Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eşcinsel değilim ama hayat aşık olacağım insanı karşıma kadın olarak çıkardıysa suç benim mi?

Sizin hiç duvarlarınıza astığınız posterler canlandı mı? Benim canlandı, hem de birkaç gün önce! Türkiye’ye bir estetik operasyon hakkında bilgi almak için gelen, ergenliğimin rüya kadını Samantha Fox ve füzelerini karşımda görünce hissettiklerim işte tam da bunlardı. Hayat, gerçekten de çok ilginç noktaları birleştirme merkeziydi. Boşuna dememişti rahmetli Kayahan “Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz” diye... Buluşuyorduk işte! Buyurun efendim, geç de olsa buluştuğum 80’lerin efsanesi Samantha Fox’la sohbetimize...

* Ülkemize tekrar hoşgeldin Stasia Therese Angela Micula!
- Teşekkür ederim de, o kim?
* Senin gerçek adın bu değil mi, daha ilk dakikadan gol yedirtme bana Samantha!
- (Gülüyor) Üzgünüm, bunu ben de istemezdim ama bir tane adım var o da Samantha Fox. Öyle düşündüğün gibi sahne adı kullanmıyorum.
* Emin misin? İnternette öyle yazmıyor ama...
- Boşver internette yazan palavraları. Adımın hikayesi bile var, istersen anlatayım da dinle. Babam ilk çocuğunun erkek olmasını çok isteyen bir adam. Hayali de oğluna Sam adını vermek. Beklediğinin aksine oğlan yerine benim gibi dünya güzeli bir kızı olunca, o yılların ünlü televizyon dizisi “Tatlı Cadı”nın başrolündeki Samantha’dan türettiği Sam’i evirip, Samantha adına sıkı sıkı bağlanıyor (kahkahalar)...
* Peki bu mini Samantha da çocukken burnunu oynatıp her istediğini yapabiliyor muydu?
- Maalesef ki hayır (gülüyor). Ama muhteşem bir çocukluk geçirdim diyebilirim. Henüz 5 yaşındayken tiyatroya başlamıştım. Ardından şarkı söyleme, yüzme, bisiklete binme ve en önemlisi de futbol geldi. 3 yıl profesyonel futbol oynadığımı biliyor musun?
* İnan seni ilk tanıdığımdan beri füzelerine odaklandığımdan olsa gerek futbolculuğunu es geçmiş olmalıyım...
- Terbiyesizlik yapma (gülüyor). Daha küçük yaşlardayken babam, tuttuğu takımın formasını giydirip atkısını boynuma takar, beni Arsenal maçlarına götürürdü. Zaten Manchester ya da Liverpool’u tutmak gibi bir lüksüm yoktu, çünkü Arsenal’e sadece 10 dakika mesafede yaşıyorduk.
* Bir yanda futbol, öte yanda tiyatro... Bunlar o yaştaki bir kız çocuğu için birbirinden çok uzak uçlar değil mi?
- Şimdi sen söyleyince düşündüm de haklısın! Ama şunu unutmamak lazım, drama okuluna yazıldığımda daha 5 yaşındaydım. Öncesini hatırlamıyorum bile (gülüyor).

Eşcinsel değilim ama hayat aşık olacağım insanı karşıma kadın olarak çıkardıysa suç benim mi

16 YAŞINDA HARÇLIĞIMI ÇIKARMAK İÇİN SÜPERMARKETTE ÇALIŞTIM

* Peki şöhret yolculuğunda diğer kızları “göğüs farkıyla” geçmeye ne zaman başladın?

- 16 yaşındayken, harçlığımı çıkarmak için cumartesileri süpermarkette çalışmaya başladım. Dükkana gelen erkeklerin neredeyse hepsi çok güzel olduğumu söyleyip, fotoğrafımı çekmek için sıraya giriyordu. Her akşam ben de bu komik durumu anneme anlatırdım. Bir gün mutfakta otururken, annem okuduğu The Sunday People gazetesinin yarışma ilanını göstererek, “Aradıkları kişi sen olabilirsin, haydi gel yarışma için mayolu bir fotoğraf çektirip yollayalım” dedi.
* O meşhur üstsüz fotoğrafların-dan bahsediyorsun değil mi?
- Üstsüz olanlar senin hatırlamak istediklerin olabilir (kahkahalar). Mayolu olanlardan söz ediyorum. Yarışmaya binlerce kız katılmış ve ben ilk 20’ye girmeyi başarmıştım. Zamanın ünlü fotoğrafçısı John Kelly’den randevu aldık ve stüdyosuna gidip profesyonel bir çekim yaptırdık. Tüm bunlar olurken annem beni bir saniye bile yalnız bırakmadı, çünkü ona göre yaşım daha çok küçüktü (gülüyor). Gerisini de bilmeyen yok zaten.

