"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

THY’yi bıraktı sırada TİM var

2017 iş dünyası örgütlerinde değişim yılı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) seçim kulisleri canlanıyor. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 15 yıldır yönetim kurulu üyeliği yaptığı Türk Hava Yolları’nı (THY) bıraktı, iki dönem kuralının hâlâ değişmediği TİM Başkanlığı’nı da bırakmaya hazırlanıyor.

İŞ dünyası örgütlerinde değişim 2017 itibariyle başladı. Ocak ayında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nde (TÜSİAD) başkanlık Cansen Başaran Symes’ten Erol Bilecik’e geçti.

THY’yi bıraktı sırada TİM var

Mayıs sonunda ise Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nde (MÜSİAD) başkan değişti. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’ın sözleriyle MÜSİAD’a da kendisi gibi bir “sütçü” başkan geldi. İki dönem başkanlık yapan Nail Olpak’tan sonra görevi Kaanlar Gıda’nın patronu Abdurrahman Kaan devraldı. Şimdi sırada kasım ayında yapılacak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile gelecek yıl başlarında yapılacak Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) seçimleri var.

15 YILLIK BAŞKAN

Aslında bu seçimlere ilişkin kulis yazmak için çok erken. Ancak 365 oda ve borsa ile TİM’de başkanlık yarışının başlaması bu erken kulis yazısının nedeni. TOBB’da kulisleri başlatan mayıs sonunda yapılan genel kurul oldu. Genel kurula katılan TOBB üyeleri adaylık için nabız yoklamaya orada başladı. Seçim yarışında oda ve borsa başkanlarının yüzde 35-40’ının değişeceği tahmin ediliyor. İSO’da Erdal Bahçıvan’ın, İstanbul Ticaret Odası’nda da (İTO) İbrahim Çağlar’ın atacağı adımlar önemli. TOBB’da en önemli soru tabii ki 15 yıllık başkan Rifat Hisarcıklıoğlu değişir mi değişmez mi?

Yaptığım sohbetlerde izlenimim gelecek yıl mayıs ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde 15 yıldır bu görevde bulunan Rifat Hisarcıklıoğlu’nun aday olursa destekleneceği yönünde.

TİM’de ise ikinci dönemini tamamlayacak olan Mehmet Büyükekşi artık bu görevi bırakacak. Bunu birçok kez açıkladı. Büyükekşi bu kararı hem hala değişmeyen iki dönem kuralı nedeniyle aldı, hem de artık daha sakin bir hayat özlemi içinde. TİM’de bazı üyelerin TOBB’da olduğu gibi iki dönem kararının değişmesi için dava açmasını da doğru bulmayan Büyükekşi, önceki gün 15 yıldır Türk Hava Yolları’ndaki yönetim kurulunda üyeliği görevini de bıraktı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Büyükekşi, başka bir örgüte başkan mı  olur, siyasete mi girer? Bu da ikinci yanıt bekleyen soru. Kulislerde başkanlık için olabilecek kurum, kimine göre İTO, kimine göre ise Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu ya da TOBB olabilir.

Başkanlık veya siyaset... İkisinden birinin aktörü olarak görünen Büyükekşi’nin sakin hayat hayallerini biraz daha ertelemesi gerekecek gibi görünüyor.

Büyükekşi’den sonrası için de TİM’de adaylar şimdiden ortaya çıkmaya başladı. İsmail Gülle, Hikmet Tanrıverdi bu isimler arasında.

TİM’DE EFSANE DÖNER Mİ?

Ancak asıl sürpriz bugünlerde çok fazla dillendirilen eski başkan Oğuz Satıcı’nın adaylığı. “Efsane dönüyor mu?” esprilerinin yapıldığı adaylık konusunda henüz Satıcı renk vermiyor ve bu konuda konuşmayı çok erken buluyor ama olursa şansı hiç de az değil gibi.

Dediğim gibi bunları konuşmak için çok erken. Ancak ekonominin giderek daha fazla sıkıştığı, bölgedeki gelişmelerin öngörülemez hale geldiği dönemde yapılacak seçimlerin de hareketli geçeceği anlaşılıyor!

TAKSİM ALMAN HASTANESİ, KENT ÜNİVERSİTESİ Mİ OLUYOR?

İSTANBUL Sıraselviler’de Alman Hayır Cemiyeti’nin katkılarıyla 1852 yılından beri hizmet veren ilk sağlık kurumlarından biriydi Alman Hastanesi. 1990’ların başında Alman hükümeti tarafından tüm kullanım hakları İstanbul Erkek Lisesiler Eğitim Vakfı’na devredildi.

