Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kıvanç erken evlendi

Dört kişilik masamıza bu hafta tek başına hepimize bedel bir ismi dahil ettik; Nur Yerlitaş. Kenan Erçetingöz, Gonca Vuslateri, Seray Sever ve bendenizden oluşan ekibimiz, Nurella’nın varlığıyla iyice şenlendi. Mide kelepçesinden girdik, Nur’un İşte Benim Stilim macerasından çıktık.

Elbette magazin gündeminin başlıklarında da hep birlikte bir ufuk turu attık. Biz birlikte şahane saatler yaşadık. Umarım okurken sizler de aynı keyfi alırsınız...

Kıvanç erken evlendi

◊ Bugünlerde rejim yapmaya üşenen zayıflamak için mide ameliyatına koşuyor... Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Mide küçültme operasyonlarını sağlıklı buluyor musunuz?
- Gonca: Yahu her isteyene de yapmıyordur herhalde doktorlar. İlla ki belirli şartlar, kriterler vardır!
◊ Mutlaka vardır tabii ama her yaptıranın da gerçekten son çaresi bu mu Allah aşkına? Haydi diyelim vücut sağlığına kavuştu, peki ya hastaların ruh sağlığı ne hale geliyor?
- Gonca: O konuda bir şey diyemem ama canının çektiğini yiyememek adamın sinirini hoplatır hatta zıvanadan çıkartır...
- Nur: Sorma sorma! Bir de bu operasyon, yaptıranların tipini çok değiştiriyor. Bu yüzden de yakışmıyor be kardeşim! Bir tek kimde iyi durdu biliyor musunuz?
◊ Kimde Nurella Hanım?
- Nur: Ay Nurella oldu değil mi şimdi adım? (Kahkahalar) Hep o Öykü’nün başının altından çıktı bunlar! Ne diyordum ben ayol?
◊ Midesini aldırıp zayıflayanlar arasında en beğendiğini söylüyordun...
- Nur: Aaa evet evet, en çok Fatih Ürek’e yakıştı. Çocuk hem çok güzel zayıfladı, hem sesi falan da hiç bozulmadı. 
- Kenan: Peki Nur, sen niye mide ameliyatı olmuyorsun?


NUR: YETİŞİN KIZLAR, İKİ ERKEK BENİM İÇİN KAVGA EDİYOR

◊ Rahmetli babaannem “Dinime küfreden Müslüman olsa derdi”... Seninki de o misal oldu Kenan... Duyan da seni Yunan tanrısı zanneder!
- Kenan: Asıl sen kendine bak İzzet Efendi!
◊ Hatırlatırım burada patavatsız olan ben değil, sensin! Yakıştı mı şimdi sana Nur’a bunu sormak?
- Nur: Ay kızlar yetişin, iki erkek benim için resmen birbirine girdi. (Kahkahalar) 
- Gonca: Benim oyum İzzet’e... O kazanırsa, Kenan Abi bizi iğnelemekten vazgeçer belki. (Kahkahalar)
- Kenan: Yahu Allah aşkına Nur, sen alındın mı ki benim sorumdan, bunlar bu kadar abartıyor?
- Nur: Yok ayol saçmalama! Bana o kadar çok soruyorlar ki aynı soruyu anlatamam... Ama ben ameliyat falan olmam. Allah muhafaza yüzümün bu ifadesi giderse ne yaparım bir düşünsene!
- Kenan: Televizyonda daha güzel görünmek hiç umurunda değil mi yani?
- Nur: İnan meselenin o kısmıyla hiç ilgilenmiyorum! Bu yaştan sonra aynaya bakıp kendimi neden mutsuz göreyim ki? Ayrıca ben gurme bir kadınım beybi... Donansın masalar, tek tek hepsinin tadına bakayım isterim!
- Seray: Peki bu kadar millet manyak mı, koştur koştur bıçak altına yatıyor?
- Nur: Ay ne bileyim ben! 
Sen onların Instagram’daki hallerine bakma. Hepsi palavra! O kadar mutsuzlar ki...

