"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Vail niçin canına kıydı?

9 yaşında bir çocuğun kendisini mezarlık kapısına asarak intihar etmesinden daha acı ne olabilir?

Suriyeli Vail Es Suud, Kocaeli’nin Kartepe ilçesine bağlı Acısu Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşıyordu.

Aslen veteriner olan, Suriye’deyken polis olarak da görev yapan babası, 4.5 yıl önce Türkiye’ye göçtüklerini, önce Ankara ve Suriye’de veterinerlik yaptığını sonra Kocaeli’ye yerleştiklerini söylüyor. Artık Maşukiye’de turist rehberliği yapıyormuş.

Vail niçin canına kıydı?

9 yaşında bir çocuğu tüketen, hayattan soğutan, vazgeçiren kötülük neydi?

Babasının sözlerine kulak verelim: “Vail, hassas, zeki, hayatı seven, sakin bir çocuktu. Yaşına göre olgundu. Her sabah kendi hazırlıklarını kendi yapar öyle okula giderdi. Çevresinde çok sevilirdi. Camiye giderdi, müezzinlik yapardı hocayla birlikte. Hata yapmaktan çok çekinirdi. (Okulda) Yer kavgası olmuş, çanta asma mevzusundan. Ancak bu kavgadan bize bahsetmedi. Olaydan sonra Türk arkadaşlarından duyduk. ‘Camiye gidiyorum’ dedi, bir daha gelmedi...”

İddialar Vail’in okulda arkadaşları ve öğretmeni tarafından psikolojik baskıya maruz kaldığı yolunda.

Milli Eğitim Bakanlığı çok üzülmüş, bir açıklama yaptı bu iddialar üzerine. Onu da okuyalım:

“Son derece başarılı bir öğrenci olan Vail El Suud’un, Türk-Fransız Kardeşlik İlkokulu’nda 2018-2019 eğitim öğretim yılında 4’üncü sınıftayken ayın öğrencisi seçildiği, okulda öğretmeni ve arkadaşları ile ilgili herhangi bir problemi olmadığı, babasının ilgili bir veli olduğu, okulla sürekli iletişim halinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca rehberlik il ekibinin ilk gözlemlerinde, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevilen bir öğrenci olduğu tespit edilmiştir...”

Bakanlık araştırma için müfettiş görevlendirmiş, adli soruşturmanın da devam ettiği belirtildi...

Özetleyelim şimdiye kadar olanları...

Vail okulda dışlanmış, hırpalanmış, öğretmeni tarafından azarlanmış ve canına kıymış. Yetkililer “Problemi yokmuş sanki, hay Allah, vallahi biz de anlamadık” noktasında vicdani savunma hattı oluşturmuş.

Çocuklar ırkçı, kafatasçı, vicdansız doğmaz, yakın çevresinde ne görüyorsa onu yansıtır.

Türkiye’de sayıları 4 milyonu geçen mültecilerin 2 milyon kadarı çocuk.

Bu çocukların 500 bin kadarı herhangi bir şekilde eğitim görmüyor, çocukluk yerine bitmeyen bir kaos yaşıyor...

Milli Eğitim “Yok canım ne ırkçılığı, ne ayrımcılığı” dese de bu çocuklar iyi niyetin yönetmeye yetmediği büyüklükte, bitmeyen ve ne yazık ki bitecek gibi de durmayan sorunlarla yüzleşip duruyor her gün.

“Bizim memlekette ırkçılık olmaz” diye kendi kendimize uydurduğumuz harika özelliğimizin varlığına inananlar Yeni Şafak’ın web sayfasında duran video habere bir göz atsın bence.

İzlemeye vaktiniz olmazsa diye aktarayım çocukların anlattıklarını...

“Vatanımla dalga geçiyorlardı, ‘Suriye bom bom’ diyorlardı, bu beni çok üzüyordu...” (Hasan)

“Beni oyuna almıyorlar, ‘Biz Türkiyeliyiz, Türk olsaydın bizimle oynardın, git Suriyelilerle oyna’ diyorlar...” (Ömer)

“‘Ne zaman döneceksiniz, mahvettiniz ülkemi’ dediklerinde üzülüyordum...” (Leyla)

“Önce bir tanıyın, belki seversiniz belki sevmezsiniz. Lütfen benimle dalga geçmeyin. Ben sizinle dalga geçsem hoşunuza gider mi?” (Hüseyin)

“Bir öğretmen kalktı bana dedi ki, ‘Sen burada niye okuyorsun, git ülkene, niye buradasın? Git Suriye’ye, bir daha geri gelme!’ Ben sustum. Tuvalete gittim ağladım. Yapmasınlar, mutsuz ediyorlar beni. Ben de insanım, bende de aynı huylar var...”

Baskı rejimleri, savaş, uluslararası hesap-kitap işleri, büyük ölçekli planlar, insanı istatistiki veri gören reel-politik rezilliğin, ırkçılığın arasından elinde kendisini mezarlık kapısına asacağı bir iple yürüdü gitti 9 yaşında bir çocuk.

Ağlayalım halimize, hüngür hüngür ağlayalım bence...

X