1992’de Üniversal Grup bünyesinde hizmet vermeye başlayan Alman Hastanesi grubun ekonomik krize girmesi sonucu 2013’de kapandı. Vakfın açtığı dava sonucu da mahkeme Üniversal Grup için tahliye kararı verdi. Bu karar sonrasında bina bir süredir boş duruyordu. Sağlık alanı dışında kullanılmasına izin verilmeyen binanın ne olacağı da merak konusuydu.

Bugünlerde yeni bir gelişmeden sözediliyor. İddialara göre bina Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz tarafından 2016 Ağustos’unda resmi gazetede yayınlanarak kurulan İstanbul Kent Üniversitesi’ne kiralanacakmış.

Kendisi de İstanbul Erkek Lisesi mezunu olan Yılmaz’ın eşi Berna Hanım’ın kuracağı üniversite, ağırlıklı olarak sağlık alanında bölümlerden oluşuyor.

Berna Yılmaz’ın Engelli Eğitim Vakfı bünyesinde kurulacağı belirtilen İstanbul Kent Üniversitesi için Yüksek Öğrenim Kurumu’ndan alınan olurun dışında henüz somut bir adım yok. İddialar doğruysa üniversitenin ilk adımı böyle atılmış olacak.

Bu arada iddiaların Universal Grup’un kurucu ortağı olan halen Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin kurucusu Azmi Ofluoğlu’nu üzdüğünü de öğrendim. Ofluoğlu’nun herşeye rağmen ilk göz ağrısı gördüğü Alman Hastanesi, sanırım bu kez gerçekten tarih oluyor!

İTHALAT LOBİSİ SIFIR TEŞVİKLE YAPTIĞIMIZ FABRİKAYA KARŞI

“Paslanmaz çelikçilerin Kibar mücadelesi...” Geçen hafta paslanmaz çelik sektöründeki sorunlara ilişkin Paslanmaz Çelik Derneği Genel Sekreteri Fatih Köksal’ın anlattıklarına dayanarak yazdığım yazının başlığı böyleydi. Güney Koreli Posco ile 400 milyon dolara yakın yatırım yaparak Kocaeli’ne fabrika kuran Kibar Holding’in CEO’su Tamer Saka aradı, biraraya geldik. Korumacılığın nedeni olarak suçlanan yatırımlarını anlattı, sektörün eleştirilerini yanıtladı.

Kibar Holding olarak yatırım kararlarını Türkiye’de olmayan stratejik sektörleri tespit ederek yaptıklarını söylüyor Saka. Paslanmaz çelik yatırımı da bu hedefle ortaya çıkmış. Etap etap yapılacak yatırımlarla hedeflerinin cevherden son mamul maddeye kadar tüm aşamaları gerçekleştirmek olduğunu anlatıyor.

Üstelik ilk etabı 400 milyon doları bulan yatırımı sıfır teşvikle gerçekleştirdiklerini söylüyor. 2011’de karar verip 2013’de üretime aldıkları fabrikanın ithalata bağımlı olan işletmeler için dezavantaj değil büyük avantaj sağladığını dile getiriyor Saka.

Avrupa’da yüzde 24.5, Amerika’da ise yüzde 50’ye yakın olan korumanın Türkiye’de yüzde 10 olduğunu anlatan Saka, şunları söylüyor:

“Üretime başladık. Büyük bir ithalat lobisi ile karşı karşıya kaldık. Aynı zamanda Çin ve Tayvan’dan dampingli ürünler hızla pazara girmeye başladı. Yerli ve milli üretimin desteklenmesi hayati önem taşır. Bakanlık da bunu yaptı.”

Antidamping davasını kendilerinin açtığını ancak organize bir lobi karşısında geri çektiklerini anlatan Saka, “Bu lobi adeta fabrikanın kapanmasını istiyor. Küçük üreticilerin palazlanması istenmiyor. Büyük yatırım yaptık bundan sonra hakkımızı korumak için mücadele etmeye karar verdik” diyor.

“İthalat lobisi kazanırsa zorla ikna ettiğimiz yabancı sermaye gider” diyen Saka şöyle devam ediyor: “Çünkü toplamı 1 milyar doları bulacak yatırımda iştahı kayboluyor. Biz hakkımız olmayan bir parayı istemiyoruz. Adil ortam istiyoruz. Ayrıca vatansever bir insan yerli yatırımı nasıl desteklemez anlamıyoruz.”

Sektöre diyalog çağrısında bulunan Saka’nın çağrısı binlerce insanın çalıştığı sektörde umarım dikkate alınır: “Yanlış varsa oturalım konuşalım. Biz 200 bin ton mal satıyoruz. Yüksek fiyat uygulasak nasıl satarız. Ayrıca tekel olmayı biz istemedik. Başka yatırım yapan varsa yapsın. Rekabet olur.”

X