Kıvanç erken evlendi


NUR: HİÇBİR ŞİŞMAN MEMNUN DEĞİLDİR HAYATINDAN

◊ “Güzel ve mutsuz olacağıma, böyle tombul ve hayatla barışık olurum, daha iyi” mi diyorsun?
- Nur: Şişko olacaksın, şişko. (Kahkahalar) Hiç de öyle şeylere takılmıyorum. Ay çok mersi canım ama benim zayıf zamanlarım da oldu genç kızlığımda. Yüz felci geçirdikten sonra aldığım kortizonlardan dolayı böyle şiştim. Yoksa baksana bileklerime, kuğu gibi incecikler maşallah! 
- Seray: Birçok doktor avaz avaz “sakın yaptırmayın” diye bağırırken, bu işin modaya dönüşmesine bir anlam veremiyorum. 
- Gonca: Aynen öyle, bir de çok yeni bir ameliyat bu. Asıl 5-10 sene sonra bakmak lazım ne olacağına... 
- Kenan: Sonuç olarak sen “bu halimden mutluyum” mu diyorsun Nur?
- Nur: Kilolarımla mutluyum desem manyaklık olur! İnan bana hiçbir şişman aslında memnun değildir hayatından. 

GONCA: BU MASA İNSANI ÇAKTIRMADAN DELİRTİYOR OLABİLİR Mİ?

◊ Attığın bu kahkahalar aslında arkasına gizlendiğin bir maske mi?
- Nur: Ah ah bir bilsen neler gizli şen kahkahalarımın ardında... Yıllarca o muazzam elbiseler nasıl tasarlandı zannediyorsun? Kendi giyemediklerimi giydirdim kadınlara... 
En çok da Ajda’nın giymesi mutlu etti beni! 
- Kenan: Sen Ajda’yı bırak da Gonca’yı nasıl buluyorsun, onu söyle...
- Gonca: Sen hep böyle Gonca burada yokmuş gibi konuş zaten Kenan Abi, olur mu? Allah’ım kendimden üçüncü şahıs gibi bahsetmeye başladım. Bu masa insanı çaktırmadan delirtiyor olabilir mi? (Kahkahalar)
◊ Sakın seni delirten masa değil Kenan olmasın!
- Nur: Ne olmuş Kenan’a?
- Kenan: Sen onları boşver Nur, Gonca’yı nasıl bulduğunu söyle...
- Nur: Ben Gonca’nın o kocakarı halini sevmiyorum, böyle beğeniyorum.
- Kenan: Kocakarı derken?
- Seray: Vasfiye Teyze’den bahsediyor sanırım...
◊ Yahu kız rol icabı giyiniyordu öyle, dizi bitti, Vasfiye Teyze gitti...
- Nur: Aman işte her neyse, kendi haline bayılıyorum Gonca’nın... Çok tatlı, içime sokasım geliyor deliyi!

NUR: MAALESEF PROGRAMI BIRAKTIĞIM GİBİ BULAMADIM

◊ Madem tüm masa Nur’la röportaja başladı, pek çok kişinin merak ettiği konuyu sormadan edemeyeceğim. Ne oldu da İşte Benim Stilim’den aniden ayrılıp, sonra tekrar geri geldin?
- Kenan: Aferin İzzet, ilk defa aklı başında bir soru sordun. 
◊ Sırf sen “Aferin” de diye sordum zaten... 
- Seray: Şaka maka ben de merak ediyorum bunun cevabını.
- Kenan: Müsaade edin de anlatsın kadın. Sahi Nur ne oldu? Acun niye kalkıp senin evine geldi?
- Nur: Acun niye benim evime gelsin canım, onunla ilgili bir durum yoktu ki!
- Kenan: Kiminle ilgisi vardı peki?
- Nur: Hiç kimseyle! O dönem öyle olması gerekiyordu. Gitmem gerektiğinde efeler gibi gittim, gelmem gerekince de efeler gibi geri geldim.
◊ Peki programı bıraktığın gibi bulabildin mi?
- Nur: Maalesef hayır... Bu kiloda, yaşta, zekada, espritüellikte bir kadın daha olmadığı için, ayrı kaldığım dönemde kan kaybı yaşandığını ben de fark ettim. 
- Seray: Yokluğun hissedildi gerçekten.
- Nur: Belki çok iddialı olacak ama yerime konulabilecek başka biri yok! Yok ayol, yok işte, bir tane daha Nur Yerlitaş yok! (Kahkahalar)

Kıvanç erken evlendi

 

