Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Acıların kadını...

Saat sabaha karşı dörttü.

Tarsus, Çamalan Yaylası’ndaki Aspava Lokantası’nın ışıkları hâlâ kapanmamış, o sıcak 14 Ağustos gecesinde son müşterilerini bekliyordu. Siyah Mercedes kapıya yanaştı; şoför mevkiinde oturan alımlı kadın tedirgin bakışlarla dışarıya çıktı. Birkaç saniye çevreyi süzdükten sonra; “Gel anne çıkalım, tehlike yok” dedi.
Samsun’dan yola çıkan genç kadın takip edildiğini polise bildirmiş, tedbir alınacağı söylenince de yoluna devam etmişti. Ama kaçtığı Azrail’i, iki adım ötesinde belirmişti işte. Gerçi kadın böyle badirelere alışmıştı ama bu sefer iş gerçekten ciddiydi. Aralarındaki tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Genç adam silahını çekip tam altı kurşun sıktı.
“Acıların Kadını” Bergen’in ölümü böyle olmuştu. Annesi Sabahat Çakar ise vücuduna isabet eden üç kurşuna rağmen hayatta kalmayı başarabilmişti.
Belgin Sarılmışer’in öyküsü, ateşinden kavrulup öleceğini bile bile mumun etrafında dönmekten vazgeçemeyen pervanenin hikayesini andırıyordu.
Altı kardeşin en büyüğü olan genç kız, ailesinin kısıtlı imkanlarına rağmen konservatuvarda okuduktan sonra, Ankara Feyman Kulüp’te Bergen ismiyle sahneye çıkmaya başlamıştı.
Ardından Adana’ya geçen genç kadın bir gazinocu tarafından dolandırılınca, hayatının “kahramanı” yardımına yetişti. Uzun boylu, bıyıklı, yakışıklı, genç bir adamdı Halis Serbes... Bergen ile gazino arasındaki sorunu çözdüğü sırada genç kadın, kurtarıcısına aşık oldu.
Nişanlanıp Adana Kozan’a yerleşen çiftin arasındaki ilk bomba 1979 yılında patladı. Halis evliydi ve üç çocuğu vardı. Cicim ayları geçtikten sonra ilişkilerinde kavgalar artmış, dayaklar başlamıştı.
Bergen, bu ilişkiden kurtulup hayatını yeniden düzene sokmak için Ankara’ya kaçtı. Gazinolarda sahne aldı... Bir ara Osman Hattat ile sevgili olduğu bile söylendi. Tam kendine bir yol çizmişken her şey Halis’in yeniden ortaya çıkmasıyla tepe taklak olacaktı.

Acıların kadını...

Bu arada ilk albümünü piyasaya sürmüş, Bülent Ersoy ve Müjde Ar’la birlikte Başkent Gazinosu’nun kadrosunda sahne almaya başlamıştı. O günlerde eşinden boşanan Halis Serbes, yeni vaatlerlerle tekrardan gönlünü çalmıştı genç kadının. Ve sonunda evlendiler.
Ancak Bergen’in kariyerinin sürekli yükselişte olması yeni kıskançlıkları ve sonu gelmez dayak fasıllarını da beraberinde getirmişti. Genç kadın bu evliliğe nokta koymak istiyordu ve kendince bunu başardı da... Uzun tartışmalar sonucunda Halis’i hayatından çıkardı. Ya da o günlerde öyle sanıyordu...

3 Ekim 1982 gecesi İzmir’deki New York gece kulübünün neonlarında ismi en üstte parlıyordu. Genç kadın acı dolu geçmişini artık geride bırakmıştı. O gece, sahnesini bitirip dışarı çıktığında kim bilir neler vardı hayallerinde. Ama hain pusu az ötede bekliyordu onu. Karanlıklar arasından çıkan bir adam, elindeki kezzap kovasını genç kadının üzerine fırlattı. Yüzünün ve vücudunun büyük bir kısmı yanan Bergen’in iki gözü de o anda kör olmuştu.
Halis Serbes’in şoförü olduğu anlaşılan saldırgan hemen yakalandı. Gözü dönmüş eski eş ise, azmettirmekten Buca Cezaevi’ne kondu ama artık çok geçti. Bergen bir yıl boyunca tedavi gördü; yüzü ve vücudu yanıklar içinde kaldı, tek gözünü ancak kurtarabildiler.

