"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bir ev, bir otel bir efsane

ÇOK meşhur bir ‘ev’deyim: Claude ‘Funky’ Nobs’un evinde...
Bob Marley şu köşeye kurulmuş parti sırasında...
Kanepenin üstünde zaten Micael Jackson’a ait olduğu yazılmış...
David Bowie’nin işte tam bu bronz heykelin yanında durup trompet çalarken verdiği pozu biliyorum.
Miles Davis içkisini küçük odadaki bardan almış; Mick Jagger ve B.B. King de, Ray Charles ve Ella Fitzgerald da...
Frank Zappa da bu masanın başında oturmuştur herhalde...
2013’te bir kayak kazası sonrasında hayatını kaybeden Claude Nobs’un, Montreux’ye ve Cenevre Gölü’ne (Leman) tepeden bakan ‘chalet’sinde, yani dağ evindeyim.
Claude, 1967’de Ertegün kardeşlerin desteğiyle bugün dünyanın ikinci büyük caz festivali olan Montreux Jazz Festival’i başlatan adam.
Müştemilatıyla birlikte geniş bir alana yayılan, bir tür masal dünyasına benzeyen bu mekân dünyanın en önemli yıldızlarının da parti evi.
Rolling Stones’dan Deep Purple’a, Miles Davis’den Michael Jackson’a aklınıza gelecek ve gelmeyecek bütün sanatçıların kendilerini evlerinde hissettikleri ‘evler’, aynı zamanda müzik tarihi açısından bir kutsal mekân.
Freddie Mercury’nin kimonosu gibi özel eşyalar, imzalı enstrümanlar, çoğu sanatçı tarafından hediye edilmiş müthiş bir sanat koleksiyonu, jukebox’lar, oyuncak trenler ve eşsiz bir arşiv.
Arşiv derken, on binlerce plaktan bahsetmiyorum. 50 yıl içinde Montreux’de verilmiş bütün konserlerin ses ve görüntü kayıtlarının orijinalleri de evde.
Şu anda dijital ortamda koruma altına alınan arşive bakarken Led Zeppelin’in 1970 konserinin orijinal kayıt bandına dokunuyordum, o kadar söyleyeyim!


*


Tarihi bir oteldeyim: Montreux Palace.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalandığı yer mesela; o kadar tarihi!
1906’da Cenevre Gölü (Leman) kenarına dikilmiş Belle-Epoque tarzı bir güzellik abidesi.
Nabokov’un ‘Lolita’yı yazdıktan ve yorucu bir şöhrete kavuştuktan sonra kaçıp sığındığı ve ölene kadar yaşadığı otel aynı zamanda.
Otelin altındaki Montreux Jazz Cafe’de İsviçreli dostlardan ‘mekânın’ müdavimlerini konuşuyoruz.
Mönüde Quincy Jones’un tarifi olan bir tavuk yemeği var mesela.
Fena halde ‘Grand Budapest Hotel’i andıran otelin ünlü müşterilerinin Muddy Waters’dan Sting’e burada takıldıkları biliniyor.
Dekor elbette en sıkı müdavimlerden Claude Nobs’un şahsi eşyaları...


*


Cenevre Gölü’ne yumruğunu kaldırmış vaziyette çığlık atan Freddie Mercury heykelini ziyaretten geliyorum.
Freddie yıllarca çok sevdiği Montreux’de yaşamış, albümlerini buradaki stüdyosunda kaydetmiş, hatta son şarkısını burada söylemişti.
Ölümünün ardından yayınlanan “Made In Heaven”ın kapağındaki heykelden geliyorum yani...
Festivalde katıldığım konserler, The Chemical Brothers, The War On Drugs, Jackson Browne, Lady Gaga&Tony Bennett ve diğerleri elbette harikuladeydi.
Ama konserlerin ötesinde, bir müzik efsanesini, Montreux Jazz Festival’i nihayet ziyaret edip saygı duruşunda bulunmak daha önemliydi...
Heykel dönüşü otelin altındaki barda, bir zamanlar Ray Charles’ın oturduğunu düşünmeyi sevdiğim koltuğa kuruluyorum.
Ve müzikal kutsiyet atfettiğim bir kenti, bir evi, bir festivali görmüş olmanın mutluluğuyla ruhumdaki ‘bucket list’e, ‘yapılacak işler’ evrakına bir çentik daha atıyorum...

X