"Mehmet Özdoğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Özdoğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Özdoğan

Toplam 30 saniye sürdü, sonrası mutluluk

Çok basitti sevgili okur. Sadece 30 saniye sürdü; bilemedin 1 dakika… Etkisi çok uzun ama.

Geçen sene bir yapı markette adımsayar bilekliğimi kaybetmiştim. Güvenliği aradım, baya umutsuzca "Ben mavi bir bileklik kaybettim. Elinize gelmiş olabilir mi?" diye... Adam çılgınca ilgilendi mevzuyla. Baya baya bütün marketi arattı, iki gün sonra beni aradı. Bir halının altından çıkmış. "Mehmet Bey, saatiniz bende. Çalışma saatlerim de böyle böyle. Sadece ben teslim edeceğim size." dedi. Ben de gerçek bir pislik olduğum için "Kesin bahşiş istiyor, ondan illa benden teslim alacaksınız diyor" diye düşündüm.

Gittim, verdi bilekliğimi… Cebimden 20 lira çıkardım. "Asla!" dedi ve hızla yanımdan uzaklaştı. Utançtan yerin dibine girmek istedim, yanına gidip özür diledim; karşılıklı rahata erdik.

‘TELEFONUNUZ ETKİLİ OLMUŞ’

Sonra hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. O yapı marketin müşteri hizmetlerini arayıp, "Herhalde böyle telefonlar pek almıyorsunuz ama şu şubenizin şu elemanını övmek için aradım burayı." diye başlayıp bütün süreci anlattım. Telefondaki görevli de şaşırdı böyle bir telefon aldığına, "Çok teşekkürler, emin olun bu güzel sözleriniz ulaşması gereken yere ulaşacaktır" dedi. Bir de mağaza müdürüne ayaküstü not bıraktım yetinmeyip…

Güvenlik görevlisi iki hafta sonra bana mesaj attı: "Siz benim hakkımda çok güzel şeyler söylemişsiniz. Zaten terfi de ettirmeyi düşünüyorlarmış. Çok etkili olmuş söylediğiniz şeyler. Bugün güvenlik şefi oldum. Size de teşekkür etmek istedim." diye...

Oturdum, hüngür hüngür ağladım sonra. Ama ne ağlama… Nasıl iyi geldi o ağlama bana; size anlatamam. Hiç bilmiyorum neye zırladım o kadar; deşmiyorum da fazla. Biliyorum ki içinden çıkamayacağım.  

SEVİYORSAN GİT MÜDÜRÜNE ÖV BENCE

Diyeceğim o ki, bir telefon açıp hiç tanımadığınız biri hakkında bir dakikalık 'güzel' bir konuşma yapmak insana kendini mükemmel hissettiriyor… O kadar alışmışız ki tanımadığımız insanları tanımadığımız insanlara şikâyet etmeye… Bunun bize ‘iyi’ geldiğini ve rahatladığımızı sanarken aslında o kadar zehirlenmişiz ki… 

Mesela geçen hafta gittiğiniz hastanedeki dişçiyi hastane yönetimine övmek 30 saniye. Size şahane bir yemek öneren garsonu şefine övmek de öyle.

Çok iyi biliyorum, bunu yapmamın ve size bu kadar şiddetle önermemin de bencil tarafları var. Umuyorum bir daha bu kadar ‘beyaz’ bir yazı yazmam. 

X