Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uykudaki tehlikenin farkında mısınız?

Gece uyurken terleyip nefes almakta zorlanıyorsanız, birlikte uyuduğunuz kişi de yüksek sesle horladığınızdan yakınıyorsa aman dikkat! Bitmedi, sabah uyandığınızda yorgun hissediyorsanız, ağzınızda kuruluk hissi ve bir baş ağrısı da varsa ‘uyku apnesi sendromu’ yaşıyor olabilirsiniz.

Bırakın erkekleri bebekler bile horluyor

Çağımızın önemli rahatsızlıklarından biri olarak kabul edilen uyku apnesi, tedavi edilmezse yüksek tansiyon, iktidarsızlık, kalp krizi, felç hatta uykuda ölüme bile yol açabiliyor. Bugünkü konuğum nöroloji ve uyku bozuklukları uzmanı Prof. Dr. Hakan Kaynak’la horlamadan uyku apnesine kadar birçok problemi konuştuk. Bu dertlerin herhangi birden muzdarip olmayan var mı aramızda? O yüzden bence mutlaka bir göz atın bu röportaja...

* Hocam doğru söyleyin, uyku bozukluğunuz olduğu için mi kafayı bu işlere taktınız?
- Aynen öyle (kahkahalar). Mesleğe başladığımda, her gece saat 3-4 gibi epilepsi hastalarının EKG’sinin çekildiği ve uyku esnasında cinsel fonksiyonla ilgili teşhislerin konulduğu bir klinikte çalışıyordum.
* Anlamadım, cinsellikle ilgili teşhisleri insan uyurken mi yapıyorsunuz?
- Uyku ile cinsel fonksiyonlar arasındaki bağlantıyı, rahmetli hocalarımdan İsmet Karacan, Amerika’da keşfetmişti. Onun tezine göre, insanlarda seksüel sorunlar, gece uykusu esnasında ortaya çıkar. Çünkü sağlıklı bireylerin penis veya klitorislerinin rüya görürken sertleşmesi gerekir.
* ‘Sabah ereksiyonu’ dediğimiz şey değil mi bu?
- Evet ama sadece erkeklerde görülen bir durum değil bu. İnsanlar geceleri 100 dakikada 40 rüya görürler. Ve bilinenin aksine rüyanın içeriğine bağlı olmaksızın cinsel organlarında sertleşme meydana gelir. Eğer bize ereksiyon sorunuyla gelen kişi, uykuda sertleşme yaşıyorsa bu psikolojiktir. Yok uyurken de erekte olmuyorsa, işte o zaman organik bir nedenden kaynaklandığı ortaya çıkar. Böyle bir örnekte de hastanın şeker ve damar problemleri yaşayıp yaşamadığı kontrol edilir. Velhasıl, huzursuz bacak sendromum olduğu için o saatlerde uyuyamadığımdan, daha sık işe gider olmuştum. Çünkü hem eğleniyor hem de çalışıyordum.
* “Geceleri çalışmayı seviyorum, bir yandan da kendimi tedavi etmiş olurum” diyerek mi ‘uykuculuğa’ daldınız?
- Maalesef ki huzursuz bacak sendromu, tedavisi olmayan bir rahatsızlık... Nöroloji asistanlığı yaptığım dönemde uyku bozukluğu yaşayanların tedavilerini üstlenmenin daha keyifli olduğunu fark edince, uzmanlık alanımı uykuya kaydırıp yurtdışında eğitim almaya başladım. Nörolojide hiçbir hastalık kolay kolay iyileşmezken, uyku bozukluğunda tüm hastaların tedaviye çok çabuk cevap vermeleri beni etkilemişti.
* İnsanın huzursuzuna aşinayız da, bunun bacaktaki sendromunu biraz anlatır mısınız?
- En yalın ifadesiyle huzursuz bacak, yatar ya da oturur pozisyona geçtiğinizde bacağınızı hareketsiz tutamamak demektir. Gündüz bir etkisi olmamakla birlikte geceleri uyutmama, ağrı ve kaşınmayla nükseden bir rahatsızlıktır. En kötü yanlarından biri de bu sorunu yaşayanların, uykularını alamadıkları için güne yorgun başlamaları...
* Bir de kendilerini ‘gece kuşu’ olarak tabir edenler var. Ne yani hocam, uyku tutmayan kesin uyku bozukluğu mu yaşıyor?
- Tabii ki böyle bir genelleme yapmak doğru olmaz. Kişide uyku bozukluğu olduğunu kabul edebilmemiz için en az 2-3 ay uykusuz kaldığını biliyor olmamız lazım. Stres yüzünden yaşanan uykusuzluğu bu işe karıştırmamalıyız. Yoksa sokaktaki her iki kişiden birini tedavi etmek durumunda kalırız (gülüyor).
* Diyelim ki Murakami’nin ‘Uyku’suna bağlayıp günlerce uyuyamadık ve sizin kapınızı çaldık... ‘Uyku tedavihanesinde’ bizi neler bekliyor?
- Öncelikle burayı bir dahiliye ya da kalp doktorunun odası gibi düşün... Hastayı karşımıza alıp şikayetini dinledikten sonra yapılan ilk muayenede zaten yüzde 75 teşhis koymuş oluyoruz. Ardından da yaşadığını düşündüğümüz uyku sorununa göre uyku testi yapıp yapmamaya karar veriyoruz. Bu oran da zannedildiği kadar yüksek değil; gelen her dört hastadan sadece birine test uygulanıyor. Gece boyunca hangi pozisyonda nefesinin kesilip, bunların hangi durumda tehlikeli boyutlara geldiğini gözlemliyoruz. Vücuttaki oksijen miktarı da hastalığın şiddetini belirliyor.