NUR: KAFAMI IVANA’YA BIRAKTIM AMA MASADA UNUTMUŞ

◊ Daha iç açıcı konulara geçelim en iyisi... Tüm yollar Bağdat’a, bütün konular da Nur’a çıkıyor!
- Nur: Ayol ne yapmışım ben yine? 
◊ Nurgül Yeşilçay “Nurella kafasından istiyorum” demiş...
- Nur: Ah evet, ben de “Çok istiyorsa satıyorum” diye cevap verdim. Bunun üzerine Öykü de “Mümkün olsa biz alacağız” dedi. Aslında giderken ben o kafayı Ivana’ya bırakmıştım ama döndüğümde bir baktım hâlâ masada duruyor, unutup takmamış bizimki. (Kahkahalar)
- Kenan: Seni sevmeyen var mı Nur?
- Nur: Olmaz olur mu, hem de çok! Neden diye sorarsan, yalanım yok, doğrum da acıtıyor, ondan!

GONCA: KENAN’I O KADAR SEVİYORUM Kİ BOĞASIM GELİYOR - Seray: Seni seven var mı Kenan?

- Gonca: Ben mesela o kadar çok seviyorum ki boğasım geliyor. (Kahkahalar)
- Kenan: Bak işte böyle seviyorlar beni görüyorsunuz.

SERAY: KENAN’IN ALKALİ DİYETİ İŞE YARAMAMIŞ KİLOYA TAKMIŞ

◊ Yıllarca Türkiye’nin en büyük şöhretleriyle çalışıp, ahbaplık ettin ama bu programla sen de en az onlar kadar şöhret oluverdin. Mutlu musun peki bu durumdan?
- Nur: Şöhret zormuş be anacım. Aslına bakarsan hiç de mutlu değilim. Ben özgürlüğüme çok düşkün bir kadınım. Canım sıkılır pazara giderim, oradan kalkar bilmem ne prensesinin davetinde soluğu alırım. Tabii artık selfie çektirmek isteyenlerden dolayı rahat rahat yürüyemiyorum bile. Bu yüzden içime kapanmadım da değil. 
Aman ne olur bu şikayet gibi algılanmasın, yanıma gelen hiç kimseyi kırmamaya özen gösteriyorum. Fakat gerçekten çok yorucu...
- Kenan: Zamanında sadece belli bir kesimin tanıdığı ünlü bir modacıydın. Oysa bugün herkesin yerinde olmak istediği, adına Caps’ler yapılan bir şöhretsin. Eskiden kilonla bile nasıl dalga geçerlerdi hatırlasana! Sen bugün kalkmış, “Mutlu değilim” diyorsun... 
- Seray: Kenan’ın geçen ay başladığı alkali diyeti bir işe yaramamış olacak ki, bugün kafayı milletin kilosuna takmış. (Kahkahalar)
- Nur: Kilosu olanlarla dalga geçenlere bir çift lafım var; insan çok isterse zayıflayabilir ama karakterin fit değilse yapılan hiçbir müdahale fayda etmez!
- Gonca: Acaba bugün magazin gündemini konuşabilecek miyiz?
- Kenan: Yahu Nur’dan iyi magazin mi var?
◊ İsteseydim onunla tek başıma röportaj yapardım zaten Kenan, TRT sanat müziği korosu gibi burada sıraya dizilmemize gerek yoktu!
- Nur: Ay bunlar yine benim için kavga ediyor... (Gülüyor)
- Gonca: Yok, onlar zaten hep kavga halindeler... (Kahkahalar)
- Seray: Listeyi verin de, bari ben gireyim konuya...

