"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

İyi ki hep biz aldandık!

TÜRKİYE’nin her köşesinden acı, kan ve gözyaşı sızan, tarihten silinesi 1993 yılında henüz çok genç bir gazeteciydim...

O lanetli yılın ilk günlerinde, 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’nun alçakça katledilmesiyle memleketin üstüne yerleşen karabulut daha da, daha da karararak yerini korudu, kapladığı alanı sürekli genişletti...

Siyasi krizler, ekonomik felaketler, faili meçhuller, derinliğine ve karanlığına erişilemeyen şebeke işleri, suikastlar, çok şüpheli ölümler, katliamlar, terör saldırıları yağdı üstümüze...

Eşref Bitlis’ten Bahtiyar Aydın’a, Cem Ersever’e, hatta Turgut Özal’a, Adnan Kahveci’ye kadar pek çok ismin sis perdelerine sarılı ölümleri...

Sivas’tan Başbağlar’a katliamlar...

Geçip giden 25 yılın ardından, bir çeyrek yüzyıl sonra, meşhur “aldanan ve aldatılan” denkleminde hep aldananların tarafında kaldığımı itiraf etmeliyim...

Nutuklara inandık, aldandık...

Travma geçiştirici ezberden okunan “kararlılık” demeçlerine inandık, aldandık...

Barışın bir gün geleceğine inandık, aldandık...

Gerçek demokrasiye kavuşacağımıza, özgürlük alanlarının genişleyeceğine inandık, aldandık...

Parlamenter sisteme, güçler dengesine, “canımız halkımızın” vicdanına inandık, aldandık...

Adaletin elbette tecelli edeceğine inandık, aldandık...

Silahların susacağına, kanın duracağına inandık, aldandık...

Okumanın, çok çalışmanın, emek vermenin gücüne inandık, aldandık...

Kıssadan hisselere, atasözlerine ve deyimlere, sonunda doğru olanın yüzünün güldüğü masallara inandık, aldandık...

Dürüstlüğün geçer akçe olduğuna, yalancının mumunun yatsıya kadar yanacağına inandık, aldandık...

Haklı olmanın, haklı olanın yanında durmanın muhakkak bir gün yüzümüzü aydınlatacağına inandık, aldandık...

İyiliğe inandık, aldandık...

Dün Sivas katliamının 25’inci yıldönümüydü...

1993’te Kabataş’tan “Sivas’ın hesabı sorulacak” diye yürüyüşe başlayanlar arasındaydım; dönüp geriye bakıyorum da nasıl aldanmışız, ne kadar aldanmışız...

Zamanaşımları, hukuki ve siyasi kalkanlar vesaire arasında kaybettik hesabımızı, yine aldandık...

“Ne safmışız ya arkadaş” diye dövünecek halimiz yok; iyi ki aldananlardan olduk, iyi ki hep biz aldandık!

Sivas’ta katledilen aydınlar arasındaki Behçet Aysan’ın “Bu Aşk, Bu Şehir, Bu Keder” adını verdiği güzeller güzeli şiiri şöyle sona erer:

“hoşça kal yakut, bezirgân, gön/ hoşça kal eski zaman aktarları/ gidiyorum/ bu şehri, bu yağmuru, bu düşleri,
bu aşkı, bu kavgayı, bu kederi/ size bırakarak...”

Bugünkü halimize bakıp “bu aldanmışlık hissini” de ekler miydi acaba?..

 

X