Hayatın ne garip bir cilvesidir ki bu trajik olayın ardından Bergen’in yıldızı daha da parladı. Kör olan gözünü saçından bir perçemle kapadı ve dinleyici kitlesi daha da artan bir ikon haline geldi. “Acıların Kadını” albümü altın plak aldıktan sonra aynı isimle çektiği film gişe rekorları kırdı. Aşk ona bir göze mâl olmuştu ama bu trajedinin ardından da bir star doğmuştu.
İşte o günlerde Bergen hiç beklenmedik bir şekilde kocasını affetti ve Niğde Cezaevi’nde onu ziyarete gitti. Davasından da vazgeçmişti artık. Halis Serbes’in hapisten çıkmasına dört ay kala onun isteğiyle sahneyi bırakıp şu açıklamayı yaptı: “Kocam cezasını zaten çekti ama asıl cezayı bir ömür çekecek. Kendi yarattığı eserle hayatı boyunca yaşayacak, bundan büyük ceza mı olur ona? O beni anlar. Kendi etti, kendi çeksin...”
Kısaca, tam bir kısır döngüydü yaşadıkları. Kocası hapisten çıkınca Adana’da bir ev alan Bergen bir süre daha bu evliliği sürdümeye çalıştı. Ama kavgalar ve dayaklar bitmek bilmiyordu. Son çare yine ayrılıktı. 20 Nisan 1989 günü boşandılar.

Çamalan Yaylası’nda bulunan Aspava Lokantası’nın önündeki Halis Serbes, önce elindeki silaha, sonra da Mercedes’te kanlar içinde yatan Bergen’in ölü bedenine baktı. Uzun zamandır peşinde olduğu avını kıstırmıştı. Ancak onun hikayesi burada bitmeyecekti. Yakalanacak, tekrar cezavine düşecek; sonradan çıkan bir afla serbest kalacaktı.
Bergen’in naaşı ise Tarsus Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ertesi gün hiçbir sanatçı dostunun katılamadığı, 3-5 kişinin huzurunda düzenlenen cenaze töreniyle toprağa verildi.
Aslında yarım kalan Bergen’in hikayesiydi ve karanlıkta patlayan altı kurşun, bir starın ölümünden çok kaybedenlerin hüzünlü rüyasını resmediyordu...

Nefretlik Klişeler 2

* Bir Su içsem yarıyor (1,5 porsiyon İskender yedi)
* İki Pardon dalmışım (Anlattıklarından çok sıkıldı)
* Üç Telefonum sessizde kalmış (Cevap vermek istemedi)
* Dört İnan sen benden çok daha iyilerine layıksın (Kendine yeni sevgili yaptı)
* Beş Çıktım, yoldayım birazdan oradayım (Hâlâ evde makyaj yapıyor)
* Altı Bu pazartesi rejime başlıyorum (Hamburger ısmarladı)
* Yedi Başımızdakiler adam değil ki (İktidar partisine oy verdi)
* Sekiz Hayırsız, ben aramasam hiç arayacağın yok (Liseden beri görüşmüyorlar)
* Dokuz Yok canım, ben kendimle barışığım ki hiç alınmadım (İçinden “Gerizekalı, sen önce kendine bak” dedi)
* On Gelsin aynılarını yüzüne de söylerim (Görünce “N’aber hayatım?” dedi)


Pizza East, İstanbul’a geliyor!

İngiltere’nin medar-ı iftiharlarından ve hizmet sektörünün önemli girişimcilerinden Nick Jones, sanırım İstanbul’u çok sevdi. Yarattığı markalardan biri olan Soho House’u, İstanbullu üyeleri ile 2015’te buluşturmayı planlayan Jones, son icadı Pizza East’i de Türkiye’ye getirmek için kolları sıvamış.
Londra’da pizza denilince akla gelen ilk restoranlardan biri olan Pizza East, samimi atmosferi, vintage dekorasyonu ve tabii ki efsanevi lezzetleriyle bir anda şehrin en beğenilen mekanları arasına girmişti. Pizza East doğduğu ülkenin sınırlarını aşıp daha sonra bu popülerliğini Chicago’ya da taşınmıştı. Markanın dünya pazarı için seçtiği ikinci nokta ise İstanbul’muş. Jones, önümüzdeki günlerde Serdar Bilgili’yle Pizza East’i W Hotel İstanbul’un giriş katında açmak için el sıkışmış.

X