Kıvanç erken evlendi

GONCA: ARANIZDA KÜÇÜK BİR ENTEL FASULYE GİBİ KALDIM

◊ Vay be, yerimde gözün var demek Seray. (Kahkahalar) Haydi o zaman başlayalım; daha önce Kerem Bürsin ve Serenay Sarıkaya’nın reklamlarında oynadığı firmanın yeni yüzü Çağatay Ulusoy olacakmış. Bu iş için 1 milyon lira alan Çağatay, çekimleri dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımız Mert Alaş’ın yapmasını ve kendisine Gigi Hadid’in eşlik etmesini istemiş. Firma bütçeyi kabul etmeyince de Ulusoy rivayete göre ortalığı birbirine katmış. Buyrun buradan yakın!
- Nur: Ay Mert Alaş mı? Ölüyorum ben o çocuğa, Instagram’da karşılıklı takipteyiz beybi, hep yazışıyoruz...
- Kenan: Gerçekten böyle uçuk şartları mı varmış?
◊ Neye ve kime göre uçuk olduğu tartışılır ama evet bunları istediği söyleniyor...
- Gonca: Çağatay acaba niye o mankeni istemiş? Sebebini bileyim de bir oyuncu olarak bundan sonra kendi kapris formülasyonumu ona göre ayarlayayım. (Kahkahalar) 
- Kenan: Açıkla işte, dediğin gibi oyuncusun sonuçta. Hayattan kopmuşsun kızım sen, entel olacağım ayağına...
- Gonca: Ben aranızda küçük bir entel fasulye gibi kaldım. Vallahi bu durumu beş kişi değil, beş bin kişi bir araya gelse çözemez. 
- Nur: Çağatay bütün bunları isterken ne içmiş acaba?
- Seray: Neden istemesin ki çocuk Mert Alaş’ı? Bu bir kapris değil bence! Sete giderken kendi makyözünü, kendi kuaförünü de tercih edebilir. Sonuçta bir oyuncu onu en iyi gösterecek ekibi isteme hakkına sahiptir.
- Kenan: İsteme hakkına tabii ki de sahip fakat talepleri yerine getirilmedi diye ortalığı birbirine kattıysa, orada bir dur diyeceksin arkadaş! Bu arada hâlâ Gonca Hanım’ın bir oyuncu olarak Çağatay’la ilgili yorumlarını alamadık. 
- Gonca: Bir kere soru Çağatay değil! Onun masaya koyduğu şartlar Kenan Abicim...
- Kenan: Ama sen de iyi oyuncusun...
- Gonca: Eee?
- Kenan: Sen en son ne zaman böyle şeyler talep ettin?
- Gonca: Ben ne zaman bir çay istedim de getirmediler ki? Şaka bir yana kadınlara bu kadar iltimas göstermezler zaten. Erkek oyunculara göre hem daha az para alıyoruz hem de sette ciddi bir baskı altında çalışıyoruz. 
- Nur: Ay Mert Alaş mı dediniz? Niye istiyormuş?
- Seray: Aramıza hoş geldin Nur... (Kahkahalar)

NUR: SOKAKLARDA ÇAĞATAY’A BENZEYEN O KADAR ÇOCUK VAR Kİ

◊ Nur kendi paralel evreninden çıkıp aramıza hoş geldin. Çağatay’ın yeni oynayacağı reklam filmi için taleplerinden bahsediyoruz...
- Nur: Ayol sokaklarda Çağatay’a benzeyen o kadar çok çocuk var ki... Bence bu reklamcılar ve firma sahipleri bulsunlar yeni birini, üç kuruşa da kapatsınlar konuyu. Nedir yani ünlülerin bu kadar kapris yapması?
- Gonca: Ben de şunu anlamıyorum; oyuncu diziyi yapıyor, ardından dizi patlıyor. Reklamcı da bakıp “Aa dizi patladıysa biz bunu oynatalım” diyor. Yahu temsil ettiğin marka yerlerde sürünüyor da o starla mı yeniden ayağa kalkacak? Üstelik hepsi de zaten başarılı firmalar. Niye markalarına yönelik iş yapmıyorlar bilmiyorum.
- Seray: Vallahi doğru, çoğu zaman reklam yüzleri markanın önüne geçiyor. Sen ne düşünüyorsun Çağatay’ın istekleri konusunda İzzet?

Kıvanç erken evlendi


NUR: BEN DE MILEY CYRUS’LA OYNAMAK İSTİYORUM

◊ Hepimiz her şeyin en iyisini isteme hakkına sahibiz ama bu kararları verirken de hayaller-gerçekler dengesini iyi ayarlamak lazım. “Bir dahaki filmimi Steven Spielberg çeksin” diye ortaya çıkarsa ne yapacaklar? Hayranları bana sinirlenecek belki ama bırakın etrafı, insanın kendi mutluluğu için biraz haddini bilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.
- Kenan: Firma parayı verseydi bal gibi de çekerdi Mert Alaş reklamı... Düşündüğünüz kadar da hayal aleminde olmayabilir çocuk.
- Nur: Vallahi o zaman ben de bir sonraki reklam filmimde Miley Cyrus’la oynamak istiyorum. Karşılıklı sakız patlatacağım o deli kızla! (Kahkahalar)
- Gonca: Ben konuşmama hakkımı kullanıp susuyorum çünkü bu konular bana über uzak!

