Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elbet sonunda bir hükümet kurulur

BAŞARI aslında Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne ait ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de ciddi payı var: Seçimin üstünden beş hafta geçtikten sonra sokakta vatandaş ‘Hükümet kurulacak mı’ diye soruyor. Az başarı sayılmaz!
Benim başıma bu sıklıkta geliyorsa öteki gazetecilere daha çok geliyordur; bakkaldan taksiciye, genç öğrenciden ev kadınına her çeşit insan, merhaba bile demeden ‘Hükümet kurulur mu’ diye soruyor.
Elbet bir hükümet kurulur; ama peşrevin bu kadar uzun sürmesini ve uzun sürüyor diye tarafların propaganda makinelerinin şimdiden birbirini suçlamaya başlamasını anlamak zor.
Bu yazıyı AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin görüşmeye başlamasından önce yazıyorum. Görüşmenin sonunu beklemeye, Davutoğlu’nun ilk iki görüşmesini toplu halde değerlendirmeye gerek duymadım.
Duymadım çünkü, biraz sonra başlayacak olan görüşmeden çıkacak iki ihtimal var. Ya AK Parti ve MHP, aynen CHP’yle olduğu gibi ‘Keşif amaçlı görüşmeler’e karar verecek ya da MHP ‘Biz muhalefet olmak istiyoruz’ demeye devam edecek.
Bu iki ihtimalin birbirinden yegâne farkı, ikinci ihtimalin gerçekleşmesi halinde kenarda duran CHP’nin kendi elinin güçlendiğine dair (bence yanlış) bir izlenim edinmesi olacak; o kadar. (MHP ile keşif amaçlı görüşmelerin başlanması da AK Parti’ye elinin güçlendiği hissini verebilir ama bu da yanlış bir his olur; AK Parti’nin eli pazar günü ne kadar güçlüydüyse bu görüşme sonrası da ancak o kadar güçlü kalmaya devam edecek.)
Koalisyon matematiğinin veya koalisyon kurulması sırasında oynanacak ‘Oyun Teorisi’nin en kritik noktasını geçen gün Ahmet Davutoğlu söyledi: ‘Biz koalisyona öteki partilere göre daha az muhtacız. Onların iktidar olabilmesi için (seçim yenilense dahi) mutlaka koalisyonda yer almaları gerekiyor; biz ise bir seçimde tek başına iktidar olmaya daha yakınız.’
Dolayısıyla mesele, CHP ve MHP açısından iktidarda olmayı isteyip istememek meselesi aslında.
MHP daha ilk gece söyledi; ‘Biz muhalefet olmak istiyoruz’ dedi. CHP ise ‘İktidar oluruz ama...’ diye başlayan cümleler kurdu bugüne kadar.
Şimdi karar anı geldi çattı: CHP veya MHP iktidarın parçası olmak, ülkeyi yönetme sorumluluğuna ortak olmak istiyor mu, istemiyor mu?
Bu partilerden biri veya ikisi birden ‘Tamam biz istiyoruz’ dediğinde top AK Parti’nin sahasına geçecek: Bakalım bu parti 13 yıldır tek başına kullandığı iktidarı paylaşmaya yanaşıyor mu yanaşmıyor mu?
Ülkenin mutlaka bir hükümeti olur; bugün değilse yarın olur.
Mesele bu iki basit soruya bugünlerde verilecek yanıtlarda.
Bu oyunda da, hoşumuza gitmese de AK Parti avantajlı. Eğer CHP ve MHP, ‘Hayır iktidar olmak istemiyoruz’ derlerse, AK Parti’nin herhangi bir soruya cevap vermesi gerekmeyecek bile.


Seçim kararını sadece Cumhurbaşkanı mı alabilir?

VARLIĞINI unuttuğumuz Anayasa maddelerini seçim sonrası yeniden hatırladık. Bunlardan biri, hükümetin 45 gün içinde kurulmasıyla ilgili. Eğer kurulamazsa, Anayasa Cumhurbaşkanı’na Meclis’i feshedip ülkeyi seçime götürme ve bu arada da bütün partilerin içinde temsil edileceği bir ‘geçici hükümet’ kurma yetkisi veriyor.
Peki ama 45 günün bitmesine doğru ufukta bir hükümet gözükmüyorsa ve AK Parti Meclis Grubu mesela ekim ayında bir erken genel seçim için önerge verirse?
Meclis’teki diğer partiler (özellikle de MHP) bundan kaçınabilir mi?
Bu yöntemin özelliği şu: Cumhurbaşkanı’nın bir hükümet kurmasına gerek kalmıyor; mevcut müstafi hükümet seçim sonrasında yenisi kurulana kadar ülkeyi yönetmeye devam ediyor.
Kırk katır mı, kırk satır mı?

X