"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Ağlamıyorum,gözüme sitem kaçtı

ADINI açıkça koyalım...

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci aynı zamanda Abdullah Gül’ün “persona non grata/istenmeyen kişi” ilan edilmesi süreci oldu.
Gül’ün tasfiyesi” sürecine beslendikleri odakların sağladığı cephanelikle satır arasından, bıyık altından destek olanlar bu operasyonu çaktırmadan yaptıklarını düşündüler.
“Yeniyetmeler ve yedi beslemeler” asla açıkça ortaya çıkıp direkt suçlayıcı bir dil kullanmadılar Gül için, haklarını yemeyelim.
Kendisine yöneltemedikleri suçlamaları Çankaya’daki ekibine yönelterek dillendirdiler.
“Akıllı ol aklını alırız” diyecek halleri yoktu elbette “Akıllıdır Sayın Gül, çok akıllıdır” diyerek çevirdiler kazlarını.
Gerektiğinde işin “çirkef” kısmını sosyal medyada, televizyon ekranlarında kullandıkları “trol”ler halletti: “GÜL-EN” diyerek “paralelci” yaftası yapıştırdılar, Gezi’deki itidal çağrısını “darbe”ye destek vermekle eş tuttular vesaire...
AKP içinden veya dışından “Gül’e ayıp ediliyor” çıkışları yapıldığında hemen hazırlanmış siperlerine çekildiler ve savunma hattını “Yok öyle bir şey. Bunlar fitnecilerin uydurmaları. Bak resepsiyonda el eleydiler” tarzı cümlelerle çektiler.

*

Mızrağın çuvala sığmadığı ve ucunu gösterdiği yer veda resepsiyonu oldu.
Abdullah Gül kırgınlığını “sorumluluklarının bilincinde” bir siyasetçi olarak, köprüleri de yakmayacak şekilde “Bizim cenahtan çok saygısızlık yapıldı” diyerek geçiştirmekle yetindi.
Ancak Hayrünnisa Hanım’ı tutmak mümkün olmadı efendim...
Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi’nin ve a haber’den Mehmet Akarca’nın ellerini “Size kızgınım” diyerek sıkmaması resepsiyondan “saklanamayacak derecede ortada olduğu için” sızan ilk tepkiydi.
Yeniyetmeler ve yetiştiricilerine bağlı olanlar bu apaçık isyana yine de “Hayır ağlamıyorum, gözüme sitem kaçtı; problem yok, hedef Uzay 1999” diyerek görünmezlik kazandırmaya çalıştılar.
Ancak mızrağın ucu filan değil, tamamı çuvaldan çıkıp serilmişti Çankaya Köşkü’nün zeminine.
Hayrünnisa Hanım’ın “Gadre uğrayan kocasına sahip çıkan eş” pozisyonundan ileri gittiğini gün ilerlerken daha net görmeye başladık.

*

Önce Murat Yetkin “Daha sonra yazma izni aldığım” vurgusuyla aktardı Hayrünnisa Gül’ün söylediklerini:
“Bizi en çok üzen de özellikle son yılımızda bizim camiadan, dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu. Bu süreçte bazı yaşadıklarımızı, 28 Şubat döneminde benim başörtümün tartışıldığı günlerde bile bu kadarını görmedik.
Bizi kaç yıldır tanıyorsunuz; çizgimizde bir değişiklik oldu mu? Hayır. Bir de etrafımızdakilerin geçirdiği değişime bakın. Neler yazılıyor, söyleniyor, insan inanamıyor. Ben her şeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı ben başlatacağım...”
Akşam’dan Emin Pazarcı da, dün CNN Türk’te Başak Şengül’ün sorularını yanıtlarken şunları söyledi:
“Hayrünnisa Hanım haberlerde adı geçmeyen başka arkadaşlara da sitem etti; ‘Gidin gidin, birilerine akıl verin, aman geç kalmayın... Koşun televizyonlara çıkın, akıl verin...’ dedi”
Sezen Aksu
’ya selam olsun: “Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka/ Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın/ Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın/ Ne inkâr ne itiraf bu yalnızca sitem” şarkısını söylese bu kadar net olamazmış Hayrünnisa Hanım...

X