Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni bahane: Şişmanım çünkü IRX genim bozuk

ÜLKEMİZİN de dünyanın da en büyük halk sağlığı sorunu artan obezite.

Kendi üzerinizde deneyebilirsiniz: Boyunuzun karesini alın. Çıkan rakamı bir kenara not edin. Sonra kilonuzu bu rakama bölün.
Elde ettiğiniz sayı 20-25 aralığındaysa vücut kitle endeksiniz sizin ‘normal’ kiloda olduğunuzu söylüyor. 25-30 aralığında bir sayı bulduysanız ‘şişman’sınız. 30-35 aralığı ‘obez’ olduğunuzu söylüyor; 35’in üstündeki sayılar ise ‘ölümcül obez’ olduğunuzu.
Obezite, doktorların ‘metabolik sendrom’ dedikleri bir dizi vahim kronik hastalığın en büyük sebebi. Bu hastalıklar arasında şeker de var, kalp ve damar hastalıkları da, eklem rahatsızlıkları da...
Yani fazla kilolu olmak birden fazla kronik hastalığın kapısını açmanın garantili yolu.
O yüzden ülkemizde de dünyanın dört bir yanında da bu meseleyi kökünden çözebilmek için çalışmalar yapılıyor. Harvard Üniversitesi’nde Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in başında bulunduğu araştırma merkezi geçen yıl ‘Sabri Ülker Merkezi’ adını aldı; obeziteyi önlemek ve geri çevirmek için dünyada en ileri araştırmaların yapıldığı yer burası.


Az yemek, çok hareket


Obeziteye sebep olan temel mekanizmanın vücudun tüketebildiğinden fazla besin alması olduğu genel kabul görmüş bir anlayış. Nitekim, zayıflamanız gerektiğinde siz de bir diyetisyene danışıp yediğinizi içtiğinizi azaltmaya, buna karşılık sportif aktivitenizi arttırmaya çalışıyorsunuz.
Doğrusunu da yapmış oluyorsunuz.
Ama obezite veya şişmanlık sorununa başka türlü bakamaz mıyız?
Prof. Dr. Hotamışlıgil’in yönetimindeki merkezin hemen yakınındaki ünlü Massachussets Institute of Technology MIT’den biyolog Manolis Kellis ve arkadaşları soruna başka bir açıdan, genlerimizden bakmayı denemişler ve çok ilginç sonuçlara ulaşmışlar.


Kahverengi yağ iyi, beyaz kötü!


Henüz sadece fareler üzerinde yapılan deneylerin sonuçları var elimizde ve hiçbir şey kesin değil ama Kellis ve arkadaşları, IRX3 ve IRX5 diye adlandırılan genlerin son derece önemli olduğu kanısında. Bu genler, bizim hangi çeşit yağ hücrelerine sahip olmamız gerektiğini belirleyen genler esas olarak.
Vücudumuzdaki yağ hücreleri temelde iki çeşit. Biri bildiğimiz beyaz yağ hücreleri, diğeri ise kahverengi yağ hücreleri. Beyaz yağ hücrelerinin sadece enerjiyi depolama işlevini yerine getirdiğine inanılıyor. Buna karşılık kahverengi yağ hücrelerinin çok sayıda önemli işlevi var. Bu işlevler arasında ilk keşfedilen bu hücrelerin vücut ısımızı düzenlemesi. Eğer soğuk bir ortama girersek bu hücreler vücut ısımızı yükseltmek için beyaz yağ hücrelerinin yağ yakmasını emrediyor vs.


Geni kapatınca zayıflamak


Araştırmacılar, IRX diye adlandırılan genlerin aktivitesini kapattığında farelerdeki beyaz yağ hücrelerinin kahverengi yağ hücresine dönüşmeye başladığını görmüş.
Mesela şişman bile olmayan normal ağırlıktaki farelerin IRX3 geni kapatıldığında bu farelerin eskisi kadar yemeye ve aktiviteye devam ettikleri halde vücut yağlarının yüzde 50’sini kaybettiklerine tanık olunmuş. Ve aynı farelerin kilo almamaya devam ettikleri de gözlenmiş.
Şimdi araştırmacılar bu gen kapama-açma mekanizmasını bir tedaviye çevirmeye uğraşıyorlar. Eğer günün birinde bir ilaç yapılabilirse, bu ilaç çok uzun deneme sınavlarından geçecek ve bunların hepsinde de farelerde olduğu gibi başarılı olursa son olarak insan üstünde denenecek. Bu denemelerde de başarı kazanılması halinde, insanlık şişmanlığa karşı büyük bir zafer elde etmiş olacak.
Ama siz şimdiden şişmanlığınız için bu bahaneyi kullanabilirsiniz: ‘Fazla kilolu olmamın sebebi genetik, benim IRX genlerin doğru çalışmıyor...’

X