KENAN: NE OLURSA OLSUN KADINA EL KALKAR MI?

- Kenan: Peki o zaman İbrahim Toraman’ın karısını dövmesi hakkında ne söylemek istersin?
- Gonca: Duyduğuma göre altı ay uzaklaştırma almış, az bile!
- Kenan: “Madalyonun iki yüzü var” diyemeyeceğimiz ender durumlardan biri bu olsa gerek... Ne olursa olsun kadına el kalkar mı abi?
- Gonca: Ne madalyonu? Ne yüzü? O adamın haklılığından bahsedilebilir mi? 
Artık bitmişsin, bir ihtimal varsa bile haklılığını tamamen kaybetmişsin ve gidip kadını dövmüşsün.
- Seray: Bence de bunun tartışmaya açık hiçbir tarafı yok...
- Nur: Dayak yemekten hoşlanan bazı kadınların da olduğunu unutmayalım... Kendilerini ancak öyle önemseniyor, kıskanılıyor ve seviliyor gibi hissediyorlar...
- Gonca: O da ayrı bir hastalık!

Kıvanç erken evlendi

İZZET: GONCA SENDEN OLSA OLSA DİLBER AY OLUR

◊ Hazır bu kadar dizi yıldızından söz açılmışken, Gecenin Kraliçesi ani final yapmadan önce yapımcıların Meryem Uzerli’den fiyat indirimi istemesine ne diyorsunuz?
- Gonca: Tutmayan her dizinin kaderi bu! Yalan Dünya’da da aynısı olmuştu. 
- Nur: Bence dizinin tutmaması Meryem’le alakalı... Muhteşem Yüzyıl tarihi bir yapımdı, kızıl saçlarıyla o kostümlerin içine cuk oturmuştu. Sonra o kızı alıp modern kıyafetleri üstüne geçirince, bana nedense çok yapay geldi. 
◊ Koca yapımın başarısızlığını tek bir isme yüklemek ne kadar doğru bilemiyorum ama açıkçası Meryem bana da sahte gelmeye başladı. Bu piyasada aksanlı konuşup bir yere gelinebilseydi Suna Yıldızoğlu’nun en büyük star olması gerekirdi.
- Kenan: Herkesin belirli bir dönemi var işte, o bitti mi bitiyor... Nur sen hiç düşündün mü bugünkü popülerliğin azalınca ne yapacağını?
- Nur: Ben bu konuları çoktan düşündüm, üstelik hazmedip bir kenara attım bile! Şöhret beni aileme daha düşkün bir kadın yaptı. Önce ben öleyim de hiçbirinin acısını yaşamayayım diye dua ediyorum. Ay haydi ağlatmayın beni şimdi! Seray sen ne güzel kadınsın öyle, Sophia Loren gibisin maşallah!
- Kenan: Bundan bir cacık olmaz, ne Sophia Loren’i?
- Nur: Ben onu öyle bir hazırlarım ki, Sophia bile kıskanır!
- Gonca: Benden ne olur Nur’cuğum? 
◊ Senden olsa olsa Dilber Ay olur...
- Gonca: Allah sizi ne yapmasın ya! Bu röportajı kocam okuyacak, hiç düşünmüyorsunuz değil mi benim düşeceğim hali! Adamın bilinçaltına giriyorsunuz, şimdi eski kız arkadaşları “Oh karısına Dilber Ay dediler” diye bayram yapacak! Nasıl saklayacağım şimdi ben bu gazeteyi... (Kahkahalar)

