"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bir borç olarak 15 Temmuz gerçeği

TÜRKİYE 15 Temmuz’da büyük bir badire atlatırken, 248 şehit verdi, 2 bin 193 vatandaşımız da gazi oldu.


Darbeye canları pahasına göğüs gerenlere borçlu olduğumuzu siyasetçiler dile getirdi.

 

Darbe girişiminin arkasındaki FETÖ’ye yönelik geniş operasyonlar başladı, gözaltılar, tutuklamalar gerçekleştirildi, Fetullah Gülen başta olmak üzere sorumlu kaçakların iadesi için yoğun girişimler başlatıldı.

 

Bu arada anahtar isim Adil Öksüz’ün önce yakalanması, sonra bırakılması gibi “izaha muhtaç” olaylar da yaşandı tabii.

 

15 Temmuz kahramanlarına suçluları yakalamak, adalet önüne çıkarmak konusunda verilen söz için çaba gösterildi yine de “istisnalar” dışında...

 

Başka ne borçluyuz 15 Temmuz’da kaybedilen, yaralanan, sakat kalan canlara?

 

Gerçeği borçluyuz. Yani gerçeği borçlu olmamız gerekir, öyle değil mi?

 

Gerçeği hem o şehitlere, gazilere, onların yakınlarına borçlu devlet; hem de sana, bana, ona, bize borçlu.

 

Darbe travmasının ardından ortaya çıkan manzara karşısında nutku tutulan millete borçlu.

 

Devlet mekanizması, yıllar içinde korunarak ve kollanarak kılcal damarlarına kadar sızan bu kirli “yapı”yı ve darbe girişimiyle neticelenen çılgın cesaretinin kaynağını kendine de bize de açıklamalı.

 

Yasal süreç ayrı, devam ediyor.

 

15 Temmuz gecesi 11 kez bombalanan TBMM de gerçeğin peşine düştü.

 

Bir komisyon kuruldu.

 

Kısa adıyla (kısa adı bu, uzununa hiç girmeyelim) TBMM FETÖ ve 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu” çalışmaya başladı...

 

Peki ne yaptı bu komisyon bugüne kadar?

 

Istıraplı hobilere meftun olduğumdan ve tbmm.gov.tr adresinden ulaşılabilen tüm toplantı tutanaklarını okuduğumdan, benim bir fikrim var ne yaptıklarıyla ilgili...

 

Davet ettiği “eski” siyasetçilerle, bürokrat takımıyla, asker, emniyetçi, akademisyen, din adamı gibi figürlerle görüştü, yurt gezilerine çıktı vesaire...

 

Her komisyonun yaptığı işler...

 

Bazı isimlerin komisyon tutanaklarından medyaya yansıyan ifadeleri dikkat çekti ama onların da hepsi değilse de çoğu “siyasi magazin” olarak kaldı.

 

ÇAĞIRILAMAYANLAR

 

Çağırılanlardan çok çağırılamayanlar” konuşuldu aslında.

 

Mesela darbe gecesinin iki önemli ismi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan.

 

Bu iki ismin çağırılmaları konusunda komisyonda CHP’li üyelerin oylama yapılması isteğini bile “topu şişirerek” geçiştirdi komisyon başkanı Reşat Petek.

 

NE YAPACAK BU KOMİSYON?

 

Ah Reşat Bey, ah...

 

Tutanakları açıp okuyun isterim, benim yüzümün kızardığı çok yer oldu açıkçası...

 

Komisyonun ömrü kısaldı iyice...

 

15 Aralık tarihli toplantı tutanaklarında MHP’li üye Mehmet Erdoğan şunları diyordu:

 

Önümüzdeki yirmi günde ne yapacağız, kimleri dinleyeceğiz? Şimdiye kadar bu darbenin ortaya çıkarılması konusunda muhakkak dinlenmesi gereken kişilerle ilgili yapılan nedir? MİT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları, cezaevindeki özellikle o yurtta sulh konseyi adına imza atan Mehmet Partigöç ve Genelkurmay Başkanı’nı hem derdest edip Akıncı’ya götüren hem de oradan tekrar Çankaya Köşkü’ne getiren Mehmet Dişli’yi dinleyecek miyiz, dinlemeyecek miyiz? Bu önümüzdeki yirmi günde ne yapacağız?”

 

Hakikaten ne yapacağız?

 

Gerçeği, herkesten önce 15 Temmuz kahramanlarına borçlu olunan gerçeği bulabilecek miyiz?

 

SAYIN GÜL’E TÜYO

 

Bu arada komisyonun AKP’li üyelerinin (CHP yazılı sor yöntemini protesto ediyor) eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yönelttikleri soruları görmüşsünüzdür belki haberlerde.

 

“2004’te Faruk Loğoğlu eliyle Amerikalı yetkililere bir mektup gönderdiğiniz ve mektupta Gülen’i eğitimci sıfatıyla methettiğiniz iddialarına açıklık getirir misiniz?” gibi sorular.

 

Komisyonu yakından takip ettiğim için tüyo verebilirim Sayın Gül’e...

 

Darbe girişimi tarihinde İçişler Bakanı olan Efkan Ala’nın komisyona verdiği bir cevap çalışıyor, onu denesin:

 

Arkadaşlar, ben bütün bildiklerimi burada söyleyemem...

 

BİR SON SÖZ

 

Reşat Bey...

 

Kıymetli komisyon üyeleri...

 

O masaya büyük bir borcu kapatmak için oturdunuz, hesabı ödemeden kalkmayın.

 

Ayıp olur...

X