Uykudaki tehlikenin farkında mısınız

FELÇ OLANLARIN YÜZDE 70’İNDE, KALP KRİZİ GEÇİRENLERİN YÜZDE 60’INDA UYKU APNESİ VARDIR

* Peki 100 kişiye sorsak, en popüler uyku bozukluğu sorusuna hangi cevapları alırız?
- Valla uyku apnesi, uykuyla ortaya çıkan davranış bozuklukları, gece korkuları; uykuda bağırma ve yürüme gibi pek çok uyku hastalığı var.
* O zaman gelin, en çok duyduğumuz ve benim de muzdarip olduğum şu uyku apnesiyle başlayalım...
- Uyku apnesi, uyku sırasında nefesin durması halidir. Kişi, vücudunun tolere edebileceği boyutta nefes alamaz. Doğal olarak da vücut, kapanan nefes yolunu açmaya çalışırken buna reaksiyon verir. Bu sırada daha çok efor harcadığı için kişi terler. İdrar miktarı artar. Aynı zamanda da kaslar kalbe basınç yapıp hormon salgılanmasına neden olur. Kan, sıvı halini kaybettiği için koyulaşıp pıhtılaşmaya müsait hale gelir. Bu pıhtı beyne giderse felç, kalbe giderse kalp krizi yaşanır.
* Bu illeti hiç hafife almamak lazım yani...
- Tabii ki! Felç olanların yüzde 70’inde, kalp krizi geçirenlerin ise yüzde 60’ında uyku apnesi vardır. Hastaların yarısında da tansiyon yüksekliği görülür.
* O zaman acil kilo verip bu dertten kurtulmak lazım...
- Bak işte bu o da kadar kolay değil! Hastalık insülin direncine neden olduğu için yağ hücrelerinin yakılmasını engeller. Siz kilo vermeye çalışsanız bile başarılı olamazsınız. Bunun nedeni de daralmış nefes yolunda yağların birikmesidir. O noktadan sonra da bir kısır döngü başlar; kiloya beraber uyku apnesi de artar! Ancak tedavi olursanız zayıflayabilirsiniz. O da erken aşamadaysanız ve kaslar tamamen dejenere olup ölmediyse...
* Bu hastalıkta kadınların erkeklere göre evrenden torpilli olduğu doğru mu?
- Kesinlikle! Uyku apnesi özellikle 40 yaş üzerindeki her beş erkekten birinde görülüyor. Kadınlarda ise daha çok menopoz sonrasında ortaya çıkıyor. Çünkü kadınların solunum yollarında annelik için hazırlanmış özel ve elastik bir kas dokusu mevcut. Ancak vücut menopoza girip üreme konusunu kapattıktan sonra değişiklik ortaya çıkıyor. Bir bakıma kadın kas dokusu olarak erkeğe evriliyor.

TOPLUMUN YÜZDE 60’I HORLUYOR

* Horlamak her erkeğin en büyük kabusudur...
- Yüzde 60’ı horlayan bir toplumda bu duruma neden hâlâ kabus gözüyle bakıldığını anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. Zaten adam her gece aynı kişiyle uyuyorsa, bir süre sonra kadın o sese alışıp duymaz ki... Aksine kadınlar horlayan adamı “Ne güzel mışıl mışıl uyuttum” diye düşünüp daha çok severler (kahkahalar). Bana göre rahatsız olduğundan değil, eşleri uykuda nefes almak için mücadele ettiklerinden ötürü “doktora git” diye söylenirler. Yoksa değil koca adamlar, bebekler bile horluyor.
* Neden horluyoruz peki?
- Horlama, bir çeşit sinir hastalığı olup yapısal bir sorundur ve çocukluktan itibaren başlar. Mesela ben seni çocukken görsem “Büyüyünce bana geleceksin” derdim. Tıpkı yıllar içinde dalgaların denizin kenarındaki kayalıkları yıpratması gibi, bizim de boğazımızdaki kaslar zamanla zarar görüyor.
* Peki bu işin çaresi erken teşhis mi?
- Bizdeki tipik “uyusun da büyüsün” hikayesiyle kişi çocukluğundan beri horluyorsa büyüme bozuklukları yaşanmaya başlıyor. Horlama sorunu olmayan bir çocuk matematik dersini 10 dakikada kapıyorsa, uykusunu alamayan çocuk 15 dakikada öğreniyor. Bu yüzden nefes problemi olan çocuklar ne kadar küçük yaşta ameliyat edilirse, ileride horlama ve uyku apnesi riskiyle daha az karşılaşırlar.
* Karşınızdakinin yüzüne bakıp “Aa sende apne var!” diyebiliyor musunuz yani?
- Bak çok güzel bir noktaya değindin. Mesela rahmetli Sakıp Sabancı gibi alt çenesi dışarıda olanlarda uyku apnesi olmaz.
Zaten bu hastalığın görülme sıklığının artmasının nedeni, insanların zamanla zayıf ve ince kemikli bir yapıya doğru evrimleşmesi...