Eşcinsel değilim ama hayat aşık olacağım insanı karşıma kadın olarak çıkardıysa suç benim mi

ERKEN BÜYÜMEK ZORUNDA KALDIM

* Seni meşhur edenin annen olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz... Peki ergenliğinde kapını çalan şöhreti kaldırabildin mi?
- Hayatım boyunca kendimden yaşça büyük insanlarla çalışmak ve arkadaşlık yapmak zorunda kaldığım için çok erken büyüdüm diyebilirim. Ama ne yalan söyleyeyim, böyle bir üne hazırdım
çünkü okul öncesi oyunculuk dersleri almaya başlamam, televizyon dizilerinde küçük rollerimin olması, 14 yaşında kurduğumuz müzik grubu... Bunların hepsi senin aniden geldiğini zannettiğin şöhret için döşediğim yol taşlarıydı. Zaten bir gün çok ama çok ünlü olacağımdan adım kadar emindim.
* Ne zaman “Oh be sonunda hayal ettiğim kadar ünlüyüm” diyebildin?
- Yarışmasına katıldığım gazetenin rakibine, benim resmimi yayınladıktan sonra özellikle Folkland’daki askerlerden “Samantha Fox’u daha fazla görmek istiyoruz” şeklinde binlerce mektup geldiğini öğrenince (kahkahalar). Hemen ertesi gün de aynı gazeteyle, dört sene boyunca “Başka hiçbir basın kuruluşuna üstsüz fotoğraf çektirmeyeceğim” kaydıyla anlaşma imzaladım.
* Ara sıra içinden “O yarışmaya hiç katılmasaydım da sokaktaki insanlar gibi sıradan bir hayatım olsaydı” diye geçirdiğin oldu mu?
- İngiliz bir anne ile İrlandalı bir babanın Katolik okuluna gitmiş kızıyım. Arkadaşlarımın çoğu, ailem, kısacası etrafımdaki herkes Katolik olduğundan, o yaşlarda çocuğumun olmasını istiyorsam, daha da ötesi sevişmek için bile evlenmem gerektiğini biliyordum. Arkadaşlarım ailelerinin sözünü dinleyip, evlenip çocuk sahibi oldular ama gel gör ki sonunda boşandılar (gülüyor). O yüzden de geriye dönüp 16’sında verdiğim “normal insanlar gibi yaşamama” kararımdan hiç mi hiç pişmanlık duymadım. Tam aksine her zaman çok şanslı olduğumu düşünenlerdenim. Kaç kişi o yaşta dünyayı gezme fırsatı yakalayabilir ki!

Eşcinsel değilim ama hayat aşık olacağım insanı karşıma kadın olarak çıkardıysa suç benim mi

DEFTERİMDE HAYRANLARIMA NASIL İMZA DAĞITACAĞIMIN ANTRENMANINI YAPARDIM


* Genç Samantha’nın hayat mottosu “çok gezen çok bilir”di yani?
- Kafayı Kristof Kolomb’a takmıştım. O benim hayattaki en büyük idolümdü. Bir gün anneme dönüp “Ben de dünyayı gezmek istiyorum” dediğimi hatırlıyorum. Şaşkınlıkla “İyi de nasıl?” diye sorduğunda da “Kim bilir, hayat bu. Belki misyoner olurum” cevabını vermiştim. Ama gizli gizli dünya çapında bir yıldız olma hayali kuruyordum. Okulda defterlerime “Sevgiyle, Samantha Fox” yazıp altına da imzamı atardım. Öğretmenim neden böyle aptalca bir şey yaptığımı sorduğunda, “Meşhur olunca hayranlarıma nasıl imza dağıtacağımın antrenmanını yapıyorum” derdim (kahkahalar).
* Dünyanın hemen hemen her yerine turneye gidiyorsun. Dubai’den Beyrut’a, Lübnan’dan Yugoslavya’ya kadar arşınlamadığın yer kalmadı. Hiç mi korkun yok fazla açık ve seksi görünümün yüzünden?
- Gittiğim her yer için önceden araştırma yapar, ülkelerin geleneklerini öğrenirim. İzleyicilerimi kızdırmamak ve yanlış anlaşılmamak için kıyafetlerimden tut da sahnedeki dansıma kadar her konuya özen gösteriyorum. İnsanların yaşam tarzlarına saygı gösteren biriyim.

