"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Basın ‘layk’ı Burhan Bey’e

SOSYAL medya platformlarıyla bir nevi aşk/nefret ilişkisi yaşıyoruz memleketçe...

Aşkımız yoğun. İstatistikler, nüfusun yüzde 60’ına denk gelen 48 milyon kişinin internet kullanıcısı olduğunu, 48 milyon sosyal medya hesabı bulunduğunu gösteriyor.

Tekil sosyal medya kullanıcısı 33 milyon olarak tahmin ediliyor.

Yapışık yaşıyoruz sosyal medyaya, ortalama 3 saatten fazla vakit geçiriyoruz.

Böyle büyük bir aşk yaşıyoruz...

Peki nefret neresinde bu ilişkinin?

OLUK OLUK NEFRET

Her yerinden, her satırından, her pikselinden oluk oluk akıyor...

Kutuplaştıkça kutuplaşmışız; tartışma kültürünün yerine de “küfür, hakaret, tehdit, linç, organize haysiyet cellatlığı, sahtecilikten” mürekkep bir ortam oluşturmuşuz.

Memleket meselelerinden magazine, spordan sinema sanatına her konuda kanlı bıçaklı olma yeteneğimizin “showroom”u haline getirmişiz; aklı başında insanın kaçacağı bir yer haline getirmişiz.

Nefretin izlerini, mesela dün Kadir İnanır’ın (geçmiş olsun bu arada, acil şifa dilerim) yaşadığı sağlık sorununun bir “yansıma biçimi” ile sürelim.

a Haber’in haberi sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından gelen yorumlarda, yoğun bakımda hayat mücadelesi veren bir adama küfür yağdırıldığını gördük.

“Akil adam” iken dünya kıymetlisi olan Kadir İnanır’ın “sırayı biraz bozması” bile düşman ilan edilmesine yetmiş, “ifade özgürlüğünden” payına düşeni hasta yatağında küfür kıyamet olarak almış...

SESSİZLİK DE OLMUYOR

Sezen Aksu “Onu neden paylaşmadın da bunu neden paylaştın” delirmesinden sıkılıp haklı olarak bütün hesaplarını kapatıp gideli ne kadar oldu ki...

Yazık...

Ama hesabı kapatıp sessiz kalmak da dert olabiliyor.

Dün Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın “sosyal medya korkusu yaşayanlar” ve “sosyal medya paylaşımları yüzünden başına iş açılmış” kişilerle görüşerek hazırladığı haberde bir detay vardı.

İstanbul’da yaşayan bir akademisyen, tez çalışmaları sırasında sosyal medya hesaplarından uzaklaştığında hocası tarafından uyarılmış.

Hocası “Sosyal medya kullanmıyorsanız gizlediğiniz bir şeyler var. Dekanlık bunu böyle algılıyor. Sosyal medyayı kullanın. Okulunuzun etkinliklerini hesaplarınızdan paylaşın” demiş.

Akademi camiasında sosyal medya paylaşımlarının yükselme kriteri olduğunu söylüyor ki herhalde sadece o camia için geçerli değildir bu!

O yüzden benden size tavsiye...

Burhan Kuzu’nun o “mikemmel” Türkçe bilgisiyle, yazım kurallarını yücelterek döktürdüğü “tüvit”lere filan basın “layk”ı...

Başınız ağrımaz...

X