Uykudaki tehlikenin farkında mısınız

15 DAKİKALIK GÜNDÜZ UYKUSU 1 SAATLİK GECE UYKUSUNA BEDEL

* Uyku bozukluklarının cinselliğe etkisi var mı?
- Olmaz olur mu hiç! Öncelikle erkeklik hormonu testosteronun azalmaya başladığı gözlemlenir. Penisin damar yapısında değişiklikler meydana gelir. Ama tabii ki en büyük darbe psikolojik. Adam gözünü açık tutamıyor, kafasını yastığa koyduğu gibi uyuyor, nereye sevişecek? Ayrıca sürekli kan ter içinde kalıp nefes almak için böğüren adamı kadın ne yapsın? Çiftler arasında ister istemez bir negatif durum ortaya çıkıyor.
* “Uyku yoksa cinselliği ancak rüyanızda görürsünüz” mü demek istiyorsunuz?
- Ee bir anlamda öyle (gülüyor).
* Peki rüya görmek, kalitesiz uyku mu demektir?
- Gece boyunca birçok rüya görürüz. Bunlardan ne kadarını hatırlıyorsanız, uykunuz o kadar kalitesiz demektir. Çünkü uyandığınız için hatırlıyorsunuzdur. Bu arada bu rüyaların illa kötü olmasına da gerek yok, güzel rüyalar da kalitesiz uykuya sebep olur.
* Ecnebilerin ‘power nap’ dedikleri trend doğru bir yöntem mi sizce?
- Evet, fizyolojik açıdan doğru. Zaten dünyanın birçok yerinde de insanlar bu sistemi uyguluyor. Aslında temelinde sosyal nedenlerle yok ettiğimiz, Akdeniz ülkelerinin geleneği olan öğlen uykuları vardır.
* O zaman siz öğlenleri “ya ben şurada biraz kestireyim”e devam mı diyorsunuz?
- Kesinlikle! Aslında insan uyandığı andan itibaren vücudunda bir madde birikmeye başlar. Onun miktarı arttıkça da uykumuz gelir. Öğlen kaçamakları ise o maddeyi tekrar en aza indirir, yani vücudu şarj eder. Aynı zamanda 15 dakikalık gündüz uykusu, 1 saatlik gece uykusuna bedeldir!
* Gece 8 saat uyuyup, bir de öğle kaçamağı yaparsak oldu bu iş!
- O 8 saat olayı da kocaman bir şehir efsanesi! İdeal uyku saati kişiye göre değişir arkadaşım. Aslında bu insanın çocukluğundan bellidir; bazı bebekler hacıyatmaz gibiyken, diğeri kafasını yastığa koyar koymaz uyuyakalır. Uyku süresi, uykunun başlama ve bitme saatleri, uyanma eşiği ve uyanıklığa geçiş hızı genetik olarak belirlenmiştir. Bu nedenle bazılarımız 4–5 saat uykuyla yetinirken, bazılarımıza 9–10 saatlik uyku bile yetmez.
* Uykuyla aramızdaki düzeyli beraberliğin her geçen gün biraz daha bozulmasının altında yatan en önemli neden ne sizce?
- Tabii ki siyah aynalar, yani teknoloji! Bu sadece bizim değil, dünyanın sorunu... İnsanların yorgun uyanmasının en temel sebepleri ellerinden düşmeyen telefon, tabletler. Bir de bunlara sosyal yaşamdaki değişiklikler eklenince, 100 sene önce ortalama 9 saat uyuyan insanlar, şimdilerde 7 saat sonra yataklarından kalkmak durumunda kalıyorlar.

UYKUNUN İLACI İLAÇ DEĞİLDİR

* Uyuyamayıp gecenin bir vakti uyku hapı çakanların sayısı da her geçen gün artıyor...
- Uyku ilacı dediğin şeyin hiçbir faydası yok! Uykusuzluk bir hastalık değil, hastalıkların belirtisi olduğu için bunu ilaç alarak tedavi edemezsin. Uykunun ilacı, ilaç değildir! Bu, vücuttaki enfeksiyona karşı ateş düşürücü içmek gibi bir şey. Kökünü kurutacak bir tedavi yoksa, o ateş düşürücü ilaç işe yaramaz.
* Terzi kendi söküğünü dikemez derler ya; siz de horluyor musunuz hocam?
- Kilo aldığım dönemlerde, huzursuz bacak sendromum izin verip de uyuduğum sürece horluyorum tabii. Bu işin doktoru da olsam horlamadan muaf değilim yani (kahkahalar).

X