NUR: KIVANÇ EVLENMEMELİYDİ ONUN MİLYONLARCA SEVGİLİSİ VAR

◊ Geçenlerde yurtdışında evlenen ünlülerden bahsederken adı geçen Kıvanç Tatlıtuğ bu sefer de balayı fotoğraflarıyla gündemde...
- Nur: Yahu bunlar Paris’te mi okudu, orada mı tanıştı, Fransa’da akrabaları falan mı var da orada evlendiler? 
- Kenan: Nur’cuğum biz o konuları çoktan konuştuk... Fotoğraflara gelince, onları bence yabancı basın çekmiş olmalı çünkü imza yoktu üstlerinde.
- Seray: Kıvanç’ı kim tanıyacak orada ya? Olsa olsa aynı otelde kalan bir Türk falan çekmiştir... 
- Nur: Bence Kıvanç daha evlenmemeliydi. Onun milyonlarca sevgilisi var.
- Gonca: Eskidendi o durumlar, artık bütün starlar evleniyor. 
- Nur: 2-3 sene daha bekleyebilirdi. Ama ne oldu biliyor musun, ıssız bir döneme girdi, dizisi tutmadı, popülaritesi eski gücünü yitirdi, o da gidip evlendi. Nooo, ben kabul etmiyorum! 
◊ Bu arada balayı fotoğrafları basına yansıyınca Kıvanç “Ülkemin böyle karışık ve üzücü zamanlarını düşünerek, hem nikahım hem de balayım gündemi meşgul etmesin diye en sessiz şekilde yapmaya ve gidebileceğim en uzak yere gitmeye çalıştım. Benim ve ekran yüzü olmayan eşimin görüntülerini basan magazincilik anlayışını kınıyorum” şeklinde bir açıklama yaptı... 
- Seray: Ee haklı adam... Bari yurtdışında rahat bıraksalardı çocuğu... Ama bir yandan da magazinciler açısından önemli bir iş.
- Gonca: Yahu millet neler yaşıyor yurtdışında. Mesela Justin Bieber’ın görmediğimiz yeri mi kaldı? Kıvanç mis gibi açıklama yapmasına yapmış da, bu ünlü olmanın getirdiği tuhaf bir psikoloji var. Kalkıp da “Yahu canım istedi, can bu can. Hayata bir kere geliyorum” diyemezsin ki! Herkes her zaman sizin görmeyi arzuladığınız şekilde yaşamaz hayatı. 
Justin der mi “Ülkemiz gergin zamanlarda, o zaman ben de evde soyunayım?” (Gülüyor) Ama artık Kıvanç’ı daha da huzursuzlaştırmanın bir anlamı yok, gerçekten öpüp alnımıza koymamız gereken bir jön!

Kıvanç erken evlendi

NUR: KENAN ARTIK 40’INA GELDİ EVLENSİN, BEN ONA İZİN VERDİM

◊ Bırakın şimdi meslektaşınızı korumayı... Önce gerçeklerle yüzleşin. Dünyanın neresinde yaşarsan yaşa “şöhret gömleğini” üstüne geçirdiğin zaman onun bazı “yaptırımlarına” boyun eğmek zorundasın. Hakaret içeren, uygunsuz halleri basına yansısa anlarım ama yeni projen olduğu zaman yüzlerine gülümsediğin magazincileri şimdi işine gelmiyor diye kınayamazsın.
Başarılarında magazinin hiç mi payı yok yani? Yok öyle yaprakları yerken kıtır kıtır, sapına gelince meee. Kim bilir meşhur olmadan önce manşetlere çıkmak için ne hayaller kuruyorlardı...
- Kenan: Şöhret olmanın da, alkışlanmanın da, milyon dolarlar kazanmanın da bir bedeli var. “Benim sadece oyunculuğumu yazın, evliliğimi, özel hayatımı yazmayın” olmaz. Sen dünyanın neresine gidersen git, birisi çıkıp seni çeker ve yayınlanır. Hayatını yaşamak hakkın ama ünlü olduysan, özel hayatın da her zaman yazılacaktır. Bu iş iki ucu boklu değnek. Ortadan tutmayı ve dengeyi kurmayı bileceksin. Çıkan haberlere de sinirlenmeyeceksin. Bu ünlü hayatını artık böyle kabul edeceksin!
- Nur: Bırakın bunları da asıl benim aşkım evleniyor aşkım!
- Seray: Kim senin aşkın?
- Nur: Karadayım benim Kenan’ım!
- Gonca: Kıvanç Tatlıtuğ evlenmesin diyorsun, peki Kenan İmirzalıoğlu’na niye laf etmiyorsun?
- Nur: Ben Kenan’a izin verdim, 40 yaşına geldi artık evlensin. (Kahkahalar) Onun çocuklarının halası olacağım.
◊ Peki ya Çağatay?
- Nur: Ay o hiç ilgi alanıma girmiyor. 

X