempoyu göstermektir.

Ve bir başka orkestra şefi Pierre Boulez:

Kendi iradenizi kabul ettirmeniz gerekir; balyozla değil, kendi bakış açınız konusunda insanları ikna ederek tabii ki.

Bilmem anlatabildik mi...

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI