Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ah çocuklar ah

Okullar tatile girdi. İyi kötü herkes üzerine düşeni yaptı ve bir yıl daha geçti.

Hepimiz karnemizi aldık.
Karneler gelince anne-babaların kimileri sevindi, kimileri üzüldü, kimileri de “dünya telaşından” fazla farkına varamadı, ilgilenemedi.

*

Çocuklar her sabah uykulu gözlerle evlerinden çıktı, akşam olunca da yorgun argın döndü.
Öğretmenler, yöneticiler, bürokratlar, memurlar, hizmetliler, servisçiler, kantinciler çocuklara daha iyi hizmet verebilmek için çalıştılar, uğraştı durdular.
Anne-babalarsa daha yoğun bir çaba içindeydiler.
Çocukların masraflarını karşılamak, ihtiyaçlarını gidermek, onlara iyi bir gelecek hazırlamak için yapmadıkları fedakârlık kalmadı.

* * *

Çocuğun dünyası ise bambaşkaydı:
• Anne-baba meşguldü; akşamları cep telefonu, bilgisayarı, sanal dünyası ile baş başa kaldı. Yalnızdı.
• Aşırı derecede koruma altındaydı. Diğer çocuklarla oyun oynayarak vakit geçiremedi, hiç çocukluk arkadaşı edinemedi; pencereden gördüğü tek tük oynayan çocukları heyecanla izledi.
• Annenin boşluğuna gelerek çıktığı oyun serüvenleri, “Çabuk eve gel!” cümlesiyle hep yarım kaldı.
• “Başına bir şey gelmesin” diye bakkala, markete bile gönderilmedi.
• İstediği her şey anında karşılandı, hayalsiz bırakıldı.
• Kendi yapması gereken şeylerin çoğu başkaları tarafından yapıldı, mücadele azmi elinden alındı.
• Kolay ulaştı; elde ettiği hiçbir şey onu sevindirmedi, hiçbir şeyden tatmin olamadı.
• Manevi tarafıyla pek ilgilenen olmadı; ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmak, kendisini başkalarının yerine koymak, başkalarının mutluluğuyla mutlu olmak, anne-babaya saygılı olmak gibi değerler noktasında fazla duyarlılık gösterilmedi ama tam da böyle olması beklendi.
• Doğal hayatı tanıyamadı. Karıncaların, kelebeklerin, tavukların dünyasından haberi olmadı. Yumurta fabrikada üretiliyor sandı.
• Domatesin, biberin, patlıcanın büyük ağaçlarda kendiliğinden yetiştiğini sandı.
• Genç oldu, ergen oldu, ruhunda isyan dalgaları esti, kimse farkına varmadı.
• Kendisine anlayış gösteremeyen ailesine, çevresine tepkisi terbiye eksikliği, eğitim yetersizliği olarak algılandı; daha çok bastırıldı.
• İsyanları, içine kapanıklığa ya da haylazlığa dönüştü.
• Evde bir kedi kadar değerinin olmadığını, saksıdaki çiçek kadar önemsenmediğini düşündü; kendisini fark ettirme yolları aradı; daha çok gelindi üstüne, daha çok dışlandı.
• Kaygıları, korkuları, sevgisi, nefreti, hayalleri, düşleriyle bir “insan” olarak değil de, bütün ihtiyaçları giderilmiş, sadece derse odaklanması gereken biyonik bir çocuk olarak görüldü.
• Yetenekleri fark edilmedi. Dışa vuran ilgileri “Bırak bu gereksiz şeyleri, dersine çalış!” diye bastırıldı.
• Herkes koro hâlinde “Dersine çalış!” dedi, nefret etti bu cümleden.
• “Hayatın bir yarış olduğu, bu yarışı kazanamazsa hayatının zindan olacağı” düşüncesi ruhuna kazındı.
• Yarışa sürüldü, yalnız bırakıldı.
• Kimseye güvenmemesi öğütlendi hep, herkesten uzak durdu.
• Beton duvarlar arasına sıkıştırıldı. “Başarmak zorundasın” baskısı altında yaşadı ama “başarmanın ne demek olduğunu” kimseden duyamadı. Amaçsız, idealsiz, kaygısız, kayıtsız kaldı.
• Sınava odaklandı. Ne olduğunu bilmediği başarıya odaklandı.
• “Nasıl bir insan” olması gerektiğine kafa yoran olmadı. Yetişkinliğe yaklaşınca kendince ideal edinmeye çalıştı.
• Siyasal, sosyal çalkantılar içinde, dünyanın ağır yükünü omuzlarına alarak büyüdü. Ne olup bittiğini anlayamadan büyüdü.
• Yazık ki yaşından da çabuk büyüdü.

* * *

Bir ders yılı daha başarılı bir şekilde sona erdi. Karnelerimizi hep birlikte aldık ama karnede bunlar yoktu.

DÖRT ÖĞRETMEN

Çocuğun dört öğretmeni vardı aslında:
• Ailesi
• Sınıfta ders veren öğretmeni
• Arkadaşları
• Sanal dünya ve sosyal çevre (televizyon, internet, cep telefonu, diziler, haberler; dolmuş şoförü, berber, garson, bilet satıcısı, yani çocuğun karşılaştığı herkes)

* * *

Tuhaf insanlarız.
Nedense hepimiz çocuğu sorumlu tuttuk.
“Biçtiğimizi beğenmiyorsak ektiğimize bakmalıyız.”

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI