Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

Yukarıdaki başlık bir Temel fıkrasının girişine benzese de, ister inanın ister inanmayın olay tamamen gerçek...

Hong Kong’da doğup, 12 yaşında tek kelime İngilizce bilmeden Londra’ya gelen Alan Yau, hayatının ilerleyen yıllarında yeme içme sektöründe dünya çapında dev projelere imza atmış bir girişimci...
Wagamama ve Hakkasan gibi global markaların ‘babası’ olan Yau’nun Londra’da bir Türk pidecisi açacağını aylar önce yazmıştım. O günlerde pidelerin üzerine Asya mutfağına ait malzemeler ‘serpiştireceği’ gelmişti kulağıma...

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

“Vay be” demiştim kendi kendime; “İnsanlık için küçük, fakat Asya dokunuşları eşliğinde bile olsa Türk mutfağı için büyük bir adım...”
Geçen gün tüm bunları unutmuş bir şekilde avare avare Londra sokaklarını arşınlarken bir mekânın camındaki yazı dikkatimi çekti... Ne mi yazıyordu? Kocaman altın sarısı harflerle ‘İstanbul Pide Salonu’...

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

“Ulan İzzet kafayı mı yedin? Eminönü’nün arka sokaklarını dolaşırken kendini Londra’nın caddelerinde mi zannettin yoksa?” diye geçirdim içimden.
Hemen dükkanın kapısına doğru ilerledim. Yanlış görmemişim, ciddi ciddi ‘pide salonu’ yazıyordu camda. Restoranın adı da Babaji’ydi.

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

İnternetin o engin ‘bilgi denizinde’ 15 saniye geçirdikten sonra burasının Alan Yau’nun yeni projesi olduğunu çaktım. Kendimi mekândan içeri attığımda, Ajda’nın sesinden “Muhabbet bağına girdik bu gece” nağmeleri karşıladı beni.
Yüzümdeki şaşkın ifadeden ve şarkıyı mırıldanmamdan Türk olduğumu anlayan güler yüzlü bir hanımefendinin eşliğinde masama yerleştim.

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

Menüyü elime aldığımda bir de ne göreyim? Alan Yau, Asya malzemelerini bertaraf edip tamamıyla pide ve Türk mutfağından oluşan bir menü hazırlamış.
Şüphesiz bu dünyaca ünlü Çinli’nin Türk mutfağına ‘girmesindeki’ en büyük pay, eşi Jale Erentok’un...


Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

Babaji’nin müdürleriyle sohbet ederken restorandaki her yemeğin günlük yapıldığını ve malzemelerin Türkiye’den geldiğini öğrendim. Zaten o mantı, o kuru fasulye pilav, o pastırmalı pide ‘yerli malı yurdun malı’ ürünlerle yapılmasaydı asla bu kadar lezzetli olmazdı.
İlk duyduğunuzda bir Çinli’nin Londra’nın göbeğine pideci açma fikri fıkra gibi gelse de, Babaji’nin Türk mutfağını en iyi şekilde temsil ettiği konusu hiç de şaka değil.

Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

Dükkanın dekoru, başta House Cafe olmak üzere dünya çapında pek çok mimari projeye imza atan Autoban’a emanet edilmiş. Masa ve sandalyeler dahil bütün dekorasyon malzemeleri de Türkiye’den ‘ithal edilmiş’.
Birbirinden lezzetli pideleri mideye indirirken canınız Niğde gazozu mu çekti? Babaji’de o da var! Rakı, bira ve şarapların da tamamı Türkiye’den geliyor. Sağ olsunlar, milli içeceğimiz ayranı da unutmamışlar.
Hatta tuvalette sizi Rebul’un mandalina aromalı sıvı sabunu karşılaşıyor; daha ne olsun!
Çinli’nin biri Londra’nın orta yerine pideci açmış...

Eğer Babaji de Alan Yau’nun diğer projeleri gibi ‘dünya turuna’ çıkarsa, yeni ‘global yemek trendinin’ Türk mutfağı olma ihtimali çok yüksek.
“Bizim mutfağın dünyaya açılması çok zor” diyen Fatih Altaylı’nın kulakları çınlasın...
Haa bu arada unutmadan söyleyeyim, Ajda şarkısıyla girdiğim Babaji’den Tarkan’ın “Hatasız Kul Olmaz”ıyla ayrıldım. Yani müzikler de yüzde 100 yerli... Dipnot: Aman siz siz olun, Babaji’ye gittiğinizde ettiğiniz kelama çok dikkat edin; çünkü personelin neredeyse tamamı Türkçe biliyor.

BİZİM ÜNLÜLERLE BBG NASIL OLURDU?

Londra’da son günlerde en çok konuşulan konulardan biri İngiltere’nin en ünlü isimlerinin aynı eve sokulacağı “Biri Bizi Gözetliyor” yarışması... İngiliz televizyonlarındaki tanıtımını izlerken acaba Türkiye’de ünlüler BBG’si yapılsa nasıl olur diye düşünmeden edemedim. Bana sorarsanız bizdeki ünlüler BBG’si, İngilizler’e beş çeker.

İşte bu da benim sahaya sürdüğüm ilk 11’im...


Bir: Evin hem dini hem felsefi çıtasını yükseltip, gerektiğinde de herkese racona uygun ayar vermesi için Nihat Doğan...
İki: BBG eviyle hükümet arasında yaşanacak olası görüşmelerde en iyi arabuluculuğu yapacak olan Hülya Avşar...
Üç: Rengarenk pantolonları ve yaşam gustosuyla eve bambaşka bir tarz katacak Ertuğrul Özkök...
Dört: Kol düğmeleri ve plastik tabakları toplayıp gerektiğinde jeneratör yapması için Derya Baykal...
Beş:
Hüzünlü gözyaşlarıyla uzun gecelerde bütün ev ahalisini ağlaya ağlaya hem uyutsun hem avutsun diye Yılmaz Morgül...
Altı: Evdeki hanımların dekolte ölçülerini ‘Yeni Türkiye’ standartlarına göre ayarlayacak olan Niran Ünsal...
Yedi: BBG evinin ünlü sakinleriyle yeni bir Best Of yapsın diye Kayahan...
Sekiz:
Dili sert, kalbi pamuk gibi olup adil kalabildiği için Demet Akalın...
Dokuz: Ev ahalisinin kafasındaki her türlü teolojik soruya dinler tarihindeki derin uzmanlığıyla cevap verecek olan Tuğçe Kazaz...
On: Evdeki ve ekran başındaki ‘cahilleri’ fırça ata ata aydınlatması için hocaların hocası İlber Ortaylı...
Onbir:
Divalığı ve yüksek egosuyla bu kadar insan arasında kaç gün kalabileceğini merak ettiğim için Bülent Ersoy...

X