"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Gölge yapın, başka ihsan istemem sizden

PLATON’a, yani bizim Eflatun’a Diyojen’i sordukları zaman “Sokrates’in delirmişidir” diye özetlermiş...

Keskin eleştirileriyle, toplumun çelişkilerini, ikiyüzlülüğünü, çifte standartlarını “filtresiz” şekilde dillendirdiği için çıkmıştır adı deliye...

Veya eline lamba alıp kentin meydanlarında, sokaklarında “Bir (dürüst) adam arıyorum” diye gezdiği için...

Bir fıçıda yaşadığı için, mal/mülk derdi olmadığı için, üstü başı dökük olduğu için de “deli” demiş olabilirler Diyojen’e...

Koskoca İskender’e “Gölge etme başka ihsan istemem senden!” diye güncel tabirle “gider” yapan adama “deli” diyebilirler, normaldir...

SİNOPLUDUR ABİMİZ

Malumunuz, Sinopludur Diyojen Abimiz...

Rivayet muhtelif, fakat babasının kalp para işine bulaşmasının ardından memleketinden ayrılmak zorunda kaldığına inanılır. Bildiğiniz kovulur yani...

Atina’ya gider, Sokrates’in öğrencisi Antisthenes’in okuluna yazılır, onun “Sinizm/kinizm” öğretisini benimser, savunucusu ve bizzat uygulayıcısı olur.

İnsanı erdemin yücelteceğine inanır “sinikler” ve malı, mülkü, aile kurumunu vesaireyi reddeder.

Diyojen “maddi ve manevi” kuralları, peşin kabulleri veya dayatmaları sorgular, topluma aykırı ve “zeki, nüktedan” bir karakter olarak çoğu zaman sabırları da zorlayarak yaşar...

Korsanlar tarafından kaçırılır, köle olarak satılır fakat Diyojen’in Korintli “efendisi” akıllı bir adamdır, “yeni köle”yi çocuklarının eğitimi için görevlendirir, huzur ve refah içinde ömrünü tamamlaması sağlanır.

DİYOJEN’İN ÖPÜCÜĞÜ

Öldüğünde “Beni şehrin surlarının dışına atın, vahşi hayvanlar afiyetle yesin” der ama Korintliler, anısına bir sütun dikmeyi uygun görürler.

“Bayram değil (daha var), seyran değil Diyojen kimi öptü?” diyebilirsiniz.

Diyoyen’i ölümünden yaklaşık 2 bin 400 yıl sonra hatırlamamızın nedeni memleketi Sinop’tan yükselen bir isyan çığlığı.

Erbakan Vakfı Sinop İl Temsilciliği Sinop’ta 2006’da açılan Diyojen heykelinin önünde bir basın açıklaması yaptı: “Biz sanata ve heykellere karşı değiliz. Heykelin arkasına sığınarak Yunan felsefesini, Yunan ideolojisini Sinop’a yapıştırmalarına karşıyız. Diyojen heykelinin Sinop’un girişinden alınmasını ve Balatlar yapısına götürülmesini istiyoruz. Bunun olması için çabalayacağız...”

TEK ENGEL O HEYKEL

Memleketin bu köklü problemi halledebilmesi için, kutlu yürüyüşümüzün, muazzam bilimsel sıçrayışımızın önündeki bu tek ve en büyük engelin, yani Diyojen’in heykelinin kaldırılması gerekiyor demek ki...

Diyojen’in pek umurunda olacağını sanmam. Zaten yaşasaydı da kendisinin bir heykeli olması ve Sinoplu hemşerilerinin bu heykeli kaldırması için eylem yapmaları karşısında büyük ihtimal onlara katılırdı.

Kaldırım anacım, yıkın hatta abicim; tek derdimiz Diyojen’in heykeliydi...

Hatta heykelin yerinde bizzat durun, gölge yaparsınız; başka ihsan istemem sizden...

X