Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış...

TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun rakamlarını yazmaya devam ediyorum.

TÜİK araştırmasına göre 2012 yılında nüfusumuzun gelirden en fazla pay alan yüzde 10’luk diliminde yer alan bireylerin ortalama geliri 78 bin 569 lira olmuş.
Yani, ailenizdeki bütün bireylerin ayda ortalama 7’şer bin lira gelir elde etmesi, sizi ‘en zengin yüzde 10’un üyesi yapmış.
7 bin lira ve en zengin? Bu rakamı ‘en zengin’ sıfatı için düşük bulabilirsiniz. Ama unutmayın bu bir ortalama.
Eğer o ‘en zengin yüzde 10’ denen gruba yüzde 1’lik, hatta yüzde 0.5’lik dilimler halinde daha yakından bakabilseydik, en tepenin en tepesinde yer alan bireylerle o tepenin biraz altındakiler arasında bile dehşetengiz farklar olduğunu görecektik.
Bakın, 2012 yılında elde edilen gelirler bakımından Türkiye’nin gelir vergisi rekortmeni Koç Ailesi’nden Semahat Arsel oldu. Arsel’e o yıl için tam 26 milyon 876 bin 425 lira vergi tahakkuk etti. Gelir vergisinde en yüksek dilimin yüzde 35 vergi ödediğini biliyoruz; kaba bir hesap Semahat Arsel’in o yıl 76 milyon 789 bin 785 lira kazandığını söylüyor.
Bu kazançla Türkiye gelir vergisi rekortmeni oldu Arsel. Onunla aynı listede ama listenin 100. sırasında Feride Kırlıoğlu vardı. Kırlıoğlu’na o yıl 2 milyon 158 bin 4 lira vergi tahakkuk etmişti. Bu verginin onun gelirinin yüzde 35’i olduğunu varsayarsak Kırlıoğlu’nun 2012 yılında 6 milyon 165 bin 725 lira gelir beyan ettiğini söyleyebiliriz.
2012 yılında Türkiye’nin en çok gelir elde eden 100’üncü ismi, birinci isminin ancak yüzde 8’i kadar kazanabilmişti.
En çok gelir elde eden ilk 100 kişi arasındaki bu derin eşitsizlik, en az kazanan bireylere doğru gittikçe çok feci bir biçimde büyüyor.
Düşünün ki, en az gelir elde eden yüzde 10’luk nüfus dilimi aynı yıl ortalama 6 bin 543 lira gelir elde etti. Bu rakam 7.5 milyon kişinin gelirlerinin ortalaması.
Yıllık 6 bin lira nerede, 6 milyon lira nerede veya 76 milyon lira nerede...


Neyden ve kimden söz ettiğimizi bilelim...

BU yazıları sonuçta lise matematiği kullanarak yazıyorum; öyle derin ve ulaşılamaz rakamlardan da söz etmiyorum; kullandığım verilen hepsi internette var. (tuik.gov.tr sitesine girmek yeterli.) Marksist sınıf analizi falan yaptığım da yok; bu rakamlar hep devletimizin resmi rakamları.
Ülkemizde, vatandaşlarımızın genel gelir seviyesini aslında başka ülkelerle de kıyaslamak gerekir. Mesela Fransa’da ‘orta sınıf’ kabul edilen ortadaki yüzde 40’lık nüfus diliminin ortalama geliri, satın alma gücü paritesiyle 20 bin dolar civarında. Bizde en fakir yüzde 10’luk dilim 2012’de 6 bin 543 lira ortalama gelir elde ederken Fransa’nın en fakirlerinin ortalama geliri 9 bin dolar kadar olmuş.
Meraklısı, OECD’nin ‘Better Life Index’ adlı hesaplamalarını yayınladığı web sitesine girip daha üzücü karşılaştırmalar da yapabilir. Bir örneği ben vereyim: Yunanistan vatandaşlarının ‘ortalama kazanç’ı 27 bin 434 dolarken Türklerin ortalama kazancı 17 bin 460 dolar. (Hepsi satın alma gücü paritesiyle.)
Türkiye, zaten 11.500 dolar
ve civarında takılıp kalan,
daha uzun süre de oralarda duracağı anlaşılan kişi başı geliriyle esasen zengin olmayan bir ülke. Nüfusumuzun ezici çoğunluğu da çok küçük gelirlerle geçinmek, hayatta kalmak için uğraşan insanlar.
O yüzden bırakın Ferrari, Rolls-Royce veya Porsche gibi sahiden lüks otomobilleri, fiyatı 80 bin liranın üzerinde olan bütün otomobilleri kullanan insanların ‘zengin’ sınıfına girdiği bir ülkedeyiz.
Geçen gün adı bilinen bir kafeterya zincirinden söz ediliyordu, 2013’te toplam
6 milyon kişiye hizmet vermiş, kişi başına ortalama 35 lira hesap alınmış.
Lokantada yemek yiyenlerin ‘zengin’ sayıldığı bir ülkeyiz; kendimizi başka bir şey sanmamalıyız!


Bu alanda yapılmayacaksa siyaset nerede yapılacak?

TÜRKİYE’de siyaseti yakından izlemeye çalışan biriyim; ekmek paramı bundan kazanıyorum sonuçta.
Ancak iki gündür yazdığım konular çok nadiren siyasetin ana tartışması olabiliyor ülkemizde.
Oysa siyasetin tam da burada, kişilerin refahlarını yakından ilgilendiren bu alanda yapılması gerekmez mi?
Mesela yıllık 11 bin liraya kadar olan kazançlardan yüzde 15, 11 binle 27 bin lira arası kazançtan yüzde 20, 27 binle 60 bin lira arası kazançtan yüzde 27 ve daha yüksek gelirler için yüzde 35 gelir vergisi alınması konusunun başka türlü düzenlenmesinin bir siyasi partinin vaatleri arasında yer aldığını duyanınız var mı?

Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış...


X