Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Altındağ ve diriliş

Bir kentin iki önemli unsuru vardır. Birincisi yöneten, planlayan ve hizmet üretenler; ikincisi ise kentte yaşayan, kenti kullanan ve kentten yararlananlardır.

Hizmet üretenler; bakış açıları, hayalleri, yetişme şartları ve algı düzeyleri kadar ruh katarlar kente.
Kattıkları bu ruh, bu değer orada yaşayanların ruhuyla buluşuyorsa; üretilen hizmet, kentte yaşayanların iç dünyalarında bir karşılık buluyorsa, mutlu olur insanlar. Yaşadığı kentin kimliğiyle övünür, benimser, sahiplenirler.
Elbette tüm yöneticiler, algısının ulaştığı kadar, elinden geldiğince hizmet üretiyor, insanların hayatını kolaylaştıracak işler yapıyorlar.

HAMAMÖNÜNE’NE UĞRAYINIZ

Ankara’da bu bağlamda dikkatimizi çeken Altındağ Belediyesi’nin ve tabi ki Başkan Veysel Tiryaki’nin kültürel ve sanatsal öğelerle yarattığı güçlü değerlerdir.
Olumsuzluklar ancak bu kadar fırsata dönüştürülebilir.
Yıkık dökük harabelerden, kültürel dokumuza uygun folklorik evler, konaklar, parklar ancak bu kadar mükemmel bir şekilde ortaya çıkar.
Eskiden adım atmaya cesaret edilemeyen sokaklar, şimdi ise bakınca içimizin açıldığı, bizi kendine çağıran ferah mekânlara dönüşür.
Dünyanın herhangi bir yerinden gelen turiste, göğsümüzü gere gere “İşte bizim evlerimiz.” deriz.
Hamamönü’nden söz ediyorum.
Altındağ’ın dirilişi elbette Hamamönü’yle sınırlı değildir. Restore edilen evler, konaklar, camiler, parklar, müzeler; sanat sokakları, kültür-sanat evleri; kadın eğitim ve kültür merkezleri, gençlik merkezleri ve yapımı tamamlanarak millî eğitime bağışlanan on bir müstakil anaokulu…
Daha sayılacak çok şey var.

ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ

İnsanların algısındaki en olumsuz imaj, yani hapishane ancak bu kadar ibret abidesine dönüştürülebilir.
Darağacı bile iç dünyamızdaki duyguların somut bir görüntüsü olarak durur yerinde. Kendini soğuk bir ürpertiyle bize hissettiren ölüm aracı, artık orada müzeye kaldırılmış bir enstrüman olarak durmaktadır.
Çoğunluğu düşünce suçundan zindanda çürümüş kişilerin yattıkları ranzalar; volta attıkları, çay demledikleri mekânlar herkesin hatırası olarak çıkar karşımıza.
Eski, bakımsız, gıcırdayarak açılan demir kapılardan, nöbetçilerin nezaretinde girilen cezaevi; prestij toplantı salonlarıyla, bakımlı, temiz yapısıyla başka bir dünyadır artık.
Ve meydandaki görkemli sütunda, yan yana, Necip Fazıl Kısakürek ve Nazım Hikmet Ran’ın dizeleriyle karşılaşırız.

YAZARLARIMIZ ALTINDAĞ’DA YAŞIYOR

Gençlik Merkezleri’nin girişlerinde Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu, Abdurrahim Karakoç gibi tanınmış şair ve yazarların adlarıyla karşılaşırız.
Gençlerin yüksek duygularla tanışması için fırsatlar oluşturulduğunu görürüz.
Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek ve Yunus Emre kültür merkezlerinde on binlerce kişinin kültürümüzü yaşatmalarına yönelik etkinliklerine tanık oluruz.

BİR KENTE RUH KAZANDIRMAK

Fatih Sultan Mehmet’in bir şehrin yönetimi ve imarı ile ilgili söylediği sözler, bu konuda ilke olarak kabul edilebilir.
“Hüner bir şehr bünyâd etmektir;
Reâyâ kalbin âbâd etmektir.”

* * *

Bir kenti güzelleştirmek, yenilemek, bakımlı hâle getirmek mümkündür.
Ama o kente bir kimlik, bir ruh kazandırmak ve diriltmek kolay değildir.
Altındağ’daki değişimi görenler, bir kentin dirilişine tanıklık edeceklerdir.

* * *

En olumsuz koşullardan, çok güzel sonuçlar çıkarmanın da mümkün olabileceğini Altındağ’a bakınca anlayabiliriz.
“Hayalleri olanlar asla uyumazlar.” diye bir söz vardır.
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki coşkulu, heyecanlı ve yapabileceklerine inanan birisi; kendisinin yeni hayalleri olduğundan hiç kuşkumuz yok.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI