"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Dokunmayın vekilime onun başı kel mi?

MALUMUNUZDUR...

TBMM’nin tek ses, tek yürek olduğu sadece bir durum vardır: Milletvekillerinin ortak akçeli çıkarları.
“Kımıl zararlısıyla mücadele” konusunda bile Türk’üyle, Kürt’üyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle, Boşnak’ıyla, Laz’ıyla, Pomak’ıyla fikir ayrılığına düşen vekillerimiz iş kendi maaşlarına, kıyak emekliliğe vesaire gelince milli birlik ve beraberlik duygusuyla hareket eder.
Bu zam, güzelleştirme, çok güzelleştirme, şahaneleştirme aşamalarında gelen “Ayıp yahu!” itirazlarına verdikleri cevaplar da klasiktir:
“Biz bu işi şeref için yapıyoruz...”
“Kendi işimizi gücümüzü bıraktık geldik, bu maaş çok görülmemeli...”
“Bir vekilin aylık harcaması ne kadar, Meclis lokantasında kaç kişiye yemek ısmarlıyor biliyor musun?”
Bu itirazlar karşısında “Biraz da ben ölem!” noktasından “Ay yazıııık! Al abi şu parayı; cebimden çıkan bu valla” noktasına sürüklenmemiz an meselesidir.
Acırız...


*


Yine malumunuzdur...
Bir süre önce kendi emekli maaşlarını Cumhurbaşkanı emekli maaşını kerteriz alarak belirlemeye karar verdiler (eskiden başbakan müsteşarına göreydi).
Cumhurbaşkanı maaşını (ve emekli maaşını) kim belirliyor derseniz, onu da vekiller belirliyor.
Yani ağam paşam, ben bu maaşa kurban olam!
Ha, bu arada elleri değmişken, hiç kimseler için mümkün olmayan bir güzelliği de kendilerine uygun görerek milletvekili olur olmaz geriye 15 yıl borçlanarak emekli olma hakkını da aldılar.
Yani “Ben vekil oldum, emekli de olayım” diyerek prim ödeyip hemen emekli olabiliyor, vekillik maaşıyla beraber sağlamından bir emeklilik maaşını da alabiliyorlar.
Daha fazla teknik açıklamaya boğulmayalım.
Maaş+emeklilik derken aylık 23 bin 500 TL gibi bir maaş alıyorlar.


*


“Bayram değil, seyran değil, festival hiç değil, bu konuyu niye açtın?” derseniz...
Dün Cumhuriyet’te bir haber vardı.
AKP Düzce Milletvekili Osman Çakır, 2011’de seçilir seçilmez emeklilik için başvurduğunda kendisine 20 aylık çalışma eksiğinin olduğu söylenmiş.
Çakır da hemencecik 18 yaşını doldurduğu gün bir bakkalda çalışmaya başladığını ve öğretmen olana kadar çıraklık yaptığını beyan etmiş.
Hoş Akçakoca’da bakkal çıraklığı yaparken Erzurum’da İlahiyat Fakültesi’nde okuyormuş ama en fazla siparişler gecikmiştir, fazla takılmamak lazım!
Uzatmayalım, prim için de iki aylık emeklilik maaşına denk gelecek 14 bin TL’yi ödemiş ve maaşı böylece gazlamış vekil bey.
20 ay erken gelen emeklilikten 140 bin TL kazanç elde etmesini Cumhuriyet “Uyanıklık” olarak değerlendirmiş.
Çakır da şöyle açıklamış durumu:
“Bir kanun çıkarılmış. Ben de buna göre milletvekili emekliliğinden yararlanmak için başvurdum. Önemli olan sigorta primlerini yatırmaktır. Yoksa bakkalın çakkalın yanında sigortalı çalışmışsın çalışmamışsın önemli değil. Önemli olan primlerin yatırılmasıdır. Bir haksızlık varsa ortaya çıkar. Birçok milletvekili de benim yaptığım gibi yapmıştır.”


*


Çakır’ın haklı olduğu bir nokta var: “Herkes yapıyor, ben niye yapmayayım!”
Kaldı ki kendisi ilahiyat mezunudur, öğrencilere ahlak bilgisi ve din kültürü dersi vermiştir.
Ve kendi adına açtığı web sayfasında hisli paylaşımlarını okumak mümkündür.
“Hayal Etmedik 1” başlıklı paylaşımında şunları yazmıştır:
“Hiç hayal etmedik ‘vekil olmayı, bakan olmayı’. Biz yüreğinde İslam davası, fukara gençlerdik. ‘Zengin’ olmayı değil de ‘devlet’ olmayı özlerdik...”
Ve “Mesele nedir?” başlıklı paylaşımında da şöyle hislenerek coşmuştur:
“Mesele nedir? Para kazanmak mı? Şöhret kazanmak mı? Adam kazanmak mı? Yer kazanmak mı? Mevki kazanmak mı? Makam kazanmak mı? Cennet kazanmak mı? Cehennem kazanmak mı? Sahi mesele ne? Sorun nedir? Para kaybetmek mi? Şöhret kaybetmek mi?..”


*


Yaaaa böyle işte.
Hakikaten “Mesele nedir?”
Herkes maaşı cukkalarken Osman Çakır mı eksik kalsaydı yani?
Haksızlık olurdu, ayıp olurdu, acırdım valla!

X