90’LARDA TAHTIMDA PAMELA ANDERSON VARDI

* Şimdi Samantha Fox’un tahtında kim oturuyor sence?
- 90’larda Pamela Anderson tacı elimden aldı ama geçen zaman içinde bir tane daha Samantha çıkmadı.
* Bizde “Tek rakibim THY” diye bir söz vardır. Seninki de o hesap oldu biraz... (Şair burada uzun uzun lafın ne anlama geldiğini anlatır.)
- Gerçekten komik adamsın, çok sevdim bu deyimi! Soruna dönersek; milletin aksine vücudumun her yeri yüzde 100 gerçek olduğu için o devirde benim gibi orijinal başka bir parça bulmak kolay değil. Şimdikilerin dudaklarından memelerine kadar sahte olmayan hiçbir tarafı kalmadı... Bu yüzden de doğallığımdan ve içinde yaşadığım deriden çok memnunum.

MILEY CYRUS GİBİ DANDİK İŞLER YAPMADIM

* Miley Cyrus için senin yeni sürümün diyebilir miyiz?
- Hadi canım sen de! 80’lerde onunkiler gibi video çekecek bir teknoloji yoktu. Yalnız bu kadar da değil, modellik geçmişim olduğu için kliplerimin hepsinde mizah ve gerçeklik ön plandaydı. Kısacası öyle dandik işler çıkmazdı bizden!
* Tamam tamam kızma hemen, konuyu değiştiriyorum. Seni görünce aklıma gelen ikinci şey ne biliyor musun?
- Bilmem, ilkini sorsan hemen cevaplardım ama (kahkahalar).
* Commodore 64 ve Strip Poker!
- Yoksa sen de onlardan biri misin (gülüyor)? Herhangi bir alanda “ilk” olmak, hayatımın her döneminde benim için çok önemliydi. Düşünsene, bir bilgisayar oyununun yüzü olup evlere girmek çok büyük bir fırsattı. Çünkü bunu dünyada ilk başaran kişi ben olacaktım. Zaten öyle de oldu, ortaya muhteşem bir iş çıktı. Özellikle senin gibi ergenlik dönemindeki genç erkekler buna bayıldı. Muhtemelen benim yüzümden bir sürü de para kaybettiler (kahkahalar).
* Sen de gaza gelip yıllar sonra Bulgaristan’da bir kumarhane açtın...
- Şaka mı yapıyorsun? Herhalde bu da internette okuduğun masallardan biri. Kesinlikle öyle bir şey yok. Sadece 80’lerde ünlülerin uğrak yeri haline gelen Sam’s Bar adında çok şık bir restoranım vardı, hepsi o.

Eşcinsel değilim ama hayat aşık olacağım insanı karşıma kadın olarak çıkardıysa suç benim mi


ESKİDEN BİZİM ÜNLÜLER ESTETİK İÇİN AMERİKA’YA GİDERDİ, ŞİMDİ TERSİNE GÖÇ BAŞLADI

* Doktor, Samantha binlerce kilometreyi senin kara kaşını, kara gözünü görmek için gelmedi herhalde...
- Dr. Hasan Fındık: Aslında Samantha’yı buraya getiren Hollywood’daki hastam olan diğer ünlülerin anlattıkları... Plastik cerrahide ülke olarak gerçekten çok iyi bir noktadayız. Ortaya iyi bir iş çıkması kadar ekonomik olmamız da çok önemli. Bizim 5 bin dolara yaptığımız bir işlemin Amerika’daki karşılığı en azından 20 bin dolar civarı... Eskiden bizim ünlüler estetik için Amerika’ya giderdi, şimdi tersine göç başladı.

BON JOVI’YLE AŞK YAŞAMAK İSTERDİM

* Senin gibi çılgın biriyle Bon Jovi’nin yaşadığı aşkın masal tadında olduğunu düşünüyorum...
- Kızacaksın ama bir yanlış internet efsanesiyle daha karşı karşıyayız! İngiltere’de gazetelere poz veren 16’lık kız olarak tanınan ben, 80’ler sonrasında bir anda yetişkin, tanınmış ve dünyayı dolaşan biri haline gelmiştim. Tüm bu aptal söylentiler MTV konseri için onunla bir adaya gitmemizle başladı. Oysa seyahat boyunca sevgilisi de yanımızdaydı. Bon Jovi sadece arkadaşımdı, ama eğer rock’çı sevgilin var mıydı diye soruyorsan, Kiss’in solisti Paul Stanley’le 2 sene aşk yaşadık. Bon Jovi’ye gelince gerçekten çok tatlı bir herifti (kahkahalar). Biriyle beraber olmasaydı onunla aşk yaşamak isterdim.
* Bon Jovi’yi tavlayamamışsın ama koskoca Freddie Mercury gibi bir idolü kanka yapmayı başarmışsın...
- Onu ilk kez, 80’li yılların starlarının katıldığı Queen’in after party’sinde yakından gördüm. Freddie’yi hayran gözlerle seyrederken kendimi bir anda sahnede onunla şarkı söylerken buldum. Benim için inanılmaz bir andı. 86’da HIV teşhisi konulduktan sonra, ölene kadar kendini eve kapattı. Ama o güne kadar da her konserini fanatik hayranlarıyla hıncahınç doldurmayı başardı. Sorarım sana bu duyguyu kaç sanatçı yaşamıştır? Hayranlarının gözünde onun cinsel tercihinin hiçbir önemi yoktu. Çünkü olağanüstü performansı ve muhteşem müziği her şeyin önündeydi.

EŞCİNSEL OLDUĞUMA İNANMIYORUM

* Bir kadınla beraber olurken, seni bu kadar çok arzulayan erkekleri hayal kırıklığına uğratacağından hiç korkmadın mı? Ağustosta kanserle verdiği savaşı kaybedip hayata veda eden 16 yıllık partnerin Myra Stratton hakkında birkaç söz söylemek ister misin?
- Bu konuda acıma saygı göstereceğine eminim. Her şeyden önce eşcinsel olduğuma inanmıyorum. Ben hayatının her döneminde sevgi peşinde koşan bir kadınım. Ama maalesef ki bazı insanlar aşkın aşk olduğunu anlayabilme duygusuna sahip değiller. Konu ne olursa olsun insanların etiketlenmesinden nefret ediyorum. Öyle zamanlar vardır ki kalbe söz geçmez. Hepsi bu!
* Ne yani bir kadınla evlendiğin haberleri de mi internet efsanesi?
- Böyle şeylere takılma bu kadar; acaba seninle de mi evlensek, ne dersin (kahkahalar).
50 YAŞINDA PLAYBOY’A SOYUNACAĞIM
* Bir kadınla ilişki kurarak; odasının duvarlarını Samantha Fox posterleriyle kaplayan erkekleri kazıkladığını da mı düşünmüyorsun?
- Asla... Güzel bir paket içinde sunulmuş pazarlama harikasıyım, değil mi? Beni dinleyebilir, görebilir hatta bana dokunabilirsin. Pek çok gay’in duvarlarına astıkları Samantha Fox posterleri sayesinde, cinsel tercihlerini anne babalarından gizlemeyi başarabildiklerini de aklından çıkarma (gülüyor)...
* Son bir soruyla bitmesini hiç istemediğim bu muhabbeti bitirelim. Tekrar Playboy’a soyunmayı düşünüyor musun?
- 50 yaşında hâlâ bu kadar güzel olursam, kesinlikle tekrar Playboy’a kapak olmak istiyorum. Tek şartım olur, o da mutlaka sanatsal bir çalışma olması... Annemi de tıpkı 16 yaşındaki ilk çekimlerde olduğu gibi yanımda götüreceğim ki fotoğrafçı uslu dursun (kahkahalar)...

BANU ALKAN’IN ORİJİNAL HÂLİ ÇOK DAHA GÜZELMİŞ

* Türkiye’ye kaçıncı gelişin?
- Yanlış hatırlamıyorsam 11 ya da 12 olması lazım.
* Dünya sana, sen de bizim memlekete hayran...
- Bir sanatçının her an kolayca heyecanlandırabileceği muhteşem insanlar yaşıyor bu topraklarda. Bu da sahneye çıkan biri için son derece önemli. Türkiye’den dönerken hiçbir zaman arkama bakıp “Acaba gelenler mutlu olmamış mıdır?” diye düşünmedim. Çünkü konsere gelenlerin heyecanlarını yüzlerinden okuyorum, o hissi bana da yansıtıyorlar. Bunun yanında şahane yemekler, tarihi doku ve rahat rahat alışveriş yapabilmek de işin bonusu! Sana bir sır daha vereyim, ben kara gözlü esmer erkeklerden çok hoşlanırım. Eh burada da böyle çekici tiplerden bir sürü var (gülüyor). Anlayacağın Türk erkeklerine bayılıyorum!
* O yüzden mi sokaktaki ayakkabı boyacısını pat diye gidip dudağından öptün?
- Hatırlamıyorum, gerçekten yapmış mıyım? Kim bilir belki de yapmışımdır (gülüyor). Fotoğrafı var mı?
* Yıllar önce konuk olduğun Çarkıfelek’te de birini öpmüştün. Mehmet Ali Erbil’i hatırlıyor musun?
- Kimdi o, bıyıklı olan mı? Öpmüşümdür ama yanaklarından.
* Yok o Ferhat Güzel’di. Bizim ülkede öpüşmekle ilgili kötü bir ünün var sanırım.
- Maalesef var ve bunun nedenini bir türlü anlayabilmiş değilim. Bizim oralarda biriyle tanıştırılınca yanaktan öpüşmek çok yaygındır. Ben de buna alıştığım için sanırım önüme geleni tutup öpüyorum (gülüyor). Aman ha sakın yanlış bir şey yazma, sadece iyi niyetle... Hatta 3 yıl önceki gelişimde gazeteler böyle manşetler atınca, ben de gittiğimiz balıkçının tezgahındaki koca bir balığı elime alıp, dudağından öpermiş gibi poz vermiştim magazincilere (kahkahalar).
* Yakalarsam muck muck diyorsun yani...
- Emekçi bir aileden geldiğim için insanlarla arama set çekmeyi sevmiyorum. Bir diva olduğumu düşünmüyorum. Yıllardır kendimi onlardan farklı görmediğim için sokaktaki insanlar beni sevmeye devam ediyor.
* Türkiye’nin Samantha Fox’u sayabileceğimiz Banu Alkan’ın evine gittiğinde birbirinize sarılmak zor olmadı mı?
- Burada kimsenin evine gittiğimi hatırlamıyorum. Şaka yapıyor olabilir misin?
* Bak işte bunu yemem çünkü elimde fotoğrafı var. (İnternetten bulup gösteriyorum...)
- Ne evi, bu fotoğrafı evde falan değil, konser sonrasında kuliste çekmiştik. Sanırım o hanımefendi de evine gittiğimi hayal etmiş olmalı. (Banu Alkan’ın diğer fotoğraflarına bakıyor.) Bu arada, bir sürü ameliyat geçirmiş olmalı. Orijinal hali çok daha güzelmiş (gülüyor).


MİLLET BÖYLE MEMELERİ OLSUN DİYE DELİ GİBİ PARA HARCIYOR BEN NEDEN KÜÇÜLTTÜREYİM Kİ

* Dünyada bu kadar ünlü estetikçi varken, neden Doktor Hasan Fındık’la görüşmek için bunca yolu kat ettin? Doğru söyle yoksa daha mı ucuza geliyor?
- Hollywood’da Hasan Fındık’ın gerçekten inanılmaz iyi bir ünü var. Onu tanıyan arkadaşlarımın deneyimlerini dinleyince, burada kendimi çok rahat hissedeceğime inandım.
* “Artık bu yükü kaldıramıyorum” deyip memelerini mi küçülttüreceksin yoksa?
- Tabii ki hayır, herkes böyle memeleri olsun diye çılgınlar gibi para harcarken ben neden küçülttüreyim ki, deli miyim (kahkahalar)? Memelerimi öldükten sonra bir hayır kurumuna bağışlamayı düşünüyorum, ancak o zaman kesip biçebilirler. Bu işe ilk başladığım yıllarda yeterli teknoloji yoktu. Bronz görünmek için fotoğrafçıların vücuduma sürdüğü bebe yağları yüzünden kollarımda güneş lekeleri oluştu. Giderek vücuduma yayılmalarından korktuğum için ününü duyduğum bu adama gelmeye karar verdim.
* Gerçekten memelerinin çapı internette yazıldığı gibi 105 cm. mi?
- Çapı mı? Ne kadar manyak bir fantezi bu anlamadım. Elime T cetveli alıp memelerimin üzerinde ölçüm yaptığımı mı düşünüyorlar (gülüyor)? Göğüslerim 36 D, ayakkabı numaram da 36. Ayakkabı ve iç çamaşırı benim için gerçekten bir tutku. Hemen kafandakini unut, sandığının aksine ayakkabılarımın sayısı, sutyenlerimden daha fazla. Memelerime gelince, her geçen gün biraz daha büyüyorlar. Menopoz durumları, biliyorsun (kahkahalar).


X