"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bu da mı komedi değil hâkim bey

“TRAJEDİ artı zaman eşittir komedi...”

Bu formülün sahibi ABD’li televizyoncu, oyuncu, yazar, müzisyen ve komedyen Steve Allen (1921-2000) olarak gösterilir.
Allen’a göre trajediler zaman içinde bir şekilde komediye evrilir.
Tartışmaya açık tabii...
Ancak “Yüce Divan” meselesinin gelişim sürecine bakınca “Adam haklıymış beyler; sessizce, kimsesizce dağılalım!” diyesi geliyor insanın...


*


Yazıyı yazdığım saatlerde Meclis Soruşturma Komisyonu’nun kararı henüz belli olmamıştı.
Ama bu karardan bağımsız olarak baktığımızda bile “trajik” bir hadisenin nasıl “komedi”ye dönüştüğünü görebiliriz.
Haklarında “rüşvet almak”, “nüfuz ticareti yapmak” ve “görevi kötüye kullanmak” gibi iddialar bulunan AKP’li dört eski bakan için bu komisyonun kurulmasını kim istemişti?
Cevap: Bizzat AKP’liler.
Muhalefetin bakanlar hakkında hazırlanan fezlekelerin Meclis’te okunması isteğine karşı hamle olarak AKP’liler “Komisyona şavullayalım!” kartını oynamıştı.
Bu durum ufuktaki seçimler öncesinde (yerel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi) konuyu dondurmak için yapılmıştı belki ama neticede bir komisyon kuruldu.
Kahir ekseriyeti AKP’lilerden oluşan komisyonun başkanı da iktidar partisindendi.


*


Komisyon bir şekilde ağır aksak da olsa gündeme göre fren/gaz ayarlaması yaparak çalıştı.
22 Aralık’ta “Yüce Divan” kapısını aralayacak karar açıklanacaktı ki...
Artık iyi sıhhatte olsunlar mı karıştı nedir, bakanlar haklarındaki suçlamalar için yeni belgeleri Amerikan filmlerindeki gibi son dakikada sundular.
Karar 5 Ocak’a ötelendi.


*


Bu süreçte ilginç bir hareketlenme yaşandı.
Başbakan Davutoğlu’nun “Harama bulaşanın kollarını kopartırız” çıkışı filan etkisini kaybetmiş olacak ki, AKP’nin bol konuşan bazı vekilleri ve elbette yayın organları “Yüce Divan mı? Tuzaktır o tuzak!” noktasında buluştu.
Dün havuz başında toplananlar korosu, manşetlerden ve köşelerden “Olmaz böyle şey, yoksa rüya mı? Neymiş o Yüce Divan! Anayasa Mahkemesi yıkar bütün dünyamı” şarkısını söylüyordu.
Merak ettim 22 Aralık döneminde ne yazmış bu zat-ı muhteremler diye.
Dönüp tekrar okudum yazdıklarını.
Mesleğin riskli yanları işte ama ne yapacaksın?!
1 tanesi bile (yazıyla bir) içinde “Yüce Divan yanlıştır; Anayasa Mahkemesi’ne gitmek hata olur” yazısı yazmamış, demeci vermemiş.
İki haftada aydınlandı veya aydınlatıldı gençler herhalde.


*


Uzatmayayım.
Komisyon ne karar verdi bilemiyorum.
Ama manzara şu...
İktidar ve destekçileri, kendilerinin oluşturduğu ve kendi üyelerinin çoğunlukta olduğu komisyondan “Yüce Divan” kapısını aralayacak kararın çıkmasını istemiyor.
Tut ki geçti ve Meclis’e geldi diyelim.
Meclis çoğunluğu da iktidar partisinde...
Haydi oradan da sekti diyelim ve Yüce Divan’a gitti.
Yahu bu Yüce Divan’ın üyelerini de kendileri belirlememiş miydi?
Nereden tutsanız trajedi komediye dönüşüyor işte.
Yazının burasına kadar gülmediyseniz şuna kulak verin...
Dün okudum: Reza Zarrab 58 milyon dolara yeni uçak almış.
Sadri Alışık vurgusuyla söylüyorum: “Bu da mı komedi değil hâkim bey, bu da mı komedi değil!!!”

X