"Mehmet Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Soysal

Beyaz adamlar 

UZAKLARDAN çıkıp gelirler...

Barut kokan ellerindeki katil tüfekleriyle...

Kanlı bıçaklarıyla dolaşır beyaz adamlar...

Ve uzun bir yolculuğun kanlı tarihi başlar...

*

Yıl 1854.

ABD Başkanı Franklin Pierce, Kızılderililerden toprak talebinde bulunur.

Bu talep ülkesine gelen göçmenler, yani beyaz adamlar içindir...

Başkan Pierce, Kızılderililerin toprak vermeyi kabul etmeleri halinde ise kendilerine daha güvenli yaşayabilecekleri bir bölgenin tahsis edileceğine dair söz verir...

Beyaz adamların, bir dağın dibinde yalnızlıklarından başka bir şeyleri olmayan, topraklarının büyük bir kısmını işgal ettiği Kızılderililerin reisi Seattle, farkına varılmazın artık fark edildiğini anlar...

Yüzleşme günlerinin gelip çattığını da...

*

Toprakların bir kısmını işgal etmiş...

Ve büyük bir kısmını da terk etmek zorunda bırakılmış olan Duwarmish Kızılderililerinin reisi Seattle, Başkan Pierce’e bir mektup yazmaya karar verir...

Reis Seattle’ın ABD Başkanı Pierce’e gönderdiği mektup Birleşmiş Milletler Çevre Koruma Teşkilatı, yani UNEP tarafından da yayınlanmıştır...

“Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir” diyerek mektubuna başlayan reis Seattle diyor ki:

- Şef Seattle her ne söylerse Washington’daki büyük şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki büyük şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.

- Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç. Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgârda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu. Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. 

- Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. 

*

Ve Başkan Pierce’in teklifini düşüneceklerini ama bunun öyle kolay bir şey olmadığını da mektubunda vurgulayan Reis Seattle şöyle diyor:

- Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. 

- Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. 

- Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve siz de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.

*

“Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez” diyen reis Seattle beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkının olmadığını belirtir ve şunları yazar;

- Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. 

- Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. 

- Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

- Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.

- Onun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

*

Beyaz adamlar işte o eski zamanlardan beri ruhundaki doyumsuzluğun kıyılarında kalmış hınçların, fırsatını kolladığı pusuların ve içinde biriktirdiği tüm anlayışsızlıklarının peşine dört nala atlarını sürmüş...

Kuşkularına dünyayı inandırmış...

Vurdumduymazlaşmış...

Her arayış yolculuklarına çıktıkları zaman binlerce insanın kayboluşlarına neden olmuşlardır...

Ve o günden beri sisler içinde dünyanın her yerine dağıldılar istilacı çekirgeler gibi...

*

- Çarşamba yazımızda devam edeceğiz...

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI