Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürt sorunu diye bir sorunumuz yok mu?

SİZİ bilmem, benim etrafım ümidini kaybetmiş, kötümserliğin dibine vurmakta olan insanlarla dolu.

Şöyle bir adım geriye çekilip baktığımızda, gelecekten endişe duymak için pek çok sebebimiz var.

Birincisi, PKK terörü yeniden hortlamış durumda; üstelik ne hortlama.

İkincisi, güneydeki komşumuz iki ülkede birden savaş var ve biz bu iki savaşın ikisine birden bir biçimde müdahiliz.

Üçüncüsü, ülkemizin ihracatı ve turizm gelirlerinde ciddi miktarda gerileme var; bu gerileme ve diğer pek çok faktör yüzünden döviz kurları büyük bir hızla yükseliyor, bizler de döviz cinsinden hesapladığımızda ciddi biçimde fakirleşiyoruz.

Dördüncüsü, ülkemizde bir darbe girişimi oldu; bu darbe girişimini gerçekleştiren örgüt olan FETÖ ile ciddi bir polisiye mücadele devam ediyor, her geçen gün bu örgütün devlet hayatından sivil hayata kadar her alana nasıl nüfuz ettiğiyle ilgili yeni bilgiler ediniyoruz.

Beşincisi, ülkede siyasi kavga ve kutuplaşma ortamı her geçen gün daha da sertleşiyor, kavgasız gürültüsüz günümüz yok gibi.

Altıncısı, Avrupa ve ABD ile her gün yeni yeni atışmalar yaşıyoruz, ülkenin düne kadar sahip olduğu Batılı ülke kimliği içeride ve dışarıda sorgulanıyor.

Yedincisi, sanki bu sorunların hiçbiri yeterli değilmiş gibi durduk yerde hükümet yasalara göre henüz çocuk olan kızlarla evlenen erkekleri affetme bahanesiyle çocuk tacizini cezasız bırakan bir yasa değişikliğine kalkışıyor.

Daha da sayarım ama burada kesiyorum bizi gelecek endişesine sevk eden sorunları. Ancak sanıyorum bunlar içinde ilk sıraya yazdığım PKK terörü meselesi tek başına bizi geleceğe ilişkin ümitsiz yapan en önemli sorun.


BARIŞ OLMAZSA ÜMİT DE OLMAZ
Türkiye’nin Kürt sorununu ve PKK terörü/şiddeti meselesini çözmeden başka herhangi bir sorununu çözebilmesi, geleceğe ilişkin ümit biriktirebilmesi pek mümkün değil.

O bakımdan, Kürt meselesine, daha doğrusu PKK meselesine daha yakından bakmamız lazım.

Düne kadar PKK konusunda toplumda bir çözüm ufku vardı. Daha doğrusu, uzun yıllar sonra ilk kez tünelin ucunda bir ışık göründüğüne, bu sorunu artık silahsız bir biçimde çözme yoluna sokabileceğimize dair bir beklenti vardı.Bu beklenti ülkede her şeyin de iyiye doğru gitmesine yardımcı oluyordu; ekonomi gelişiyor, turizm artıyor, ihracat tarihi zirveleri zorluyordu. Yabancı yatırımcılar, barışın gelmekte olduğu ülkeye bir an önce girebilmek için yarışıyor, KOBİ’ler dahil pek çok şirket yabancı ortaklarla ya birleşiyor ya da satın alınıyordu. Ancak bu beklentiler bir anda terse döndü. Terör ve terörle mücadele birdenbire uzun zamandır görmediğimiz bir yoğunluk seviyesine ulaştı. İlk günlerde “Sonunda yine çözüm sürecine dönülür” deniyordu ama bugün geldiğimiz noktada ‘çözüm’ün ç’si bile yok ortada.


GİDEREK AĞIRLAŞIYOR
“Biz PKK ile değil Kürtlerle, vatandaşlarımızla yapacağız çözümü” deniyor ama bu lafın geçerliliği ne kadar, belli değil. Bir kez daha kazananı olmayacak bir savaşın/mücadelenin içinde bulduk kendimizi. Üstelik durum ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Son olarak Kürt siyasi hareketinin en makul, en tecrübeli ismi olan Ahmet Türk’ün hapse atılmasıyla yeni bir zirveye ulaştı bu ağırlaşma hali.

Kürt sorununun çözüm veya savaş yönüne evrilmesi ülkedeki siyasi denge ve ittifaklar dahil pek çok şeyi aynı anda değiştiriyor. Dünün çözüm partisi AK Parti bugün en milliyetçi politika ve söylemlerin sahibi. İdam dahil. Düne kadar AK Parti’nin çözüm ortağı HDP’nin ise genel başkanları dahil pek çok ismi hapiste.

Düne kadar AK Parti liderliğinin kafatasçılıkla suçladığı MHP bugün aynı AK Parti’nin en yakın müttefiki. Düne kadar AK Parti’yi ‘gayrimilli’ olmakla suçlayan ultra Kemalist ve ulusalcı kesimler bugün AK Parti’yi yere göğe sığdıramıyor.

Türkiye başka bir gezegene taşınamayacağına, bırakın gezegen değiştirmeyi dünya üzerindeki coğrafi konumumuzu bile değiştiremeyeceğimize göre, bize PKK ile girilen şiddet sarmalından nasıl çıkacağımıza dair bir ufuk, bir hedef, bir ümit gerekiyor. Kötümser olmak için, gelecekten endişeli olmak için çok sebebimiz var; bu sebeplerin başında da Kürt meselesi geliyor. Barış ihtimalini görene kadar da endişeli kalacağız.

X