Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üçte biri okyanuslarla kaplı Mars

AMERİKAN Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, birkaç gün önceden gazetecileri “Mars’la ilgili çok önemli bir açıklama” için basın toplantısına davet ettiğinde spekülasyonlar başladı.
NASA’nın “Mars’ta su bulduk” demesi bilim gazetecileri için en ağırlıklı ihtimaldi; nitekim öyle oldu, önceki gün Türkiye saatiyle 18.30 civarında başlayan toplantıda bilimciler ‘Kızıl Gezegen’de akarsu bulduklarını açıkladı.
Mars’ta su olması şaşırtıcı değil, hatta zaten bilinen bir şey. Gezegenin kuzey ve güney kutuplarındaki devasa buzullar uzun yıllardır biliniyor ve inceleniyor. Kuzey kutup buzulu neredeyse tamamen su, güney buzul ise yüzde 85 buzlaşmış karbondioksit, yüzde 15 su buzu.
Anladınız herhalde, karbondioksit gazının bile buza dönüşmesini sağlayacak kadar soğuk bir gezegende akar su olması imkânsız gibi bir durum.
Oysa bundan 3.8 milyar yıl önce Mars’ın yoğun ve kalın bir atmosferi vardı, yüzey sıcaklığı çok daha yüksekti, gezegenin üçte biri okyanuslarla kaplıydı ve nehirler akıyor, yağmurlar yağıyordu. Sonra gezegen atmosferini kaybetti, soğudu ve sular dondu.
Bugün Mars’ın incecik bir atmosferi var, bir manyetik alanı yok ve en önemlisi Güneş’ten veya uzaydan gelecek radyasyonu engelleyecek ozon tabakası yok.
Peki gezegen ortalaması
eksi 63 dereceyken nasıl oluyor da akarsu oluyor?


40 HAVUZ KADAR SU

Doğanın mucizevi sürprizlerinden biri bu: Bazı bölgelerde, bazı yamaçlarda yoğun tuzlanma var (bir zamanların okyanus ve akarsularının bir başka delili) ve bu tuz sayesinde bir miktar su daha zor donuyor, hatta ‘sıcak’ mevsimlerde eriyip yamaçtan aşağı akıyor.
NASA’nın bilimcileri bu bilmeceyi suyun tuz üstünde akarken bıraktığı ve düne kadar ‘gizemli’ olarak adlandırılan siyah çizgiler sayesinde çözdü. Yapılan hesaba göre Mars yüzeyindeki likit suyun miktarı ancak 40 olimpik havuzu dolduracak kadar, yani çok az. Ama yine de su sudur ve kendi dünyamızda hayatın sularda başladığını hatırlayacak olursak, düne kadar teorik bir varlık olan Mars’ın okyanuslarında da bir hayat gelişme ihtimalini artık daha kuvvetli konuşabiliriz.
‘Hayat’ derken yeşil renkli Marslıları veya Total Recall filmindeki o uygarlığı düşünmeyin, daha çok tekhücreli canlılara, bakterilere, mikroplara yoğunlaşın bence. Çünkü çoğu kişinin aklına gelmez belki ama kendi dünyamızda da tekhücreliler, bakteriler ve virüsler sayıca insanlar dahil diğer çokhücreli canlılardan katbekat fazla. Dolayısıyla Mars’ta tek hücreli bir canlıya rastlama olasılığımız çokhücreli karmaşık canlılara rastlama olasılığımızdan katbekat fazla.
İki yıl önce dünyamızda güney kutbunda kalın buz tabakasının altında bir göl bulundu. Antarktika’daki bu Vostok Gölü’nün varlığı, bilimcilere Mars’ta da yüzeyin altında hâlâ likit durumda göller olma olasılığı hakkında spekülasyon yapma imkânı veriyor. NASA, en önce ‘Suyu izle’ adlı programı uygulamaya koydu. Şimdi su kanıtlandığına göre sırada ‘Yaşamı izle’ var. Buradaki ‘yaşam’ sadece Mars’ta yaşam izlerini aramak değil, ileride bu gezegene yapılacak insanlı seyahatlerin altyapısına dair hazırlıklar yapmak.


Yüzeyde yaşam zor

MARS’ın atmosferi yok gibi, bir zamanlar o asmosferi Güneş fırtınalarından koruyan manyetik alanı da artık yok, Güneş’ten veya uzaydan gelen kozmik radyasyondan gezegeni koruyacak bir kalkan da yok. Bu durumda, bir zamanlar Mars’ta tekhücreli dahi olsa hayat vardıysa bile buna bugün gezegen yüzeyinde rastlamak çok düşük olasılık. En büyük engel ölümcül radyasyon.
Ama yüzeyin altındaki muhtemel göllerde veya yüzeydeki ‘permafrost’un altında kalan görece daha sıcak toprak tabakasında bir hayatın izleri olabilir.


Suyu tuzlu


Uzmanlar Mars’taki suyun Dünya’daki okyanuslardan çok daha tuzlu olduğunu belirtti.Mars’taki su akışkan olsa bile içerdiği bazı bileşenler nedeniyle insanlar için zehirli olabilir.

Suyu anlamak hayatı anlamak demek

MARS’la neden bu kadar ilgiliyiz?
Sebebi basit: Dünyamıza en yakın ve bir hayat barındırma ihtimali olan yegâne gezegen Mars. Herhalde bu yüzden Mars ile ilgimiz neredeyse insanlık tarihi kadar eski ama özellikle son yıllarda bu gezegene daha yakından bakıyoruz.
İnsanoğlu 60’lı yılların sonunda Ay’a gittikten sonra bir sonraki hedef Mars oldu. Ama Mars’a gitmekle Ay’a gitmek kıyaslanabilir şeyler değil. Bir insanlı araç Mars’a iyimser ihtimalle 6 ayda varabilir. Gidiş-dönüş yolu sadece 1 yıl sürecek bir yolculuğa insan vücudu dayanabilir mi? O kadar süre yetecek yiyecek içecek nasıl taşınır?
Diyelim gittiniz, Mars’ta ne kada kalacaksınız? Nerede, nasıl kalacaksınız?
Böyle milyon tane soru var.
Tabii unutmayın bir de Mars’a göç etmeye, yani tek yönlü yolculuk yapıp sonra orada yaşamaya gönüllü binlerce insan var, ayrıca böyle bir fikir de var.
Yine de bu aşamalardan önce Mars’taki suyun doğasını öğrenmek gerekiyor. O doğayı öğrenebilirsek, Mars’ın bir hayat formunu destekleyip desteklemeyeceğini de öğreneceğiz. Su, hayatla ilgili pek çok şeyin anahtarı çünkü.

X